Web Sürümüne Geç

    Hüzün tablosu

    Hakkı Yalçın Hakkı Yalçın
    Galatasaray'ın büyük düşleriyle oynadılar.
    Sadece kendi çıkarları için.
    Koltuklarını kaybetmemek adına ve birçok şeyi kaybetmek uğruna yaptılar bunu.
    Ve koca Galatasaray, birkaç adamın yanlışlarına eğildi.
    Şimdi rakipleri tarafından fıkralarla anılıyor.
    Cenaze marşları çalınıyor, futbol semalarında.
    ***

    Hiçbir gerçek yanlışları kadar iyi anlatamaz Adnan Polat'ı... Galatasaray'ın bugünleri, kulübün öz ruhuna karşı çıkan iki Adnan arasındaki yakın ilişkidir. Bireysel kompleksler. Adnan Sezgin'in, üç kuruşluk adamların milyon euro'luk transferlerine aracılık etmesi, kendisine verilen gücün karşılığıdır.
    Peki alınan bu adamlar Galatasaray forması altında, neyin karşılığıdır?
    Gördüklerimizi kim yorumlar? Adnan Sezgin, Adnan Polat'ın yardımcısıydı, Galatasaray'ın değil. Kendilerini kulüplerine ait hissetmeyenler, gemilerini de kurtardılar.
    Otellerini de.
    OlanGalatasaray'a oldu.
    Başarısızlığın ve yıkımın atölyesi diğer yöneticilerdir.
    Kimileri alkış tuttu, kimileri seyretti.
    Tıpkı bir maçı seyreder gibi.
    Oysa bir kulübün ruhunu zedeleyen yanlışlara suskun kalmak da suçtur.
    Ama bilinmelidir ki... Mazinin katliam sanıkları orada duruyorsa.
    Galatasaray
    'ın büyüklüğü de onların karşısında duracaktır.
    ***

    Yeniden seçim yolu göründü.
    Bu işin politikası ne olursa olsun. Adnan Polat ve onu temsil eden bütün güçler gidecektir.
    Ya da Adnan Polat'a yolu gösterecek bir yönetim ruhu belirecektir.
    ***

    Kimse merak etmesin.
    Galatasaray onları unutmaz. Bir takımı bu hallere getireni kim unutur ki. HHH Bugün bir hüzün tablosudur Galatasaray. Yarınlara borçlu.
    Ama Galatasaray'ın ruhu bu borcu ödeştirecektir. Adnan Polat ve arkasındaki yöneticilerin indirdiği kepenkleri kaldıracak güç, bu kulüpte her zaman mevcuttur.

    * * *
    KADER MAHKUMU
    Yılda 3 milyon euro alacaksın.
    Her yerde havanı basacaksın.
    Kitap okumamış, eğitim görmemiş yanını bir güzel örtbas edeceksin.
    Rakibine sövecek, kafa atacak, hatta güvenlik görevlisine yumruk atacaksın. "Bu taraftar seninle gurur duyuyor" çığlıklarına, sağ elini göğsünün sol yanına bastırarak karşılık vereceksin.
    Senden istenen koşman, formanın içine ruhunu sokman.
    Ve profesyonel olman.
    Bunları yapmadığın için eleştirileceksin.
    Seni başının üzerinde taşıyan taraftar, yaptığın yanlışları yüzüne vurduğunda bunları ağır bir yük sayacaksın! "Kader mahkumu gibiyiz" diyeceksin.

    * * *
    Üniversite mezunu gençlerin işsiz kaldığı memlekette, bir ay başka bir işte çalış.
    Ayda 500 euro maaş al.
    Cazibene bayılan kızları o zaman görelim.
    Arkanda kimse olmadan yumruk at da güvenlik görevlisine.
    Kendini nerede bulacağını o zaman gör.
    Hey gidi Arda Turan.
    Seni gidi kader mahkumu seni!

