Web Sürümüne Geç

    Gülüm benim

    Maç başladı, taktik belli oldu: "Kaleyi gören vursun.." Vursun ama, isabet yok. İşin gerçeği, dün gece ki Beşiktaş geçtiğimiz maçlara oranla daha istekliydi.
    Ayağa yapılan paslar, ayakta tutulan topların yüzdesi ve orta sahada ki baskı siyah-beyazlıların ufaktan da olsa, bir değişime uğradığını gösteriyordu. Guti, Ernst ve Aurelio'nun orta sahayı ele geçirip, oyunu Beşiktaş lehine yönlendirmeleri savunmanın da hata yapmamasına neden oldu.
    Bu durum ta ki, 30. dakikaya kadar devam etti. İlk yarım saatlik bölümden sonra orta alan elemanlarının gardı yavaş yavaş düşünce bu sefer G.Birliği sazı eline aldı.
    Savunmanın arkasına atılmaya başlanan toplar her ne kadar ofsayt ile kesilse de, bizlere klasik Beşiktaş'ı hatırlatmaya yetti.
    Devrenin sonlarına doğru kazanılan penaltı eğer penaltı ise bu ligde birçok takımın şimdiye kadar çok hakkı yenmiş demektir.

    Holosko yine kayıp
    Son 45'te Beşiktaş yine oyunda mahkum bir havaya büründü.
    Nasıl bürünmesin ki, koskoca Beşiktaş forvetsiz olarak çıktığı maçta sadece ilk 30 dakikada futbol oynadı.
    Sonrasında ise, yine kayıplardaydı. G.Birliği maçtaki etkinliğini skora yansıtabilse, işin rengi çok daha farklı olurdu. Özellikle Hurşut ve Serkan Çalık'ın etkili oyunu skora yansımayınca Beşiktaş'ın işi daha da kolaylaştı.
    Bu arada dün gece Q7 ve bilhassa savunmadaki Ersan Gülüm'ün futbolu müthişti.
    Dikkat edin, Ersan rakip ataklarının tamamına yakınına tek başına direndi ve savunmanın ayakta kalmasına neden oldu.
    Q7 ise eski günlerine dönüş sinyali verdi.
    Bu arada kulübede oturmayıp, devamlı ayakta kalarak takımını yönlendiren Schuster'in bu durumla ilgili ciddi bir uyarı aldığı apaçık ortada.
    Bir de saha içinde çimleri döven Holosko'ya müdahale edebilse, takımı maç boyunca on kişi oynamayacaktı.

    BİZE ULAŞIN