Web Sürümüne Geç

    Maçın hakkı bu

    Trabzon tıpkı maç öncesi yazımızdaki gibi çıktı Es-Es karşısına. Sakin, sabırlı, "Yemeyeyim de bir fırsat yakalar atarım" düşüncesiyle.
    Uygun'un Selçuk'un üzerine adam verip çabuk uzun top kullanmasını engellemesi de konuk ekibin arada artırmak istediği hızını kesiyordu.
    Ancak ilk yarının üstün tarafı yine de bordo-mavililerdi.
    Son dört maçtır yavaş ama kararlı şekilde oynayan Trabzon'un bir artısı da Tolga'nıngelmesiyle elle oyun kurmanın geri dönüşüydü.
    Daha fazla topa sahip olma şansı sağlıyordu bu.
    Liderin sıkıntısı, Burak, Umut ve Jaja'nın durgunluğuydu ilk 45'te. Özellikle Burak, 'sezonun en iyi yerlisi' başarısını takmayan bir takım seyircinin kötü tezahüratıyla belki, diğer oyunların gerisindeydi.
    Jaja'nın, Pele'nin markajına çok kolay boyun eğmesi ve bari şurada kalan 5 hafta için bile kendini sıkmayı düşünmemesi ilk yarıda oyunu kilitleyen diğer etkendi.

    Umut'la şampiyonluk zor

    Ev sahibinde en gayretli oyuncu, Fener maçının en kötüsü ve 45 dakika sahada kalabileni, Sezer'di. Ancak orta sahanın tümü verilen markaj görevini hakkıyla yaparak rakibin diklemesine oyun kurmasını engelledi.
    Özellikle Pele, kaptığı toplarla oyuna damgasını vurdu.
    İkinci yarıya ev sahibi çok iyi başladı ve Trabzonspor'u sağlı sollu zorladı. Konuk ekibin reaksiyonu ise ancak 60. dakikadan sonra gelebildi. Lakin bu asla bir baskı şeklinde olamadı.
    Bulunan az sayıda pozisyonu da Umut harcadı. Her şey bir yana iki şey net şekilde görüldü:
    Bir, Umut Bulut'un oynadığı bir takımın şampiyonluk yaşayabilmesi eşyanın tabiatına aykırıdır; iki, Jaja yeteneklerine rağmen ancak Türkiye gibi ülkelerde top oynayabilir.
    Rakip savunmanın en açık yakalandığı pozisyonda Burak'a vermediği pas için söyleyecek söz bulmak zor.
    Sonuçta Güneş'in Almanya'sı bu kez kazanamadı, çünkü Podolski atamadı. Klose isezaten hiç olmadı ki...
    BİZE ULAŞIN