    * * *
    KAÇ PARALIKSIN?
    Bursasporlu Sercan'ın önceki gün yaş günü kutlamalarının gazetelerde yayınlanan fotoğraflarına baktım.
    Kafasındaki şapkaya rakı kadehi monte edilmiş, kadehin içindeki hortumun diğer ucu Sercan'ın ağzının içinde.
    Doğum günü kutluyor..
    İçmenin bile bir adabı vardır.
    Ama cehaletin adabı yoktur. Sercan transfer sezonunda adından bahsettirecek ama...
    Bu fotoğrafa bakıp, kendine değer biçsin bakalım. "Ben kaç paralık adamım?" diye.

    * * *
    TELEVİZYON SAHİPLERİ
    Birbirlerinin arkasından konuşmaya yeminli adamların, bir masanın etrafında oturup, futbol adına ahkam kesmelerine bakıyorum.
    Yorumcu yüzsüzlüğüne.
    Utanmak duygusunun hükümsüzlüğüne.
    Kışkırtıcılığa konsomasyon yapanların her kanalda karşımıza çıkmasının, çocuklar için yarattığı tehlikeye bakıyorum.
    İlgi çekmek için yapılan soysuz çıkışlara.
    Popüler yavşaklığın getirisine.
    Para için yapıyorlar her şeyi.
    Daha çok para için.
    Oysa bu ekranların sahipleri olmalıydı.
    O sahiplerin vicdanı olmalıydı.
    İğneyi kendine, çuvaldızı bu çirkinlik torbalarına batırmalıydı.
    Ne çok şey değişirdi bu ülkede. İnsanlığın marka değeri nasıl da yükselirdi.

    * * *
    ARTİSTLER GEÇİDİ
    Ufuk Ceylan diye bir kaleci var. Boş çuvalı doldursanız kalede daha iyi yer tutar.
    Adam Galatasaray'ın en kritik günlerini magazin gecelerinde yer yatağı toplayarak geçirdi.
    Sorumluluk duygusu olmayan ve idmanlarda çalışmadığı hantallığından belli olan bir adama kalenin teslim edilmesi haksızlıktır.
    Adam kayırmaktır.
    Ve kulüp ruhuna bıçak çekmektir. Galatasaray'ın sorunu, altyapıya güvenmeyen korkak teknik adamlardır. Oysa bu takımı tarihe geçiren altyapı ruhuydu.
    Ufuk Ceylan, Mustafa Sarp, Barış Özbek, Gökhan Zan gibi artistler değil.

    * * *
    İMDAT SİRENLERİ
    Hakemlere sızlanmanın devri kapansın.
    Lütfen herkes sussun!
    İnsanlar trenlerde bile imdat sirenlerini bir kere çekme hakkına sahiptir.

    * * *
    Guti, Gaziantep maçında kendisini oyundan alan Tayfur Havutçu'nun elini sıkmadı. Beşiktaş, dışı yaldızlı içi paslı tenekelerle zaman harcamayı bıraksın artık.

    * * *

    HAFTALIK
    Politik duruşuyla... Ünal Aysal'dan da başkan olmaz.

    * * *
    Televizyonda iki kişinin anlattığı maç ne olur? İçine sinek düşmüş çorba.

    * * *
    Sahi ya, Arda Turan'ı menajeri Ahmet Bulut ne işe yarıyor? Gazetelere yalan manşetler attırmaktan başka.

    * * *
    Affedersiniz şoför bey! Müsait bir yere tükürebilir miyim? Ahlaksız bir yorumcu geçti de.

    * * *
    Kuddusi Müftüoğlu'nun hâlâ hakemlik yapması. Hakemlik mesleği ve genç hakemler adına büyük haksızlık.

    * * *
    Dün Rüştü'nün günüydü. Yılda 1.5 milyon euro alıp, bu sezon ilk kez takımını kurtaran Rüştü'nün.

    * * *
    Birbirine şans dileyen teknik adamları "özel görüntü" sayan zavallı yayıncılık sisteminde. Gelin de anarşiyi sadece şiddet yasasıyla yok edin

    BİZE ULAŞIN