Web Sürümüne Geç

    Bitişin resmi

    Galatasaray bitecekse Galatasaray gibi biterdi sekiden. Direne direne, müthiş işler yapa yapa, karşısındaki takıma kök söktüre söktüre. Avrupa Kupaları'nde kimlerle kapıştığını, neler yaptığını buraya yazmaya kalkışmayalım şimdi. Bir maçı anlatacağız değil mi? Hayır bir bitişi anlatmalıyız artık. Galatasaray'a manzumeler düzmek isterdim, bir maçta bir maçtan daha çok hevesi iyi niyet, kazanma hırsı ve takımdaşlık duygusu üretmesini isterdim. Bizim isteklerimizle olacak gibi değil, doğru. Tamam Rijkaard; Kewell, Elano Blumer, Juan Pablo Pino ve Sabri'nin olduğu bir takım isterdi. Biz bu adamlar yoksa bile üç ayrı cephede savaşan takımın bu isimlerin hiç olmazsa yerini doldurabilecek cevvaliyet ve yetenekte kenar oyuncularının olmasını isterdik... İlk ve doğru dürüst atağını maçın 59. dakikasında yapabilen bir 'şampiyonluk adayı takım!' gördünüz mü siz?

    Hangi birini yazayım!
    Bakın bir örnek vereyim bu yıkıma-bitişe; Bir heykeli durup uçurumdan aşağı yollayın! Vurduğu yerlerde parçalanacaktır. Uçurumun dibine gidin bakın. O heykelin parçaları hala güzel ve iyi bir heykeli anlatıyorsa o heykel gerçekten güzeldir!' Ama Galatasaray artık bir bıkkınlık abidesi olarak duruyor kupa yolculuğunda. Ve bu hava dün geceki maça kadar -2 sene önceye göre mi demeliyiz- bir anıt hatta bir abide olduğunun farkında bile değildi. Bitişine davetiye çıkardı Galatasaray. Arda bıkkındır, Rijkaard takımının ellerinin arasından kayıp gitmesinden rahatsız, orta sahasızdır sarı-kırmızılı ekip artık, şaşırmış bir Baros taşımaktadır sırtında, milli formayı taşıyacak bir düzey yakalamışken acemi topçulara benzeyen Hakan Balta'dır, kalecisizliktir, atak futbolu güzelleyen kenar adamlardan yoksunluktur Galatasaray... Şairin dediği gibi; 'Coşkum umudum kalmadı / şimdi hep korku artık!'
    BİZE ULAŞIN