Web Sürümüne Geç

    Ellerin muradı

    Maçın en kilitlenmiş anlarından birinde Eskişehirspor'un Koray'ı çıkıyor eliyle önüne aldığı toptan bir jenerik güzelliği yaratıyor attığı golle. İlk yarı bitiyor. İkinci yarı başlıyor hemen başında yine bir el hareketiyle önüne aldığı topu G.Saray filelerine kendisinin ikinci golü olarak yazdırıyor. Ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marifet! Alanın bütün bölümlerinde bu el çabukluğu marifeti devam diyor Es-Es'in. Kazak atlıları gibiler. Her anı önceden hesap edilmiş bir vurkaçla top kazanıyor ileri oynuyorlar; ileri! İşte Galatasaray'ın bir türlü beceremediği şey bu; ileri oynamak. Bunu bir baskın mantığıyla da sahaya yaymak. Pres değil. Dikkat edin baskın diyorum. Bu mantıkla şekillenmiş bir takıma karşı direnç göstermek zor. Az geçmiyor bu kez tribünlerindeki orkestra başlıyor bu 'Eski kentin!..' Her taraftan bir kuşatma var Bozkır'da. Galatasaray nereye ve kiminle çıkacağını bilemiyor. Stoperler ve orta sahadan kendilerine katılan Ayhan arasında bir 'balans' ayarı gerekiyor ama gecikiyor bütün önlemler zaman geçtikçe.

    Tel tel çözüldüler
    Başka bir maç için 'ikinci 45'lik önlemler' işe yarayabilir ama bu maç tutacak gibi görünmüyor. Rijkaard bu kez 'sihrini', Giovani'sini geç dahil ediyor oyuna; Mehmet Topal'ın sürekli geri, Elano'nun isabetsiz, Sabri'nin savruk Arda'nın kayıpları oynadığı oyuna. Evet; kalesinde 'ellere hürmeten' iki gol görünce son maçlarında yenemediği Eskişehirspor karşısında tel tel çözülüyor bir kez daha. Oysa rakibinden iki kez daha diri olması lazım; olmuyor beklenen. Giovani 'rüzgarından' ürettiği penaltı da yetmiyor sarı-kırmızılı armadaya. Oyunun 70 dakikasında biraz kıpırdanarak maç kazanmaya çalışmak lüks bir aldanıştır bizim için. Şöyle geçiyor içimden; Arda mücadele etmez, Keita top taşımazsa zaten santrforsuz oynamaya alışmış olan lider şampiyonluğun kapısına hüzün ve pişmanlık taşır olsa olsa... Alem maça galibiyeti ellerinde taşıyarak çıkıyor çünkü...
    BİZE ULAŞIN