Web Sürümüne Geç

    İnorganik

    Trabzonspor yönetiminin bugüne kadarki transfer performansı heyecan yaratamasa da tarım-hayvancılık projesi bayağı tartışmaya yol açtı. Böylece gündemin boş kalması önlendi, ki önemli bir "management" başarısıdır, kutlarız. Tesislerin yanındaki çöplük görüntüsündeki alanın organik tarım arazisi olarak projelendirilmesi benim uzmanlık alanım dışındadır, eleştiri yapacak değilim. Ancak Trabzonspor'un şu anki mali tablosunun organik tarımın gerektirdiği süreyi bekleyecek halde olmadığı gibi, bu uğraşın çapını hayli aştığını kestirebiliyorum. On beş yıl önce 10 milyon lira kadar bağışladığı kulübü, başkan olarak geri döndükten sonra 110 milyon lira borca ulaştıran Sayın Sadri Şener'in "borcu 50'ye indirmek" şeklindeki şimdiki mütevazı hedefine ulaşabilmek için başka projelere ihtiyaç duyulduğu açıktır. Meselâ, ben yönetimin emlakçılık alanındaki ince düşüncesini çok önemsiyorum. Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'nin bulunduğu arazinin havalimanına ikinci pist yapılmak üzere devlete satılması ile "havadan" para kazanma fikri çok parlak görünüyor. Üstelik buranın yerine taşınılacak TFF tesislerinin de bedavaya falan getirilmesi söz konusuyken. Kader de aynen böyle bir şey işte: Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'nden Haluk Ulusoy Tesisleri'ne…

    O borç nasıl kapanır!
    Sayın Yılmaz'ın adını zikretmişken aklıma Sayın Sadri Şener'in bir süre önce yaptığı açıklama geldi. Galatasaray'la anlaştığı iddia edilen Selçuk İnan ve Ceyhun Gülselam için "Her 2 futbolcum da bana, siz burada olduğunuz sürece biz de varız sözünü vermiştir" demişti hani. Trabzonspor kulübü, forması, taraftarı falan değil, Sadri Bey olduğu sürece buradaymış o çocuklar! Yani aralık ayından sonraki ara transferde ne olacağını bilemiyoruz. Sadri Şener'e, tekrar başkan olmasında vebali bulunan bir kardeşi olarak naçizane önerim, emlak işinde sonuç alınamazsa, organik tarımı boş verip acilen ve doğrudan inorganik kimya alanına yönelmesidir. Zira kendi döneminde oluşan borçlar ancak inorganik elementlere ilgi gösterilerek kapatılabilir. Yani dünya tarihinin en büyük sırrına ererek: Kurşunu altına dönüştüren formülü bularak. İster geniş çevresini kullanır, ister Dan Brown'dan yardım ister ama çobanla, bahçıvanla uğraşacağına kimyacılarla, simyacılarla bu işi çözer. Peki bu arada yeme-içme işi ne olacak derseniz, benim önerim hepimizin hamsiyi kılçığıyla yeme konusuna eğilmemizdir. Bakarsınız
    bu sefer gerçekten akıllanırız….
    BİZE ULAŞIN