Web Sürümüne Geç

    Ah bıraksalar!

    Her sezon sonu ve gelecekte sezon başı için ayrı endişelerle yürür taraftar dediğin "şey!" Şeyleşme eğilimi kendisinde taşıdığından değil; bu ülkedeki nesnelliği bu olduğu için.
    Taraftardan beklenilen nedir? Beklemek...
    Umutla takımının yeni bir kaptana, bir oyun düzenleyiciye, bir orta saha savaşçısına, iyi bir golcüye sahip olmasını beklemek. İstemek en çok da.
    Şimdi bir akıl tutulması yaşayacağı sürece girdi taraftar. Kulüp ve karar alma mekanizmalarının hiçbirinin içinde yer almadan mevzudan kendini bu kadar sorumlu tutacak başka bir insan topluluğu ya da birey var mıdır?
    Öyle olmuş olmalı ki bütün icraatların en yakın takipçisi sayar kendini.
    Şimdi bir kaptanlık krizi yaşanacak. Bunu önceden bilir ve kestirebilir. O kadar gider gitmez tartışmaları yapılan Arda'nın mesela iyi para gören kulüp başkanı tarafından satılacağını iyi bilir.
    Tecrübeli bir yabancının takımı başında kaptan olarak çıkması onun derdine değildir. Derdi iyi yönetecek bir kaptanın varlığıdır. Hagi gibi bir yabancı Arda gibi bir yerliden yeğdir mesela.

    Arda kalırsa ne olur?
    Arda kötü müdür?
    Hayır, ama durum kötüdür.
    Peki, Arda kaldı diyelim. Lider eksikliğini giderecek üst düzey bir transfer yapılması konusunda ne düşünecek?
    İlk maçlara kadar hiçbir şey...
    Unutmaz ki sakatlık yüzünden takımın yarısını sahada izleyemedi taraftar denilen topluluk.
    Ve unutanlar adına bir kez daha tarih yazan bir takıma sevdalı olduğunu unutmaz.
    Transfer sezonunun kazasız belasız geçmesi en büyük dileğidir ama sezon içindeki son transfer faciasının şampiyonluğu kaybettirdiğini unutmaz.
    Astığı pankartlardaki hüzünle unutmaz, tribünlerin sessizliğini gördüğü anları unutmaz, ağzının içine kadar gelen şampiyonluğu olur olmaz nedenlerle kaçırdığını unutmaz.
    Çözüm bekleyecek, çözümü görmek isteyecek ve hatta bıraksalar çözümün bir parçası olmayı isteyecek. "Sıska ince bacakları üzerinde yaylanarak" bıraksalar.

    BİZE ULAŞIN