Web Sürümüne Geç

    Yine olay

    Galatasaray'ı yazmak artık olay yazısı yazmakla eş anlamlı. Mutlaka şöyle bir duygunun üzerine döşeniyorsunuz: 'Bakalım bu hafta nasıl bir arıza çıkacak!' Herkesin yüreği ağzında. Bakalım bu hafta kim sakatlanacak? Diyelim ki bu, futbolun olmazsa olmazları arasında. Peki sakatlıktan çıkmaz mı bir futbolcu! Sakatlandın, iyileşme denilen bir şey 'mutfak görevlisinin hamur adalelerinin toparlanmasına benzer mi?' Geçtim onu; Baros ameliyat oluyor, kulübün izni var mı yok mu bilmiyoruz. Ameliyattaki uygulamanın 'sakatlığı' üzerine konuşuyoruz; 'Yanlış ameliyat!' Yanlış taktik Bağdat'tan dönsün. Olmuyor tabii. Yanlış transfer peki nereden dönecek? Nereden dönsün? Takım lider. O kadar oyuncu kaybına bir o kadar yanlış kurguya rağmen. Doğru giden bir şeyler var galiba... Galiba diyorum havsalam almadığı bir 'olay' halinde sarı-kırmızılı ekip. Bir asrı geçmiş köklü bu yapı bu kadar garip bir sezon yaşamadı herhalde. Takım kuruluyor, aklımızı süsleten transferler yapılıyor; hepsi birden sakatlanıyor. Baros, Kewell olmadı Sabri, yetmedi Gökhan Zan, daha olmadı Hakan Balta... Yetmedi kupa maçlarına gitsin Keita...

    Hepimiz mutsuzuz artık

    Zaten 'kalecisiz oynuyor Galatasaray! Neredeyse takımın tümü revirde. Aklım, havsalam almıyor, Nonda gönderiliyor. İşte o garip 'olay' durumu, lider takım Galatasaray. Ne dediysek boşa çıktı diyebilirim. Hayatın pratiği kafamızda kurduğumuz şeye uymadı; hissiyatla değil gerçeğin kendisiyle bakarak söylüyoruz bunu. Halbuki Galatasaray olayın kendisini şekilleyecek olgusal bir durum olmalıydı. Muradımız buydu. Her maç bu olgunun sahaya kendini nasıl yansıtacağı ve alemin kafasında ve ilminde nasıl bir değişiklik yaratacağıydı. Heyhat! Hepimiz mutsuzuz artık. Ve bu son fasıldır artık nasıl geçerse geçsin modundayız. Avrupa kupalarında ne mi yapacağız? Umarım sakatlardan biri ikisi iyileşir de formasını giyip sahaya çıkar... Yine olay işte...

    BİZE ULAŞIN