Web Sürümüne Geç

    İnanın çocuklar!

    Emre Bol Emre Bol
    Bugünkü köşemi bir köşe yazarı olarak değil, 3 yıl önce Denizli Atatürk Stadı'nda gözleri önünde şampiyonluğu son maçta kaybetmiş bir F.Bahçeli taraftar olarak yazıyorum.
    O gün kızgınlık ve öfke tüm iyi duygularımı kaybettirmiş, gerçek duygularımı yazamamıştım.
    İnanılmaz, anlatılmaz bir gündü. Mahşeri bir kalabalık... Stat dışındaki balkonlar bile tıka basa dolu. Saçma sapan bir korna sesinden başka bir şey duyulmuyor. Sonradan öğreniyorum ki, bu korna sesleri, F.Bahçeli oyuncuların konsantrasyonunu bozmak için tezgâhlanmış!
    Dakikalar ilerliyor, Kadıköy'den arkadaşlarım arıyor, "Neler oluyor?" diye. Kimseyi rahatlatacak durumda değilim. Beni kim rahatlatacak?
    Sahaya sürekli konfetiler atılıyor, maç bir türlü oynanamıyor. Hakem Selçuk Dereli, bu karşılaşmayı tüm yapılanlara rağmen oynatarak koskoca bir sezonun emeğini çalıyor.

    Yarın bayram olsun

    Maç 16 dakika uzuyor, Basın tribününde olan G.Saraylı gazeteciler, "Bu kadar uzatacak ne vardı?" diye saçmalıyor. Oysa bu maçın tescili mümkün değil. Yine de F.Bahçe ezecek, kimsenin arkasına sığınmayacak, golünü atacak, şampiyon olacak diye umut ediyorum. Tıpkı Bağdat Caddesi'nde bekleyen binlerce taraftar gibi...
    Son düdük çalıyor! Ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Sahaya inince Tuncay'la göz göze geliyoruz. Ağlıyor... Diğer yanda Appiah ve Volkan yıkılmış. Herkes kocaman bir boşluğa düşmüş. Olmayacak denilen şey olmuş!
    Yarın F.Bahçe sezonun son 90 dakikası için Trabzon karşısına çıkıyor. Rakipler dört gözle, "Tarihin tekerrür etmesi için" ellerinden geleni yapıyor, türlü numaralara başvuruyor.
    Buradan sarı-lacivertli oyunculara sesleniyorum; çıkın sahaya her şeyinizi verin. Ne siz ağlayın ne de taraftarı ağlatın. Yarın Kadıköy'ün bayramı olsun. Bizler inandık siz de inanın...

    BİZE ULAŞIN