Web Sürümüne Geç

    Sinemalarım

    Hakkı Yalçın Hakkı Yalçın
    Hâlâ Sadri Alışık kurallarıyla hayatımıza yön verdiğimiz içindir ki... Bizim gibilere "eski moda film seyircisi" deniyor.
    O yüzden bu haftaki maçları siyah beyaz izledim. Mavi nurdan bir ırmak, gölgede bir salıncak üzerinde!

    Cumartesi gecesi Saracoğlu'nda "Sisli Hatıralar..." Dumanlar dağlardan firar etmiş de, İstanbul'u basmış.
    Filmin baş oyuncusu Gökhan Gönül...
    Bir yanı salon beyefendisi, öte yanı önüne geleni ardına katan bıçkın delikanlı.
    Birkaç kişilik beceriyi tek başına üretti.
    Bitmesini istemediğimiz bir filmi izlemek gibi geldi bana. Aynı filme ikinci kez bilet aldıran oyunculara benziyordu. Tarık Akan, Kadir İnanır karışımı.

    Emre Belözoğlu'nun kimyası bozulmuş bakışlarına baktım.
    Sol eliyle hayatı gazlayan bitirim şoför rolüne. Cüneyt Arkın'ın bir yanı sevdalı, öbür yanı kavgalı"çift kişilikli" filmlerinden biri gibi. Lugano ile Sezer'in bitirim sahnelerini, "Tophane rıhtımından araklanmış sahneler" olarak yorumladım.
    Biraz Behçet Nacar, biraz Kenan Pars...

    Fenerbahçe
    forveti, atını denizlere süren süvariler gibiydi de... Fenerbahçe savunması, tekrar edildikçe alışkanlığa dönüşen figüran hatalarıydı sanki. "Bu savunma belki de forvetin hasmı" dedim. Natuk Baytan'ın "Sırtımdaki Bıçak" filmi gibi...

    Pazar gecesi Avni Aker'de iki film birden.
    İlk film, sonu tahmin edilmeyen bir gerilim. Heyecan üst düzey.
    Liderliğin kapısı aralık ve buharlanmış bir aynada kimin lider olacağı okunmuyor.
    75. dakikadan sonra ikinci filme geçildi. Şenol Güneş yapımı. "Kolbastı Yangını." Filmin her karesi emekten örülmüş. Şenol Güneş'in yönetmenliğinde Lütfi Akad ustalığı...
    Duruşunda Ayhan Işık estetiği. Adnan Polat'la yan yana oturan Başkan Sadri Şener'e baktım da. Hulusi Kentmen zarafeti.
    Kaybederken de, kazanırken de asil.

    Trabzonlu Engin Baytar
    'ı izlerken, son cümlesiyle filmi bitiren, gerçek bir star gördüm. "Bu delikanlı Avrupa'ya da açılır" dedim, Karadeniz'de gemileri yürütmesinin ödülü olarak. Galatasaray'ın yediği ilk golde Servet'e baktım,"Sefil Bilo" filminden bir kesit.
    2010 yılında hiç derbi kazanamayan ve Trabzon'la arasındaki puan farkı 10'a çıkan, Galatasaray'ın haline yakışan filmi de buldum. "Züğürt Ağa..."

    Antalyaspor-Bursaspor maçında iki perdeli film vardı.
    İlk perdede Şifo Mehmet, dar bütçeyle harika bir film üreten Metin Erksan sanki.
    Her sahnesi emek, her sahnesi disiplin.
    İkinci perdede Ertuğrul Sağlam, Anka Kuşu'nun sırtına bindi. Bursaspor takımı ikinci yarı bir masal kuşuyla birlikte sahaya indi.
    Kendi üslubunu konuşturan Halit Refiğ'in yönetmenliği gibi.
    Onları izlerken, yakasına çiçek takan eski beyefendileri hatırladım. Her dakikanın dev bir heykelini yaptım gönlümde.
    Çünkü biliyorum ki, gelecek bile geçmişin güzelliklerinde saklı.

    Futbol bizim sinemamızdı.
    Sinemalar bizim hayatımızdı Eski sevdalar gibi.

    O yüzden hiç sevemedim şu televizyonları.

    BİZE ULAŞIN