Web Sürümüne Geç

    Parola: Guardiola

    Belki kupayı kazanmasından çok, formda ve lig lideri rakibine karşı sergilediği modern ve şık futbol büyük takdir sağladı Trabzonspor'a. Savunmadan çıkarılan hemen her topta bir orta saha elemanının aranması, o orta sahacıların her kazanılan topu geriden alıp oyun kurma sorumluluğu yüklenmesi, sürekli ayağa top oynama çabası ve geri düşülmesine rağmen disiplini bozmadan inançla aynı oyun anlayışının korunması.
    THY'nin jesti nedeniyle "Keramet uçakta galiba, Barcelona gibi oynadı bordo-mavililer" esprisi yapılırken objektif bir saptama düşülüyordu aslında kayıtlara.
    Geçen sezonun 6 kupalı şampiyonu Barcelona, bir zamanların Brezilya Milli Takımı'nın tahtına oturdu futbolseverlerin gönlünde. Bu sezon elenseler de şampiyon olamasalar da artık futbol deyince Barcelona geliyor akla. Çünkü çok iyi oynuyorlar, çok iyi pas yapıyorlar, topa hiçbir koşulda rastgele vurmuyorlar. Çünkü yaptıkları işten zevk alıyorlar. Barcelona gerçeği kısaca bu işte! Fenerbahçe karşısındaki Trabzonspor'da, geri düştükten sonraki öz güven ve arzuda da o 'yaptığı işten zevk almak' vardı temelde. Zira Şenol Güneş yaptığı işten zevk alıyor ve futbolsevere seyir keyfi sunmayı mesleki bir sorumluluk olarak görüyor.

    Örnek olmak önemli
    Aslında, 15 yıl önce de yüksek seyir zevkiydi Şenol Güneş'in hedefi. Ancak hem bazı eksikleri vardı, hem de futbol şansı çok ama çok sırt çevirmişti kendisine. Güneş artık çok daha gelişkin bir futbol adamı. Kazansa da kaybetse de önce iyi oynayıp oynayamadıklarının hesabını veriyor futbolsevere.
    Sadece kazanmayı değil, gelişmeyi hedefliyor.
    Umudumuz o ki gelecek sezonlarda çok daha keyifli ve güçlü bir Trabzonspor sunacak bizlere. Şampiyon olacak ya da olamayacak; ama örnek olma vasfını koruyacak.
    Güneş'in hakkı Güneş'e… Ancak bir önemli insana, futbol adamına da hakkını teslim etmek gerek burada. Giderek kirlenen, sıkıcılaşan, tekdüzeleşen, savunma yönü daha ağır basan günümüz futboluna o büyük itirazı yaparak sahneye bambaşka bir oyun koyan o büyük hocaya, Josep "Pep" Guardiola'ya.
    Bize futbol diye yutturulmaya çalışan o mekanik, o meyvasız düzeneğin yerine çok daha sempatiğini, renklisini yerleştiren teknik adama.
    Johan Cruyff'un mirasını geliştirebilen az sayıdaki yaratıcı figürden birine.
    Artık herkes futbol deyince Barcelona anlıyor, dünya üzerindeki tüm futbolculara uygun ve parlak bir örnek sunuluyor.
    Pep Guardiola ve Şenol Güneş… Kazansalar da kaybetseler de kalbimiz onlarla. Futbolsever hakkımız helâl. Sıkmayan, boğmayan, göze hoş gelen futbol için, yaptığı işten zevk alarak izleyene keyif veren takımlar için potansiyel bir formül var artık elimizde:
    Parola: Guardiola, İşaret: Güneş…
    BİZE ULAŞIN