Web Sürümüne Geç

    İnsana acıkmak

    İnsanın gözleri yaşarıyor. Hadi abartmayayım duygulanıyor insan 'kulüp başkanlarını' birbirleriyle iyi şeylerden söz ederken hele de can ciğer kuzu sarması gibi görünce.
    Birkaç ay önce 'demeç imparatorluğu' üzerine kurdukları 'top alanları savaşından çıkanlar!' onlar değildi sanki. İki güzide kulübümüzün başkanları -Sayın Adnan Polat ve Sayın Aziz Yıldırım- spor dallarından birinde yapılan karşılaşmalardan sonra oturup hasbihal eylemişler.
    Yahu ne güzel diye de geçirebilirdim içimden; sahiciliğine inansaydım bu hallerinin. Ama ben 'hal' den çok 'kal' a inananlardanım.
    Tasavvufta geçer; hal durumu ve kal durumu...
    Hal durumu gelip geçiciliği anlatır. Geçicidir çünkü belli bir zaman dilimi; 'an'ı için geçerlidir.
    Kal sahici bir durumdur. O, kimlikle ilgilidir.
    Hiçbir zaman bir futbol takımını temsil etmesini istemediğimiz bir durumdur 'hal!' 'Kal' da olsunlar isteriz bir futbol takımının kimliğini çizerken. Oysa başıboş bir kalemdir üstelik silgisiz futbol bu memlekette.

    Olacak o kadar mı?

    Futbol bu memlekette başı hoş bir şarkı gibidir.
    Eskiden 'Bir Şarkısın Sen Ömür Boyu Sürecek' gibiydi. 'Samanyolu' gibiydi.
    Şimdi 'Tam yerine rast geldiğinde manzara koyanlar!' için 'Olacak O Kadar!' şarkısı- programı gibi.
    Mış gibi. Var-mış gibi, olacak-mış gibi yapacaklarmış gibi... Her şey ama.
    Elinizi vicdanınıza koyun ve şu transfer döneminde olanlara bakın. Her gün transfer edilen isimler memlekete gelse dünyanın en ilginç ligi olacağız.
    Gerçi bizim ilginç olmamız için o olağanüstü isimleri zikretmemiz ve yarın geliyor diye haberlememiz manşetlere taşımamız gerekmiyor.
    Bunları telaffuz etmemiz bile bizi ilginç kılıyor.
    Bunlarla besleniyor bunlarla yaşıyoruz çünkü.
    Geçen gün Dostoyevski'nin 'İnsan Ne İle Yaşar!' adlı küçük; anlamlı kitabını okudum.
    Sonra da kucaklaşıp sarışan kulüp başkanlarımızın fotoğraflarına baktım.
    Acıkmışım İnsana...
    İnsana, 'Kal' durumundaki insana...

    BİZE ULAŞIN