Şaka gibi...

Müstafi başkan Aydınlar'ı adaşının programında izlediniz sanırım. Öncelikle şunu söyleyeyim ki kendini anlatmak için seçtiği programın adı, tam 7 ay süreyle aslında çok net olan şike kararına nokta koyamayan, hep "gelecek ayın 32. günü" ya da "çıkmaz ayın son perşembesi" gibi net (!) tarihlere bırakan muhteremin görev anlayışını çok iyi tanımlamış: 32. Gün… Şunu da not düşelim, çok önemli açıklamalarını incelemeden. Sayın Başkan görevde kaldığı kısa sürede kendisini eleştiren 300 kişiyi de mahkemeye veriyormuş. Şaka gibi değil mi? Oralarda olmadığım için okuyamadım ama sanal âlemde diyorlarmış ki, "Demek ki sadece 'şike sürecini karar almadan uzatma' dalında değil 'birim zamanda en çok kişiyi dava edebilme' dalında da Guiness Rekorlar Kitabı'na girecek muhterem!"
Zamanında"Karar alıcı olamazsanız görevde kalıcı olamazsınız" diye açıkça yardımcı olmaya çalıştığımız eski başkanın şu şakası da muazzam ama: "TFF bir an önce karar almalı" Kendi niye mi öyle yapmamış? İşte yanıtı: "Fenerbahçe'yi düşüren başkan olmak istemedim." Suçu ve suçluyu net olarak bildiği halde görevini ihmal etmenin ve kötüye kullanmanın açık itirafıdır ki hesabını yargıda vereceğini düşünüyoruz. Tıpkı onun yerine gelecek olanların, Etik Kurulu raporuna uygun kararlar alıp herkese hak ettiğini vermemesi ya da etik kurul raporunu değiştirmeye yeltenmesi halinde yaşayacakları gibi.

* * *

Yine diyor ki "Rıdvan Dilmen ve Aykut Kocaman ile görüştüm. Bu görüşmede Rıdvan'Şampiyonlar Ligi'ne F.Bahçe'yi almadığınızda sizi eleştirdim. Haklıymışsınız, özür dilerim' dedi." Demek ki ekranlarda çok güvenilir görünen bazı isimler geri planda farklı konuşuyorlar ve etik olarak sakıncalı gizli görüşmeler yapılıyormuş.
Bu görüşmeyi yalanlayanlar da şaka yapıyormuş zahir! Bu skandal teması eleştirenlere hepsinin özür borcu vardır şimdi. Artı… Aydınlar'ın Dilmen'e verdiği yanıta paralel şekilde söyleyelim: Temiz futbolseverlerden daha çok özür dilemek zorunda kalacaklardır.

* * *

Şaka gibi başka bir yaklaşım da TBMM Adalet Komisyonu Başkanvekili Sayın Hakkı Köylü'den gelmiş bu arada. Mealen şöyle: "Tek maddelik bir kanun çıkartılarak, süper lig takımları 2 yıl süreyle uluslararası müsabakalara katılmaktan men edilsin. Türk futbolunun itibarı için bunu yapmak zorundayız." Vay be! Futbolumuzun itibarı için yapacakmışız bunu. Bir iki kulübe ceza vermeyi beceremediğimiz için hepsini suçlu kabul edip bir nevi ev hapsine alacakmışız.
Bakınız sayın vekilim, hak-hukuk açısından had safhada isabetsiz bir yaklaşım gibi görünür bu beyanınız. Bu şekilde futbolumuzun itibarı falan kurtarılamaz ama her kurumunki asgaride eşitlenir herhalde. Siz tekrar bir düşünün isterseniz.

* * *

Son şaka da Kulüpler Birliği'nden. 3 Temmuz'dan bu yana "Bizim için futbolun onuru değil, oradan gelen para önemli", "Birimiz şikeciyse hepimiz şikeciyiz", "Şike yaparız, ceza falan veremezsiniz" kıvamındaki açıklamalarıyla varoluş nedenini bizzat ortadan kaldıran bu vakıf, TFF başkanlığına, şike soruşturması sınavında en düşük notu alan, Aydınlar'ın ifadesine göre "UEFA ile kavga edelim, genel af çıkaralım, mahkemeye bırakalım" diyebilen kişiyi aday gösterecekmiş. Şaka gibi yani.
Hakikaten temiz futbolseverin lâyık olduğu bu mudur bu ülkede?
Şimdi biraz ciddiyet: Daha fazla şaka, sulandırma istemiyoruz.
FIFA'nın, UEFA'nın ısrarla söylediği gibi, Ağustos 2011'de TFF'nin elinde olan Etik Kurulu raporunun gereğini hemen yerine getirin. Yoksa iki elimiz iki cihanda yakanızdadır. Nokta!...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN