Değişen dünya değişmeyen anlayış

Gürcan Bilgiç Gürcan Bilgiç

Dünya Kupası, 'nasıl kaybetmem' diye düşünüp taktik üretenlerin (İngiltere, İtalya) sonu oldu. Yeni futbol, yetenekli isimlerin özelliğini sonuna kadar kullanmasını sağlayan sistem

Son Dünya Kupası'nı İtalya kazanırken, futbol ekolünde de önemli değişiklikler oldu. Lippi'nin çift ön liberolu (Pirlo-Gattuso), korunaklı ve barınaklı sistemi, "kazanmak için" oynayan tüm teknik adımları, düşünmeden tedbire yöneltti.
Zaten takımlarıyla bir arada olma fırsatını çok bulamayan, kısa süreli maç periyotlarında da sadece sonucu düşünmek zorunda kalan milli takım teknik direktörleri, hemen "arkalarını" kapatıp, bir usta oyuncunun ayağına veya rakibin bir hatasına bakar oldular.

Nerede Capello?
Birden bire futbolun keyif veren tadı kaçtı. Sadece koşan, mücadele eden, tüm hayatını bu sisteme adamış Ömer ağabey (Üründül) gibileri "alan daraltan oyunlarıyla" mest eden bir düzen ortaya çıktı. Halbuki teknik adamların farklılıkları bularak takımları geliştirmesi gerekiyordu. Birbirinden farksızlarla oluşturdukları kadrolara kaderlerini emanet etmeleri, 2010'da foyaları meydana çıkardı. Şüphesiz dünyanın en başarılı (dikkat edin, iyi demiyorum) teknik adamlarından Capello'nun İngilteresi ne haldeydi. Böylesine önemli ve yetenekli oyuncuların bir arada olduğu bir takımın sadece rakip defans üzerine uzun top şişirip, döneni kapmaya çalışarak oyun kurmaya çalışması ne demektir? Çalım atabilen, şut çekebilen, araya da oynayan bu oyunculara "topu kapın" emrinden başka şeylerin de söylenmesi gerekmiyor muydu? Capello'yu başarılı hoca yapan ekstra yetenekler veya İtalya'nın soruşturma geçiren hakemleri miydi yoksa?
Ardından futbol endüstrisinin en önemli ülkesi İtalya çıktı. "Görmeseydik keşke" dedirttiler bize.

Mourinho farklı
Bu anlayış içinde (yani, arkayı sürekli kollama !) Mourinho'yu belki ayırabiliriz. Hiçbir Mourinho takımını (Chelsea veya İnter) seyretmek için özellikle ekran başına koşan var mıydı, bilmiyorum.
Ama Barcelona'nın maçının olduğu akşam, futbola meraklısıysanız, programınızı muhakkak gözden geçirirsiniz. Portekizli bu robot kurgulamadan, mücadeleci ve disiplinli bir takım üretiyor. Ama benzerlerinden farklı olarak, rakiplerine karşı alternatif taktikler yaratıp, sürprizler ve tuzaklar oluşturarak, "Ne yapacak acaba?" sorusuyla seyredenlere "iyi ve başarılı teknik adam nasıl olur" cevabını veriyor.
Mourinho, Real Madrid'de bu anlayışını, şov seyretmek için tribünlere gelenlere nasıl kabul ettirecek, bekleyip göreceğiz.
Hollanda, İspanya ve Almanya'nın yarı finale kadar gönüllere damga vuran iddialarıdır, yeni futbolun örneği. Yetenekli oyuncunun özelliğini sonuna kadar kullanmasını sağlayan, rakibi tedbir almaya zorlayan bir anlayış bu.
Bu futbolu yaşayan Brezilya'nın kaybetmesiyle, Arjantin'in elenmesi tamamen teknik adam sorunudur.
Birisi savunmayı daha ön plana çıkarttı (Dunga), ötekisi bunu hiç düşünmedi (Maradona).
Söyleyin Allah aşkına, ne hareket yaptılar, hangi dahiliği gösterdiler de yenilmelerine rağmen, "bu adamlar işi biliyor" diyebildik.
Süreç İspanya'yı da Del Bosque gibi bir seyirciden ayıracaktır. Mourinho'da endüstri futbolunun keyif tarafına geçiremezse kendini, küçük takımlarla büyükleri yenmek için kafa yormaya devam edecektir.
Ne zaman ki, "nasıl kaybetmem" diye düşünüp taktik üretenler, "nasıl kazanırım" sorusunu da taktik tahtasının önüne kadar getirecekler, o zaman takımlar onlarla devam edecek, medya onların yorumlarına daha çok değer verecek.
Yoksa teferruat kalacaklardır.

* * *
1.5 ayda kırık iyileşir
Fenerbahçe'de sezonu sakat bitiren oyuncuların, yeni sezona tekrar sakat dönmelerini anlamak mümkün değil. Ligler biteli 1.5 ay olmuş, beyefendiler düz koşuyu zor yapıyorlar. Bir kırığın iyileşme süreci üç hafta. Bunlar nasıl profesyonel ki, tek bir çalışma yapmamışlar, rehabiliteye girmemişler, sadece köfteleri yiyip, güneşin altında keyfe takılmışlar. Aykut Kocaman, öğrencilerinden ciddiyet istiyor. Bu kafadaki oyunculara nasıl güvenecek, onlarla nasıl yola devam edecek bilinmez. Daum'un Samandırası'nda oynayan çiviler, bu sorumsuzlarla yerine zor oturur.





Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN