Web Sürümüne Geç

    Kişisellik!

    Hakkı Yalçın Hakkı Yalçın
    Yalçın, Webo'yu ceza alanı içinde tutuyor ve yere indiriyor.
    Hareket kural dışı ve penaltı.
    Ama yorumculara göre, "Böyle penaltı olmaz!"
    Ya da, "Ben hakem olsam vermem" diyorlar.
    Niye? Diğer hakemler vermiyor diye.
    Eğer hakemlerde böyle penaltıları verecek yürek olsa, ceza alanı içindeki güreş sahneleri sona erer.
    Kurallar "ben olsam" gerçeğiyle, kişisel gösteriye yenik düşüyorsa, o ülkede kargaşa asla bitmeyecektir.
    Ayrımcılık da.

    En kolay savunma biçimi. "O penaltı Fenerbahçe'nin aleyhine olsa, hakem verebilir miydi?"
    Meseleyi penaltı olup olmamaktan çıkarıp, başka adreslere taşımak bizlere has.
    İşimize gelince yurtdışındaki maçlardan pozisyonlar ithal ediyoruz.
    İşimize gelmeyince, kuralları ihraç ediyoruz.
    Bu kirli havayı teneffüs etmekten hepimiz hoşnutuz!

    Fenerbahçe, sezonun en iyi maçını çıkarıyor, rakibin pestilini çıkarıyor.
    Sezon başından beri eleştirdiğimiz takım bir futbol şantiyesi olmuş.
    Konuşmamız gereken mücadele ama hakem maçın üzerine çıkıyor.
    Başka adrese taşınıyor yorumlar.
    Hakem Hüseyin Sabancı başarılı mıydı? Hayır!
    İkili mücadelelere izin veremeyecek kadar korkaktı.
    Baskıyı kaldıramayacak kadar acizdi.
    Ama bunlar, Fenerbahçe'nin oynadığı futbolu gölgede bırakacak kadar ve neticeye tesir edecek kadar etkili miydi?
    Kesinlikle hayır!
    Elbette hakem sorunu var, bu hakemleri takımlara göre değil, bütün olarak değerlendirelim.

    Affına sığınacağımız daha anlamlı gerçekler de var, onlara da göz atalım.
    Kasımpaşa Teknik Direktörü Şota, maçtan sonra "Keşke Türkçe bilmeseydim" diyor. "Oyuncular bize küfür etti."
    Herkesi zan altından bırakmadan, kimler olduğunu da teşhir etmeli.
    Aykut Kocaman'ı zaman zaman eleştiriyoruz ama kendine has bir duruşu var. "Şota son derece mantıklı biri. Bir rahatsızlığı varsa, bunu değerlendirmek lazım."
    Yanlışlara ortak hareket etmek, her teknik adama mahsus bir özellik değil.
    Maçı döndürme hamleleri kadar, Aykut Kocaman'ın duruşunun hakkını da vermeliyiz.

    Pazar gününden kalan en anlamlı gerçeklerden biri de, Fenerbahçe taraftarının kazanmaya yönelik desteğiydi.
    Bunun en büyük gerekçesi, takımın gösterdiği mücadele.
    Eğer bir futbol takımı, yanlışlarından arınmış, mücadelesini olağanüstü biçime taşımışsa.
    Kötü futbola ait hafızalar silinir.
    Böyle bir durumda, davaya ortak olmayan bir taraftarın...
    Tribünde maç izlemeye de hakkı yoktur.
    Taraftarım demeye de...
    Gerçek taraftarlık böyle bilinir.
    BİZE ULAŞIN