Web Sürümüne Geç

    Alex Hakan Şükür olmalı mı?

    Dr. Gürkan Kubilay Dr. Gürkan Kubilay

    Aykut hoca, Alex'i karşısına değil yanına almalı. Son yılında ondan futbolcu-menajer olarak yararlanmalı, saha içi ve dışında yardımcısı gibi kullanmalı.

    Başlık kafa karıştırmasın, açıklayalım. Milli Takım'a gelmesi için zamanında büyük çaba gösterdiğim ve Gençlerbirliği'nin Avrupa maçlarında beraber analizler yaptığımız Ersun Yanal, Milli Takım'a gelmeden önce, Gençlerbirliği'nde klasik santrfor oynatmıyordu.

    Youla önde çoğunlukla tek oynuyor, ceza alanı içinde çok dolaşıyor, yapılan ortalarda defansın dengesini bozuyor, rakipten dönen topları ise (Ki bunlara ben ribaunt diyordum. Sevgili Fatih Terim de bana hep serzenişte bulunurdu) Gençlerbirliği topluyor ve golleri atıyordu. Takım, ribaunt almak için özel antrenmanlar yapıyordu.

    Yani Gençler'de yapılan ortaların temel nedeni, santrfora kafa vurdurmak değil, savunmadan dönecek topları toplayarak gol atmaktı. İşte bu tarzı Milli Takım'da da uygulamak için Milli Takım'a hoca olduğunda Ersun Yanal, Hakan Şükür ile yolları ayırmak istemiş, ben de kendisine "Hakan'ın oynamaması konusunda seninle aynı fikirde değilim. Hakan büyük oyuncu ama illa ki böyle bir şey yapacaksan, o zaman Avusturalya kampına da götürme.

    Kampa gitmeden önce yanına al. Bir basın toplantısı ile onun ne kadar saygı duyulacak bir oyuncu olduğunu ama sisteminde farklı bir oyun tarzı düşündüğünü anlat ve kamuoyunun gözü önünde teşekkür et'' demiştim.

    Ersun hoca yine de Hakan'ı götürdü ve sonra bilinen olaylar yaşandı. Sonunda Hakan Şükür, Ersun hocayı götüren en önemli faktörlerden oldu. Bu olayı da yıllar sonra ilk kez yazma gereği duydum. Çünkü az sonra yazacaklarıma temel teşkil ediyordu. Şimdi benzer senaryo Fener'de yaşanıyor. Peki Alex gitmeli mi? Gelin her zamanki gibi önce ortaya somut veriler koyalım, sonra tartışalım.

    1- AVRUPA'DA ALEX'İ OLAN ŞAMPİYON VAR MI?
    Bayern'i hatırlayın... Bommel ve Schweinsteiger ile sağlama alınmış ön liberolar, kenardan saldıran Ribery ve Robben, yani Alex yok. Bu sayede önde Gomez, Klose, Oliç üçlüsünden en az ikisi mutlaka var.
    Geçin Barça'ya... Xavi, Toure, Keita veya Bosquets ile müthiş bir ileri giden ön libero hattı var. Ama Alex yapısında oynayan oyuncu yok.

    Bu nedenle forvet 3'lü. Yani Alex orda da yok. İngiltere'ye bakalım. Chelsea ligin başında Lampard ile daha sonraki maçlarda Cole ve Malouda ile forvet arkası adam denemesi yapıyordu.
    Ama bu forvet arkası adam, önde Anelka ve Drogba gibi iki forvetin oynamasını engellemiyordu.
    Peki Fener'de Alex oynayınca, forvete bir adam daha koyabiliyor muydunuz? Yani Alex, Chelsea'de de yoktu.

    İtalya'ya geçelim... İnter'de forvet arkası , özellikle ligin başlarında Sneijder ve zaman zaman Stankoviç'i kullanıyordu. Ama önde daima Milito ve Eto'o ile iki forvet oluyordu. Yani Alex orada da yoktu.
    Fransa'da Bordeaux ise zaten genellikle Gourcouf, Vendel, Goufran, Plasil 4'lüsünden bir orta alan 3'lüsü kullanır. Maçın durumuna göre bazen Cavenaghi ve Chamakh, bazen sadece Chamakh ile önde oynardı. Alex'in tarzında bir oyun şekline müsade etmezdi.

    Ben size biraz daha done vereyim... 4-3-3 oynayan Twente'de, koca sezonda Gent maçı hariç Anderlecht'te de, sezonu 4-1-3-2 oynayarak bitiren Benfica'da da tek forvet arkası 3'lü blokla oynayan Panathinaikos'ta da, 4-1-4-1'i en çok seven şampiyon Salzburg'ta da, 4-4-2'nin yılmaz savunucusu G. Rangers'ta da Alex tarzı bir oyuncu ve oyun tarzı yok.
    Peki hiç mi bunu oynayan takım yok? Var...

    Geçen sezonun ilk maçlarında Arjantinli Dominguez'i böyle kullanıp , 4-4-1-1 oynayan Rubin Kazan var.
    O kadar...

    İŞİN ÖZETİ: Yani Alex varsa, forvete adam gibi bir forvet daha ekleyemiyorsunuz.
    Evet belki Alex'i forvet gibi oynatıyorsunuz. Ama öndeki Güiza ile beraber sadece iki forvetiniz oluyor.
    O yüzden de "Orta yapıldığında ceza alanında en az adamla bulunan takım" analizimde Fener yaklaşık 4 yıldır 4 büyüklerin içinde hep ilk iki sırada. Yani rakip ceza alanı, Fener için susuz çöl gibi.

