Web Sürümüne Geç

    İkinci travma

    Oflayanlar mı istersiniz, puflayanlar mı?
    Başını ellerinin arasına alanlar, derin derin nefes almaya çalışanlar... Yanaklarında baloncuklar oluşturup, yutkunmaya gayret edenler... Hepsi ama hepsi Saracoğlu'ndaydı dün gece... İlk düdükle başlayıp, 20. dakikaya kadar devam eden yoğun Fenerbahçe baskısı ve üst üste gelen pozisyonlar aslında bu türden görüntülerin olmayacağının işaretiydi.
    Üstelik Güiza'nın kazara (!) attığı golde gelince, bu maç burada biter, eğlence başlar düşüncesini getirdi. Ancak, kazın ayağı öyle değildi... Fenerbahçeli futbolcular hakeme itiraz ederken başlayan oyun Burak Yılmaz'ın golüyle sonuçlanınca, başta yazdığım tablolar ortaya çıkmaya başladı.
    Diyebilirim ki Fenerbahçe sezonun en çok gol pozisyonu bulduğu maçını oynadı ama top 3 direğin arasından girmeyince, işler yoluna girmiyor.
    Ne yazık ki o topu içeri sokmaya çalışan oyuncu, Daum'un prensi Güiza'ydı. Sonu malum... Daum böylece kariyerine bir Denizlispor faciası daha ekledi.
    Trabzonspor ise yıllar sonra Fenerbahçe'yi iki büyük hedefinden birden uzaklaştırarak, 1996'da yaşadığı travmanın rövanşını almış oldu.
    Bordo-mavili takımın sahada yaptığı mücadele için bir alkış tutmak görevimiz. Kimin şampiyon olacağına bakmadan kendi işlerini yaptılar. Şenol Güneş, dakukalar ilerledikçe doğru hamleyle savunma tedbirlerini arttırarak, Fenerbahçe'nin kalabalık bir defansa hücum etmesini sağladı.
    Bu hamlesiyle bir bakıma Anadolu'dan bir başka efsanenin çıkmasının yolunu açtı.
    Sonuç olarak Fenerbahçe, iyi oynadığı bir gecede son 90 dakikaya bıraktığı şampiyonluk iddiasını 55 bin seyirci önünde heba etti. Yaşanan gece sadece kaybedilen bir şampiyonluk değil, belirsizliklere atılan bir adımdı.

    BİZE ULAŞIN