Web Sürümüne Geç

    Ortak otlak!

    Hakkı Yalçın Hakkı Yalçın
    Türk futbolunun içler acısı halini transferlerde görüyoruz.
    Oyuncu satmazlarsa oyuncu alamayacak hale gelenler için reçete ortadaydı.
    Oyuncu satmazsanız oyuncu alamazsınız.
    Yani bu demektir ki, "oyuncunu yetiştir. Üç kağıtçı menajerlere ve yabancılara mahkum olma!"

    ***

    Bizim büyük kulüplerimizde altyapı denen gerçeğe yatırım yapmak, kaybedilen zaman olarak görülüyor.
    10 yabancının "altını temizlemek" alt yapıya verilecek emeklerden değerli.
    Üstüne bir de alınan yabancıların elden çıkartılma zorluğu gelince.
    Bataklıklar doluyor.
    Olan Türk futboluna oluyor.

    ***

    Yabancı futbolculara garsonluk eden yöneticilik, bütün sezon onlara servis yapıyor da, sezon sonunda onları nasıl göndereceğini kara kara düşünüyor.
    O zaman biz de diyoruz ki!
    Sofraya yalnız oturan.
    Sofrayı da tek başına toplar.
    Ama mesele sofrayı toplamaya gelince, günahlarını başından savmanın ustaları bizde çok.

    ***

    Kulüplerini ceza alacak kadar bataklığa sürükleyenlere bakıyorum.
    Serdar Aziz gibi birine 3.5 milyon euro bonservis bedeli ödeniyor.
    Yanında da 3 futbolcu.
    İşte size harika bir yöneticilik biçimi!

    ***

    Yabancıların iki fasiküllük maceralarının sonlarında boyaları akıyor.
    Fenerbahçeli Diego, kadro dışı kalmanın getirisine bakıyor.
    "Gerekirse A 2'de oynarım." Niye? Forma aşkından mı?
    Paradan mı?
    Sana A takımın formasını verdiler, o formayı niye ıslatmadın?

    ***

    Gökhan Gönül'e bakıyoruz.
    Üç kuruş fazla para almanın derdinde, kök saldığı kulübünü terk ediyor sonra da saygı bekliyor.
    Kargadan başka kuş, paradan başka gerçek tanımayanlara neyin saygısı?

    ***

    Menajer ve başkan fingirdeşmeleri utancın ta kendisi.
    Önceki gün dinledim.
    Bir menajer kulüp başkanına futbolcu getiriyor.
    İmzalar atılıyor.
    Bonservis bedeli 500 bin lira.
    Ama menajerin önüne gelen kağıtta imzalaması gereken rakam 1 milyon lira.
    "Bu 500 bin fark nedir?" diyor menajer.
    "Orasına karışma" diyor başkan.
    O para başkanın karısının hesabına havale ediliyor.
    Menajer de sonraki transferlerin kaymağını sürüyor ekmeğine.
    Yemin olsun ki tek satır yalan yok.
    Bu ülkede bazı başkanların şerefi ve haysiyeti de yok.
    Yüreğine insanlık rozeti takmaktansa, şerefsiz bir kazancın sahibi olmak hak sayılıyor artık.

    ***

    Bu ülke böyle.
    Kuklaların ipini kesmekle, haramilerin sesini kesmek aynı kapıya çıkıyor.
    Ama kimse oturduğu koltuğu terk edip kapıya çıkmıyor.
    Böyle bir ortamda, kuklalarla haramilerin ortaklığı ortaya çıkıyor.

    **

    Bizlere kalan da transferde sızlanan yöneticilere seslenmek.
    "Şifalı otlarınızı ortak otlakta bulabilirsiniz!"
    BİZE ULAŞIN