Web Sürümüne Geç

    Hocanın anlamadığı

    Kaç defa yazmışım; Rijkaard bir teknik direktörün yaşayabileceği ne kadar sıkıntı- talihsizlik varsa yaşadı Galatasaray'da. Galatasaray da onun talihsizliklerinin faturasını ödedi. Talihsizlik? Evet. Takımın ilk hallerini düşünün. Rijkaard'ın ilk geldiği zamanları. Esti durdu, esmer rüzgarı Cimbom'un. Kamp sürecinin verimliliğini ve ilk sezonunda gol kralı çıkaran ekibi. Ne olduysa bir zaman sonra bütün topçular sapır sapır dökülmeye, aynanın sırrı erimeye başladı. Birden bire. Ben size söyleyeyim; sakat futbolcuları al, yanlış adamlar al, gönderilmesi gerekenleri değil de elde tutulması gerekenlere yol ver… Olacağı buydu. Bizde "Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olma" denir ya, yaşadığımız aynen bu. Ve Haldun Üstünel'in açıklaması düştü sayfalarımıza: "Ben, Pino'nun sakat olduğunu söylemiştim!" "Nasıl yani!" diyeceği geliyor insanın. Bütün transferi üstlenmiş bir 'eski yöneticin' seni uyarıyor, sen onu zaten eskittiğin için ve eskitilenin sözü dinlenmeyeceği için dinlemiyorsun. Bu husumet politikasının kime ne yararı var şimdi?

    Keşke dinleselerdi
    Haldun Üstünel
    kumaşının kalitesini göstermiş böylece. Şimdi diyeceksiniz ki "Koskoca Galatasaray birini gönderir ama yerine getirdiği yönetici işini bilir!" Ben yine de dediğimdeyim: Keşke dinleselerdi. Kewell da sakat gelmişti. Tekrarladığı andan itibaren neler çekti sarıkırmızılı ekip gördük. Baros hâlâ yok. Önce Nonda'nın yerine Jo, ardından Keita'nın yerine Pino'yu -sakatlığı dolayısıyla bir ay yok Pino- almayı düşündüğünüz için gönderdiniz. Yani bu kadar olur. Bizim katlardan topladığımız takımla çakacağımız bir ekibe beş tane attınız diye her şeyin bittiğini, bütün sorunların düzeldiğini sanmak safdillik olur. Orta sahasız ve derinlemesine oynayan bir ileri ikilisizdir artık Galatasaray. Ve en başta baba rolünü oynayacak teknik adamdan yoksun… Peki Galatasaray bunlardan başka nedir ki? Bazen ne yapsan olmaz… Rijkaard'ın anlamadığı bu galiba…
    BİZE ULAŞIN