Web Sürümüne Geç

Boşa giden paralar

Arzuladığımız futbol heyacan ve özlemini, El Clasico'nun iki devinin mücadeleleriyle giderdiğimiz bugünlerde Süper Lig'deki maçlar oldukça sıradan geliyor doğrusu.
İki tane ligden kopmuş, hedefsiz takımın mücadelesinde, açık ve bol pozisyonlu bir futbol beklentisindeydim.
Nitekim geçen haftaki galibiyetin verdiği motivasyonla maça başlayan ve de o maçtaki ilk onbirle sahaya çıkan Galatasaray, aynı tempoyla henüz 2. dakikada bulduğu golle maçın başında iyi sinyaller verdi.
İlk defa kaleye gelip pozisyon bulan Kayserispor, Gökhan-Servet anlaşmazlığıyla çok kolay bir gol buldu. Ama bu gole rağmen Galatasarayın presi ve etkili oyunu devam etti.
Kayserispor'da kötü ve başarısız geçen ligin ikinci yarısında herhalde tek kazanç defansın solundaki Hasan Ali Kaldırım.

Baros'u gören oldu mu?
Yoğun pres ve baskılı bir oyunu
tercih ettiğinde golü hemen bulup öne geçen taraf olamazsan, bu durum belli bir dakikadan sonra aleyhine döner.
İkinci yarının başında oyun anlayışını değiştirmeyen Galatasaray, ilk yarıya oranla rakibe daha etkili oynama şansı verdi. İkinci yarı gerçekten zevkli bir mücadele vardı. Aydın'ın yerine giren Baros'u da sahada göremedik. Şu kesin ki seneye defansın göbeğine, topu oyuna sokabilen ve biraz da çabuk oyuncular alınmalı. Galatasaray ikinci yarı, özellikle ölü toplarda Servet'le yakaladığı net pozisyonları gol yapamadı. Arda'nın yorulduğu dakikalarda devreye Culio girmeli ama o hiç niyetli değildi.
Ülkemizde şahsi menfaatler ön planda olunca, takımların gidişatı ve başarısı çok önemsenmiyor.
Nereye gittiği belli olmayan paralar, bomba ama kolpa transferler ve de taraftarlarla inatlaşan idareciler... İki takımın renkleri gibi dertleri de aynı.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN