Web Sürümüne Geç

    Kim yanlış!..

    Haydi isimleri yan yana koyalım; Kewell- Elano-Baros-Pino... İnsanın içi kaynıyor değil mi? Tribünde iseniz yerinizde duramazsınız. Soluksuz izlediğiniz o maç, sizi anlatacak bir dolu şeyle uğurlar stadyumdan. Hangi rakiple karşılaşırsa karşılaşsınlar yapacak bir şeyleri olan futbolcular bunlar. Elano Blumer için hazırlanmış bir video izliyorum. Manchester City formasıyla attığı goller gösteriliyor. Premier Lig takımlarından biriyle oynuyorlar ve frikik oluyor. Bizim oğlan 25 metreden kalecinin kapattığı yerden görüyor doksanı. İp gibi gidiyor top. Yetmiyor bir başka maç. Penaltı; bu kadar mı usta olunur? Brezilya formasıyla attığı goller var. Seken toptan mı istersiniz, düz pozisyondan mı? Hepsine hazır bizim Brezilyalı. Kewell? Onu sahadaki o dik duruşu ve halleriyle Metin Oktay'a benzetmiştim. Top hakimiyeti, tekniği, pas atacağı yeri gördüğü andaki ustalığı, gol vuruşları... Gerçek bir ustaydı o. Ardından sakatlığı girdi devreye, yüzünü gözünü unuttuk neredeyse. Tribündeki kalın ağabeylerden biri şöyle dediydi sakat olduğunu duyunca "Aaah bee!" Sahiden yokluğu insanın ciğerini yakacak kadar var.

    Yine 'Sarp'a saracak
    Ya Baros?
    Gol kralı oldu Çek futbolcu. Kariyeri tartışılır mı? Bu kadar iyi ileri giden bir başka isim oldu mu Galatasaray kadrosunda? Onun yokluğunda "ileri ve derin" oynayamadı Galatasaray. Hâlâ da öyle... Pino; onun evveliyatındaki maçlarını hatırlayanlar, ele avuca sığmaz bir futbolcu olduğunu biliyorlardır. O da 'revire gönderdiklerimiz' arasında. Gerçi son ifşaat onun sakat transfer edildiği yönünde... Cana; "Savaş çıksa ilk giden ben olurum!" diyerek anlatıyordu ilk günlerinde kendini. 'İddialı uşak iyi olacak' diye düşündük ama durum ortada. Yine orta sahada işler 'Sarp'a saracak gibi. Kewell artık yarı verimle oynuyor. Baros bir türlü iyileşemiyor. Elano küs çocuklar gibi. Bir yanlışlık var bu işte ama kimde!..

    BİZE ULAŞIN