Web Sürümüne Geç

    Umutsuzluk gecesi

    Atletico'lular 'top yapıyor' biz 'sağlam duruyoruz!' İlk yarının görünümü bu. Atletico'lular defansı kademeli kuruyor, biz yine çizgi halindeyiz. Bereket versin o çizgiyi geçmeleri çok mümkün olmuyor. Tam bizim karşımızdaki 'çelikten duvar' çağrışımlı defansı 'yanlardaki ayak oyunlarıyla' geçmememiz çok mümkün görünmüyor ama onlar da bu konuda gerçekten pek becerikli değiller. Ortam gergin aslında ve 3 dakika uzatmalı ilk yarı boyunca "Top bizde kalsın" diye çırpınan Atletico'lular ama "Aldığımız topla defans boşluğu yakalayalım!" aceleciliğinde olan biziz. Atakta 3'lüyüz ileride... Top rakipteyken, Arda ileride tekmiş gibi görünüyor ama sağda Keita, solda Caner destekli oynuyoruz. Sadece bir tek topta Keita'nın "İyi dokun gol olsun" ortalarından birine Arda -ki ilk yarı boyunca bir tane oldu- iyi dokunamıyor ve çok iyi bir fırsat harcanıyor böylece.

    Heyecanına yenik düştü

    Yapacağımız bir tek şey var gibi; yanları kullanıp beklerimizin de oyuna katılımını sağlamak. İşte bu anlayışla ikinci yarının ilk anlarında Keita'nın yaptığı ortaya Sarp iyi vursa golü bulan biz olacağız. Rakip şubat ile mayıs ayları arasında sadece 1999'da Roma deplasmanında UEFA çeyrek finalinde galibiyet almış. İstatistikler bile bizi okşuyor; tribünlerin isteğine uyup "Saldırmalıyız" diyorum. Maçta ilk golü onlar, ikinci golü yine Keita ile Galatasaray buluyor umutsuzluğa düştüğümüz anda. Ancak futbolun başka halleri var; Caner heyecanına yenik düşüyor, takım da on kişiye. İkinci golü yediğimiz o an işte bunların toplamıydı... Bundan sonrası eziyetti, çileydi, işbilmezliğe yangındı, profesyonellikten uzaklıktı. Bu maç bir 'tur' umuduyla başlamıştı, umutsuzluk bırakarak bitti ardında...
    BİZE ULAŞIN