    SONUÇ: Avrupa'nın 5 dev liginin şampiyonlarından hiçbirinde, hatta diğer önemli liglerde Alex tarzında bir oyuncu yoktu.

    2- ALEX, FENER'İN SPRİNT ATMA DENGESİNİ BOZDU
    İşte Türk futbolunu yepyeni bir analizim ile daha tanıştırıyorum.
    Sprint atma nedir bilir misiniz?
    Bir futbol takımı bir maçta ortalama 900-1000 defa sprint atar, yani 5 ile 15 metrelik kısa mesafeli depar yapar. Sprint atmak demek rakibin arkasına kaçmak, dikkatini dağıtmak, savunma dengesini bozmak demektir. Yani "Gol atacağım" demektir. 'Sprint'in ne önemi mi var?
    Söyleyeyim; Dünya şampiyonu İspanya'yı yenen tek takım kimdi bu kupada? İsviçre...
    Peki neden? Maç boyu tam 120 kilometre koştular ve bunun 40 kilometresini çok yüksek hızda (saatte 22 kilometre) koşarak yaptılar. Üstüne de tam 1450 sprint attılar. Yani etkili, hızlı, çok koştular ve 'sprint'lerle hem de İspanya gibi bir takımı yendiler.
    Yaptığım araştırmalarda gördüğüm net. Bir takımın hücum hattındaki alternatifi ne kadar çoksa, o kadar çok sprint sayısı elde ediliyor.
    İşte bu konuda da Alex'in varlığı sorun teşkil etti. Çünkü Alex nedeni ile azalan forvet sayısı ve Alex'in savunmaya dönmemesinden korkarak ileri çıkmayan iki kenar adamı yüzünden Fener'in maçlardaki sprint sayısı 600-700'ler civarında yani iddialı bir takımın nerede ise yarısı kadar kalıyordu.
    Sonuçta Fener hem mesafe olarak çok koşamıyor, hem de rakibi rahatsız edecek sprintleri yapamıyordu.
    Bu durumdan elbette sadece Alex sorumlu değildi.
    Takımın orta sahasının kenarındaki adamların oyuna girmemeleri de sıkıntı yaratıyordu.

    3- ALEX GİDER DERTLER BİTER Mİ?
    Bunu söylemek; en az Alex'in "Bu takım için vazgeçilmez'' olduğunu söylemek kadar saçma.
    Alex bu takımın istatistiklerinde uzak ara 1 numara oldu senelerce. Çünkü takımın başka hücum alternatifi olmadı.
    Bu yüzden de her şey Alex'e bağımlı oldu.
    Senelerdir Fenerbahçe değil, ALEXBAHÇE yazmamın nedeni buydu.
    Ben bu takım için Alex'in ne kadar önemli olduğuna, Alex'in ne kadar iyi oyuncu olduğuna inananlardanım ve bunu daima yazdım ama Alex'le 'tek ayaklı bir futbolcuya dönen' Fener'in artık iki ayağını kullanması, daha çok hücum alternatifi olan, çok ve hızlı koşan bir takım olması gerekliliğine de inanıyorum.

    Bunu yazarken de Fener'in çok koşacak bir antrenman sistemi kurmadan, yerli oyuncuların yabancı oyuncular karşısında "Burası Fener, burada bizim borumuz öter" triplerine girmeden, Aykut hocanın teknik yardımcı kadrosunu "Avrupa hedeflemiş bir takımın vizyonuna sahip" kişilerden oluşturmadan bu işlerin olamayacağını biliyorum.

    ALEX FUTBOLCU-YARDIMCI MENAJER OLMALI
    ÇÖZÜM: Çok net, işler bu tartışma noktasına gelmişse Alex'ten istenecek tek şey var.
    Onun bu takıma hizmetleri asla inkar edilemez.
    Ama kenarda, takımının ihtiyaç duyacağı anlarda, katkı sağlaması gerektiği anlarda oyuna girmeyi kabul edecek ve gerek kenarda, gerek kamuoyunda bunu sorun yapmayacaksa son bir senesini takımda kalarak geçirmelidir.
    Aslında karakteri buna uygundur da Alex'in.
    Ama kenarda olması, basının bu işe meraklı kişileri tarafından her başarısızlık sonrası kullanılacaksa (ki bu hiç de az bir olasılık değildir) şimdiden yolların ayrılması doğru olur.
    Ayrıca kenarda Alex gibi kozu olan bir takımın, ligin en iddialı takımlarından biri olacağı da tartışılmaz.
    Ben, Aykut hocanın Alex'i karşısına değil, yanına alması gerektiğini, adeta bir saha içi ve dışı yardımcısı gibi kullanabileceğini, son yılında Alex'ten bir futbolcu-menajer olarak yararlanabileceğini, bunu da sadece oyuncunun kendisi ile kafa kafaya yapacağı bir toplantı ile yalansız, dolansız, aracısız bir şekilde ona anlatabileceğini düşünüyorum.
    Bu ikili görüşmenin ardından yapacakları beraber bir basın toplantısı da basının spekülasyona meraklı bölümünün ekmek teknesini yakmaya yetecektir.

    BİZE ULAŞIN