Web Sürümüne Geç

    Ruhu ve aklıyla...

    Dr. Gürkan Kubilay Dr. Gürkan Kubilay
    Bu tür maçlarda başlaması az görülen bir tempo ile başladılar. Fener cesurdu , Topuz'u ön liberoya monte etmişti. G.Saray ise oyunun savunma yönünü seven Topal- Sarp ikilisi ile daha tetikteydi ama Santos ve Keita ile hızlı hücum silahını kullanıyordu. Fener'in bu sahaya gol atmak için gelmiş olması da orta alanların çabuk geçilmesine ve oyunun kalelerin önünde oynanmasına yol açıyordu. Ama 10. dakikadan sonra daha kontrollü oyun başladı. Fener maçı daha çok domine eden taraftı, fakat bu Galatasaray'ın kontratak silahının işine yarayabilirdi. Fenerbahçe yardımlaşmayı ve alan savunmasını iyi yapıyordu. Savunmayı Lugano ve Bilica ile hem de takım geniş alanda oynamasına rağmen iyi yapan Fener'e karşı organize gelemeyen G.Saray'da iş Keita'nın yeteneklerine kalıyordu. "Aman puan kaybetmeyelim" mantığı, ilk yarıda mücadeleyi getiriyor ama daha çok koşan Fenerbahçe ile daha az topla oynayan Galatasaray'a gol alanında fazla iş yaptıramıyordu.

    Güiza ofsayta takıldı

    Bu durumda da Topal-Arda değişikliği, G.Saray'ın sistem değişikliği ile beraber golü daha fazla düşünmesi ve oyunun Fener alanına yıkılması anlamına geliyordu. Ama hazır olmayan Arda ile orta sahası zayıflayan rakibine karşı Fener gömüldü ama hızlı çıkabilirse ciddi pozisyon bulabileceği bir ortam buldu. Rijkaard'ın yanındaki silahların, Daum'a göre çokluğu Baros da kenara gelince belli oluyordu ama kimse çok iyi oynayan Selçuk'un şutunu ve Franco'nun ikramını hesaplama şansına sahip değildi. Güiza'nın yanlış zamanlı ofsaytları olmasa Fener, tek hücum silahı olan hızlı hücumla golleri artırabilirdi, çünkü sahayı doğru kullanan ve iyi oynayan taraftı. Bu kadar hücumcusu olan bir rakibi oynatmama başarısı ayrı bir beceriydi. Sahada takımının ruhunu daha fazla hisseden oyuncular Fener'den yana idi. Aklını kullanan, normal bir maça oranla yüzde 20 daha fazla koşan ve Daum'ca iyi yönetilen de Fener olunca sonuç normal oluyordu.

    BİZE ULAŞIN