Web Sürümüne Geç

    Milli Piyango

    Tümden bir kısmet oyunudur Milli Piyango. Kazananı şans belirler. Oysa futbol öyle mi? Kazananı ne emek, ne de şans belirler kuralına göre oynandığında!

    İşi şansa bırakmamak bu ülke futbolunun adetlerindendir! İşe bakın ki, Milli Piyango ile futbol, her türlü sıkıntısı olan bir ülkenin hiçbir konusunda anlaşamayıp da en önemli ve öncelikli sorunu olarak şikeciliğe verilen cezaların hafifletilmesini seçen seçilmiş vekillerimizin Millet Meclisi'nde bir nevi bir araya geldi önceki gün. Biraz tersten ama aynı mantıkla.

    Hani Milli Piyango'da bir bilete birden fazla ikramiye isabet ederse sadece en büyüğünü alabilirsiniz ya. Bu yasa değişikliği ile şikeciliğe de aynı sistem getirildi şimdi. Futbolda işlenen ahlâk suçlarının, dolandırıcılığın her birine değil, sadece en büyüğüne bir kez ceza verilecek bundan sonra. Pardon bundan önce de... Zira belli ki yasa geçmişe dönük uygulanmak üzere hazırlanmıştır. 'Suça değil suçluya göre ceza' anlayışının ürünüdür.

    Tersini diyemediler
    Bu kafa karışıklığında durum daha anlaşılır olsun diye bir örnekle somutlaştıralım. Bir yönetici ligin 10 maçında şike, 5 maçında da teşvik suçu işlemişse sadece bir şike cezası alacaktır. Elbette tam karşılığı değil ama bu durum 10 kişiyi öldürüp 5 kişiyi yaralayan bir suçlunun sadece bir adam öldürme suçundan hüküm giymesinin dengidir. Ya da... Peş peşe 9 banka şubesi soyan hırsızın sadece soyduğu en büyük şubeden hüküm giymesi durumunu tanımlamaktadır. Yani, muhtemelen başka hiçbir suç-ceza hesabında kullanılmayan bir yöntemdir. Şike soruşturması başladığından beri Kulüpler Birliği'nin, bazı kulüp başkanlarının, federasyon yöneticilerinin, kimi etkin medya figürlerinin yaklaşımına ve söylemek istediklerine dikkat çekmeye çalıştık hep.

    Hiçbiri bu ülkede şike olmadı, yapılmadı demedi, diyemedi. Sadece ceza verilmesin, küme düşme olmasın, yasa değişsin dolaylarından türküler söylediler koro halinde. Durumun özeti buydu aslında. 'Şike yapılabilir ama ceza verilemez' demek istedi bazıları bilinçaltlarında. Bu yasayı da temelde o Kulüpler Birliği ile bu federasyon hazırladı, ki şu anki garabetin asıl sorumluları tam da onlardır. Bu yazıda ağır cezalık suçlar ile örnekleme yaparken şüphesiz spor müsabakalarındaki yolsuzlukla o suçları bir tutmuyoruz. Spordaki suçun cezası yine sporda olabilir. Spor yöneticiliğinden ömür boyu men edersiniz, olur biter. Ancak... Bugüne kadarki kanun, üstelik daha yeni çıkmış olan yasa farklı maddeler içeriyorken, siz suça değil de suçluya göre ceza için topyekun bir çaba gösterirseniz bunun vicdanları yaralamaması söz konusu olamaz.

    Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Hepimiz biliyoruz ki, bu suçu işleyen yöneticiler ve kulüpler bazı Anadolu kentleri konuşlanmalı olsaydı (buna Trabzonspor ve Bursaspor da dahildir), onlar için hiçbir hafifletme yapılmayacağı gibi takımları da üç küme birden düşürülürdü. Bunun aksini söyleyebilecek kimse var mı aramızda?

    Suçlu cezasını çeksin
    'Temiz futbol' taraftarlarının şüphesi odur ki, bu yasadan sonra sıra Futbol Federasyonu talimatnamesinin değiştirilmesine gelecektir. Özel durum ilan edilip küme düşme cezası kaldırılacak, iş puan silmeyle hafifletilecektir.

    Bunu dayatmak için gerekli manevralar da çoktan yapılmaya başlanmıştır. Bir futbolcunun ağzından Trabzonspor'un teşvik yollamaya çalıştığı haberinin yapılması da şampiyonluk bekleyen bu camiaya tehdit mesajı göndermek gibi bir şeydir. Biz, bu soruşturma başladığı zaman neredeysek yine oradayız: Kim suçlu ise cezasını çeksin, hiçbir suçsuz hüküm giymesin. Çünkü temiz futbolu tesis etmek, insanlık onurunu korumak ancak böyle mümkün olabilir. Bakalım bu ülke bunu bu kez başarabilecek mi?
    BİZE ULAŞIN