Web Sürümüne Geç

    Rıdvan'a...

    Yüzü olsa bir çift laf etmek isterdim futbol denen bu acımasız oyuna. Adaleti yok derler yıllardır, hakikaten de öyle. Ne alınan skor konuşulmalı bence, ne de Mustafa Denizli'nin oyun planı. Değinilmesi gereken tek bir şey var o da genç Rıdvan'ın kırılan bileği ve bizlere yaşattığı acı.
    Milyonlar saçıp sahte kahramanlar yaratmaya çalıştığımız futbol dünyamızda parlayan bir yıldız gibiydi Rıdvan. Az bulunan bir maden gibi işleniyordu tam da. Şansın yetenek kadar büyük bir etken olduğuna inandığım futbolun sert müdahalesiyle yerde kaldı bir anda. Bileği kırıldı. Kendisini taraftarına biraz daha sevdirmek için çıktığı İnönü Stadı'nı ağlayarak terk etti.
    Benim kadar emin herkes biliyorum. Canı yandığı için değil zamansız yaşadığı kaza için döktü onca gözyaşını. İsyan edesim geliyor, tutuyorum kendimi. Tabii ki hiçbir futbolcu arkadaşım yaşasın istemem böyle bir sakatlığı ama Rıdvan'a rastlamamalıydı bu talihsizlik hem de şimdi.

    Nihat Avrupa yolcusuydu
    Soyunma odasında değil hastane odasında buluştu takım arkadaşlarıyla yani adres şaştı anlayacağınız, çok yazık, çok çok yazık. En az 3 ay sürecek meşin yuvarlakla olan ayrılığı. Belki vurmaya korkacak ona belli bir süre. Ama Ümraniye, İnönü ve siyah-beyaz forma bekleyecek onu dört gözle. Geçmiş olsun Rıdvan bir an önce gel geriye..
    Rıdvan ile dağılmış dikkatimi yönlendirebildiğim kadarıyla söylüyorum, şekersiz kahve gibiydi galibiyet. Hazım için yararlı, ama tatsız-tutsuz. Geç gelen Nihat dalgası, bir tutam Tello, akabinde Bobo, şık bir veda etti Kartal taraftarına.
    Mustafa Denizli, Delgado olsa 8-10 puan farkla şampiyonduk diyor. Ben aynı şeyi Nihat için düşünüyorum. Son 2 haftadır izlediğim Nihat bu performansını sezona yayabilseydi, şimdi yeniden hangi Avrupa ülkesine döneceğini konuşuyor olurduk.
    BİZE ULAŞIN