Ben bu takımdan şüphe duyuyorum

Hakkı Yalçın Hakkı Yalçın
Fenerbahçe, liderlikle arasındaki farkı açtırmamak için buluştuğu köprüde, Büyükşehir'i aşağıya itti.
Aslında kendisi de o uçuruma düşüyordu ama uçurum çiçeği yineAlex de Souza'ydı...

Dün gece bir kez daha gördük ki... Aykut Kocaman, yanlışlarında direnmekte usta.
Hataları görmekte acemi. İbrahim Akın, 3 metreden topu kaleye yuvarlasa, Aykut'un "Alex fobisi" daha bir dışa vururdu. Alex, oyundan alındıktan sonra, Fenerbahçe'nin ruh hali değiştiyse.
Alınan 3 puan, gecenin sırlarını örten perde oluyorsa da...
Ben bu takımdan şüpheliyim.

Daha ilk dakikalarda oyunu rakip alana yığan bir Büyükşehir.
Ama bindirmelerin arkası kof çıktı.
Buna karşılık, içe dönük Fenerbahçe'nin, kendisine kapandığı sanılan zaman dilimlerinde etkili açılımları var. Niang'ın 9 ve 16. dakikalarında harcadığı iki net pozisyona baktım da. Güiza'nın kulaklarını çınlattım.

Rüzgara karşı oynayan Fenerbahçe'nin, ilk yarıda rüzgar alan yanları çoktu.
Savunmayı geride kuran bir anlayış, İbrahim Akın'ın kaleyi yoklama özgürlüğüne" fazlasıyla izin verdi.
Baktım da,Gökhan Gönül'den başkasının oyuna katılımı yok. Bekir geri vites. Yobo'nun güven veren bir yanı var ama Fenerbahçe'de forma giymek, bundan çok daha fazlasını emrediyor. Stoch topla hareketli görünse de, ruhu slow-motion... Mehmet Topuz yine vasatlık çizgisinin üzerinde gezintide.

Alex
'in maçın 28. dakikasında İbrahim Akın'a kırmızı kartlık bir darbesi var ki, ona yakışmadı. Alex'e yakışan gol.
Gol vuruşunda, nöbetçileri haklayan ustalığı da, ondaki başkalığın resmi zaten.

Fenerbahçe
'nin ilk yarıda yoğunlaştığı pozisyonlarla, Büyükşehir'in zayıfladığı nokta aynı. Mahmut Tekdemir... İbrahim Akın'ın boş alan bulmak için göstermediği çabayı, topla oynama sevdasına göstermesi de, Büyükşehir'in rakip alandaki azalmasının sebebiydi.

İkinci yarıda Fenerbahçe'nin oyunu rölantide tuttuğu dakikalar.
Takım olmayı hala beceremeyen Fenerbahçe gerçeğinden kesitler... Alex'i oyundan almayı "başkalık" sayan Aykut Kocaman'ın, Niang'ın kaçırdığı penaltıda, kendi payına düşeni almasını da rica ediyorum.
İkinci yarıda Abdullah Avcı'nın taktiksel varyasyonları mevcut olsa da, İstanbul Büyükşehir de, "kötü futbolun belediyesi." Hele İbrahim Akın'ın, kale önündeki vuruşlarına, "uyku hapı katılmış" sanki.

Fenerbahçe
'de genç Gökay'ı ve Baroni'yi eleştiriden muaf tutuyorum. Gökhan Gönül'ü tırnak içine alıyorum. Kaleci Volkan'a her zamanki ciddiyeti için alkışlarımı gönderiyorum. Stoch ve Niang'ı içi boş yıldızla yolcu ediyorum.
Diğerlerine sıradan alkışlar.

Futbol oynamadan kazanmak, bu sezon Fenerbahçe'ye özgü bir resim.
Bunun sanat olduğunu inkar etmiyorum.
Alınan 3 puanın, gecenin sırlarını örten perde olduğunu da göz ardı etmiyorum.
Ama Fenerbahçe'nin eleştirilere cevap hakkı doğuracak futbol güzelliklerinden yoksun olduğunu bas bas bağırıyorum.

Halis Özkahya
'ya düşeceğim özel bir not var... "Kişiliksiz hakem!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA