Web Sürümüne Geç

    Mutsuzluk geleneği!

    Gürcan Bilgiç Gürcan Bilgiç
    Büyüklerin korkulu rüyası olan bir deplasmandan, rakibe pozisyon vermeden ve beş gol atarak döndü Fenerbahçe. Maçı nasıl yorumlayacağınız, nereden baktığınız ile ilgili.
    Bu sonucu diğer üçlüden biri alsaydı, övgü kelimeleriyle süslenmiş yorumlar görecektik. Ama böyle bir sonuçtan sonra bile azalan şampiyonluk şansı konu oldu.
    Ya da Aatıf'ın golünü, Valbuena'nın ayağından izlesek, O'na forma şansı vermediği maçlar için Aykut Kocaman ana hedefti.
    Ne yazık ki, maç sonundaki taraftar yorumlarına da baktığımda maçın performansından ziyade, kenarda oturanlar üzerinden memnuniyetsizlikler vardı. Genç Elif'i niye görmek istememiş veya Valbuena yine mi oyuna sokulmazmış.
    Bu bakış açısıyla birlikte yürüdüğünüzde neden Fenerbahçe'nin deplasmanda en çok kazananı, ya da kendi sahasında en çok kaybedeni olduğunu da anlıyorsunuz. Rakibe ihtiyaç yok ki; kendi taraftarı bile karşısında bu ekibin.
    5-0'ın tadını çıkartıp, keyfini yaşayacaklarına, sahada ter dökenlerin hakkını vereceklerine, hala bilinmeyenin performansının peşine düşüyorlar.

    Takım evriliyor
    Aykut Kocaman'ı eleştireceğimiz bir çok nokta var. Birincisi de durum stratejilerinden uzak durmasıdır. Kendi çizgisini bozmuyor ve esnemesi gerektiği anlarda bile, statükonun üretmesini bekliyor.
    Ancak beceri oranı sınırlı kadrosunu geliştirip, evrime uğrattığı da bir gerçek. Top sürüp, şut çekme dışında bir özelliği olmayan Aatıf'tan, bir takım oyuncusu çıkardı. Adam kovalatıyor, pas yaptırıyor, gol noktası olmasını da istiyor.
    Alper Potuk ise artık forvet alternatifi.
    Adam adamada kullandığı becerilerini artık üçüncü bölgede sergilemesini istiyor. Takımı karşıya taşıyan orta saha olmaktan çıkartıp, üçüncü bölgedeki tehlike olmasını peşinde.
    Oğuz Kağan artık bir ilk onbir oyuncusu. Eksiklik halinde ilk tercih durumuna geldi. Defansif orta saha Neustadter, Rusya milli takımında bile stoperde görev aldı. Elif Elmas ise sırasını bekliyor.

    Yarışın ateşi
    Fenerbahçe, Galatasaray beraberliğinden sonra sekizde sekiz hedefi koydu. Biri gitti, kaldı yedi tane. Bu performans bugünün matematiğinde onları şampiyon yapmaz. Ancak üç hafta sonra farklı olacaktır.
    Kadro olarak da, bütçe olarak da üç rakibinin de gerisinde kalmasına rağmen Aykut Kocaman'ın takımı hala yarışın içinde tutması çok önemli bir başarı. Üstelik sahada yaşadığı şanssızlıkların hiçbiri rakiplerinin de başına gelmedi. Onlarda rakibe asist yapan defans oyuncusu veya kendi kalesine gol atma ustası kaleciler yok.
    Buna rağmen liderin iki galibiyet gerisinden gidip, hala "Ben de varım" diyorlarsa, bunun sebebi; sistemin aklı ve herkesin şikayet ettiği "sorumlu oyun"dur. Fenerbahçe daha agresif oynamalı mı? Elbette… Ancak adama "Ne verdin elime, süreyim yüzüme" derler. Pareria'ya 70 milyon euro'luk takım yapıldı, bu senenin rakamı ise 17 milyon euro… Fenerbahçeliler'in "gerçekliğe" dönmesiyle birlikte tribünler de başkalaşır, zor dönemden geçilirken radikal hamlelerin de yapılması kolaylaşır. Bu yüzden Osmanlıspor maçındaki Kadıköy atmosferi, bu sezonun da, geleceğin de planlanmasını kolaylaştırır.
    BİZE ULAŞIN