Web Sürümüne Geç

Sebepler

Hakkı Yalçın Hakkı Yalçın
Bazı hakemlerin yüzlerine ve ruh hallerine bakın. Hüseyin Göçek gibilerine. Fenerbahçe lehine vermediği 2 penaltı, sahadan atması gereken Emre ve Lugano. Böyle hakemlerin adalete itina etmeleri gerekirken ihanet etmelerinin sebebi çoktur.
Anarşinin ilk sebebi de onlardır..
Son sebebi de...

Futbolculara bakın… Emre Belözoğlu ve Lugano'ya.
Onlar kendilerine ayrıcalık sağlayan hakemlerin sırtından geçinirler. Lugano, yerde yatan bir futbolcunun hayatını söndürmeye ayak basıyorsa. Böyle biri, bırakın sportmenliği, insanlığın imitasyonu bile olamaz. Ama takımında kral olur.
İnsan olan yerde yatan futbolcunun ölümüne ayak basmaz.
Basıyorsa eğer, o insanın bu topraklarda ayak basmasına izin vermeyecek yürek yöneticilerde olmalı. Nerde peki?

Yorumculara bakın... Markus Merk ve saz arkadaşlarına.
Fenerbahçe'
nin hakkı yendi, hepimiz dile getirdik. Peki ya maçın yan etkileri?
Ya tarafsız yorumculuk? Trabzonspor'un puan kaybettiği hakem hatalarında Markus Merk'in dili tutulmuştu. Trabzonspor için yapılan hakem bildirilerine sözcülük ederken, "kimse hakemlerin işine karışmasın" diyenler, birden gerçek rollerine soyundular.
Bu yorumcular meselenin getirisi olunca, dillerini dişlerinin arasından çıkarırlar.
Onların adalet anlayışı, kendi çıkarlarının başladığı yerde başlar, bittiği yerde biter. Riyakarlık onların en yakışıklı halleridir.

Düzen eski hakemleri ve teknik adamları kırpıp kırpıp yorumcu yapıyor olabilir ama onları teşhis eden büyük bir kitle var.
O yorumcular hakemlerden daha adaletsiz olduğu müddetçe...
Hakemleri eleştirmeye de, Fenerbahçe ve Trabzonlu futbolcuların emekleri üzerinden reyting yapmaya da hakları yoktur.
Yorumculuk oyuna dahil olmak değildir.
Kayıtsız şartsız adalete teslim olmaktır.

Ve sizler... Yazarlar, çizerler...
İnsan olan gerektiğinde kendisiyle tartışır. Beslenme alanı sadece kendi ruhudur, başkanların ve yöneticilerin kesesi değil. Bizim gibi ülkelerde bunların hükmü yoktur biliyorum. Önemli değil, ben bu yazıyı ruhuyla beslenen insanlara yazdım zaten.

Haftanın diğer gerçeklerine gelince… Sadece bizim ülkemizde sezon sonu manzaraları çirkinliklerle doludur.
Ve sadece bizde cehalet itibar görür. Gaziantepspor yedek kulübesine, Fenerbahçe yardımcı antrenörü İsmail Kartal'ın bir göndermesi var. "Kendiniz için oynayın şerefsizler!"
Gaziantep
ligde üçüncülük iddiası taşıyor.
Her şeyden önemlisi rakibini yenmek ya da yenilmemek adına mücadele etmek gibi bir namusu var.
Peki böyle zavallı düşünen bir teknik adamın Fenerbahçe'de ne işi var? Büyük takımlar küçük mazeretlere sığınmaz. Hele ki cumhuriyetse!

Hey gidi TRT... Gençliğimizin aile düşkünü TRT'si, şimdi gizli kamerayla insanları sırtından vuran haberciliğe soyunuyor. Arda Turan'ın, tanıttığı forma için kullandığı sözcükler, arkadaş samimiyeti arasında kullanmakta sakınca görmediği sözcüklerdir. Ama bunu gizli kamerayla medyaya sipariş etmek ahlaksızlığın daniskasıdır. Bunu yayınlamak da, TRT'nin bizdeki bütün masumiyetini alıp götürmüştür.

Radyolu yıllar sadık bir orman gibiydi.
Çocukları da korurdu, mesleğin namusunu da. O yüzden, kaybettiklerimizi bir daha kazanamayacak olmamız en büyük yenilgimizdir. Bu televizyonlar karşısında.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN