Web Sürümüne Geç

    Heyecanlı satırlar öncesinde...

    Gürcan Bilgiç Gürcan Bilgiç
    Değişim ve gelişim; idealist teknik adamların takımlarını süreç içinde getirmek istedikleri özeti temsil eder. Fenerbahçe'nin başına geçtiğinde Aykut Kocaman'dan da beklenen buydu.
    Şartlar kısıtlıydı, bütçe neredeyse yoktu, takımın kalitesi transferle yükseltilemeyeceğinden, teknik adamın bunu sistem ve çalışma ile yapmalıydı.
    Ligin ilginçliği içinde, bir ay önce Aykut Kocaman "Başarısızlığın faturası bana aittir" diye istifasını açıkladı.
    Bugün son iki sezonun şampiyonu Beşiktaş ile aynı puanda ve Şenol Güneş de Malatya'da "Başarısızız" açıklamasını yaptı.
    Şampiyonlar Ligi gelirleri ile rakiplerinin önüne geçmeye başlayan ve örnek gösterilecek bir yönetime sahip Beşiktaş ile Fenerbahçe'nin paralelliği bize ne anlatacak?
    Şampiyonlar Ligi başarısı nedeniyle ligdeki kayıplara "telafi edilir" gözüyle bakılıyor. Çünkü Beşiktaş'ın oynadığı oyun, kalan maçlarında aynı kayıpları yaşamama ihtimalini güçlendiriyor.
    Fakat Fenerbahçe için bu görüşü oluşturamıyoruz. Çünkü, "İşte bu" diyeceğimiz bir oyunu gösteremediler henüz. Değişime girmişlerdi ve transferi çok geç tamamladılar. Takım olmaları gereken süreçte morale ve kazanmaya ihtiyaçları vardı, çok hata yaptılar, "Kazandık" dedikleri anda da kaybettiler.

    Coşkulu ve cesur yapacak
    Kocaman'ın istifa süreci ile birlikte kırılma tersine döndü. Yöneticilerin çıkıp, "Sen doğruları yaptın, problem sende değil" duruşu ve bunu takıma da deklare etmeleri ile birlikte, oyuncu grubu kritik bir eşiğin önüne geldiğini anladı.
    Çare birlik olmaktan geçiyordu, bu motivasyonu güçlendirecek ortam da yaratıldı. Antalya maçı kazanıldığında oyuncuların sonuca "şükreden" fotoğrafları, sonraki hikayelerin daha heyecanlı geçeceğinin işareti.
    Kupa maçı da katıldığında üst üste alınan üç galibiyet, sürekli son dakikalarda ve şanssızlıklarla puan kaybeden takıma "başarırız" duygusunu geri getirdi.
    Bu güven, bundan sonraki maçlarda onları daha coşkulu ve cesur yapacaktır.
    Yine bu kazanma serisi, Valbuena'ya endekslenen koca bir takımın, kendi başına da var olacağını ispatladı.
    Yani; hem oyuncu grubu sorumluk alma hakkını yakaladı, hem de Fransız oyuncu, takımın bir parçası olması gerektiğini gördü.

    Derbinin sorusu!
    igin zirvesi kritik bir derbiye sahne olacak. Müthiş bir maç...
    Ofansif özellikleri ile öne çıkan iki takımının 90 dakikası var önümüzde.
    Benim aklımda tek soru var; bu iki takımdan hangisine karşı önlem alınır?
    Beşiktaş uzun bir aradan sonra ilk kez önlem alınması gereken bir rakibe karşı oynayacak. Bundan önce tüm rakiplerine karşı oyunu domine etmeyi başaran bir sistemin sahibiydi.
    Dolayısı ile önlem alınan takım kendisiydi.
    Şenol hoca, Şampiyonlar Ligi'nde bile çok özel tedbirler ve görevlerle oynatmadı takımını.

    Kibirli oyun, dik duruş
    Düzenini, üst düzey konsantrasyon ile takviye etmesi yetti kendisine. Bu sezon pozisyon veren bir takım oldu Beşiktaş.
    Galatasaray da sadece çok atan değil, Başakşehir maçını çıkardığımızda az yiyen haline geldi. Beşiktaş'ın kendine has "kibirli" oyunu, Galatasaray'ın oyuncu özellikleri karşısında dik durabilir mi? Bana göre zor...
    Maçın Dolmabahçe'de olması, zaten Tudor'a tedbirler aldıracaktır. Galatasaray'ı yenen takımlar hep baskı uyguladı, orta sahayı doğru paslarla geçmesini engellemek istedi. Takımların yaş ortalamalarına baktığımızda yüksek tempolu baskıyı ne kadar yapabilecekleri de meçhul.
    Kısacası, Beşiktaş'ın elinde duran toplar var, Galatasaray'da ise yakaladı mı, atanlar... Hadi bakalım...
    BİZE ULAŞIN