Romantik yıllar

Hakkı Yalçın Hakkı Yalçın

İlkokul yıllarımdı, futbolun aydınlık yılları.
Bizim için romantizm maça giden çocukların babalarından önce tribünlere emanet edilmesiydi.
Karıncaların ezilmeyeceğini kitaplardan öğrenmiştik de futbol dünyasında Karıncaezmez Şevki zarafetini gazeteler öğretmişti bizlere.
Tribünleri coşturan, göğsünün sol yanında sarı ve kırmızı karanfil taşıyan bir futbol centilmeni.
Beyoğlu Hasnun Galip Sokağı'ndaki Galatasaray Kulübü yanmıştı o yıllar, karanfilli adamın ciğerleri yanmıştı.
Kaplumbağa bir otomobili vardı, futbolun romantizmi de vardı o yıllarda.
O romantik adam karşılıksız sevdanın bedeli olarak otomobilini sattı ve Galatasaray'a bağışladı.
Karıncaezmez Şevki üzerinde hangi forma olursa olsun avucuyla su içirirdi çocuklara.
Yaşasa televizyonlara bile çıkarmazlardı nefretin yolunu keser diye. Ya dagöğsündeki karanfilleriyle küfürün dilini keser diye.
H H H
O yıllar yerde bulduğumuz gazetelerin spor sayfalarını çömelerek okurduk.
Dürüstlüğün kaleminden damlayan cümleler hangi takımdan olursak olalım bizleri birbirimize bağlardı.
Ağlayan içinden ağlardı gazete sayfalarında ya da ekranlarda değil.
Fikir işçilerinin yerini talan orduları, eli kalem tutanların yerini hakem ve futbolcu eskileri aldıktan sonra ihanetler bile şenlik gibi kutlanır oldu.
H H H
İpini kulüp başkanlarına ve kabadayılara teslim eden medyatik kuklalar popüler oldu.
Zaman kendisini tahrip ederken güzellikleri yok etti.
Biraz sevginin kimseye zararı olmazdı, sevmediler.
Şimdi ölümü koklayarak maça gidiyor çocuklarımız.
Bir sosyal medyamız var ki mezbahalardan farksız.
Bir linç ve nefret spazmı!
H H H
Gözleri şampiyonluktan başka bir şey görmeyen yöneticilerin teknik adamların dilinde engerekli yılan var sanki.
İnsanları birbirine düşman etmenin mührünü bastılar.
O yoksul yıllarda futbolun başı hep yukarıdaydı şimdi adaletsizliğin bodrum katında.
Kaliteli futbolun seyirci topladığı günleri yitirdiysek kalitesizliğin başının kalabalık olması sebepsiz değil.
Herkes payını istiyor, sahada kazanamayacaklarına mahsuben!
Ne utançtır ki her şey birbirini tamamlıyor.
Bizde futbol kabadayılık, maşa başı, hakem kıyağı!
Bizde futbol emekçi muhabire futbolculardan gece dayağı, gasp, yağma!
Oysa futbol çağdaş ülkelerde sanat yerine geçiyor.
H H H
Bu ülkenin başına ne geldiyse büyüklerden geldi.
Harcadıkları sadece para olsa neyse, değerleri yok ettiler.
Yalan doğrudan arta kalan değildir.
Yalan doğruyu ortadan kaldırmak için üretilmiş sinsi bir yılandır ve her gün insanların koynuna biraz daha sokulmaktadır.
Adaletsizliğin karnı deşildiğinde hep aynı adamlar çıkıyorsa karşımıza...
Ve temizlemeye çalıştıkları lekeler bir türlü çıkmıyorsa.
Futbol; ihanetin yayına gerilmiş oktur!
Ne varsa üst katlarda!
O yüzden bu ülkede küme düşmeme mücadelesi şampiyonluk mücadelesinden bin kere daha onurludur.
Başka sözüm yoktur!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Etiketler Bizde, yalan
BİZE ULAŞIN