Web Sürümüne Geç

    Karakterin eseri

    Fenerbahçe, dördü cezalı, biri de sakat olduğu için ilk 11'de oynayan 5 futbolcusundan yoksun olarak Sivas deplasmanına çıktı. Gerçeği söylemek gerekirse Lugano, Santos, Emre ve Baroni'nin yerine sahaya çıkan futbolcuların bazıları haleflerini arattılar ilk 45 dakikada. Bir kere kalitesine yakışmayan pas hataları yaptı Selçuk. Uruguaylı yıldızın rakip forveti yıldıran direncine ve ofanstaki katkısına yaklaşamadı Deniz. Vederson'un ilk yarıdaki oyun tarzı ve öz güven sorununu anlatmaya ise kelimeler yetmez. Hele Mehmet Yıldız'ın golü öncesi yaptığı hamle. Futbola yeni başlayan bir gencecik futbolcu bile topa öyle bilinçsizce vurmaz kendi ceza sahasında. Sahaya ilk 11'de çıkan bütün futbolcuların iyi niyetinden ve çoğunun kalitesinden en küçük bir şüphem yok elbette. Ama Emre ile Baroni'nin yokluğu da sırıttı zaman zaman. Söylemeye gerek yok ki yokluğun böylesiyle de pusulasız kaldı ve rakip adına hayli yumuşadı orta saha ilk yarıda.

    Herkes koşup yardımlaştı
    İşte ilk yarısında hayli zorlandıkları bir deplasmanda, ikinci 45 dakikada farka gitti Alex ve arkadaşları. Hem de maçın bu bölümünde kalesinde önemli bir tehlike yaşamadan. Hoş bu galibiyet ve skorun böylesinde şiddetle puana ihtiyacı bulunan Sivasspor'un benimsediği oyun felsefesinin de rolü vardı belki. Ancak bu kadar eksikle, bunca yorucu bir yolculuk sonrasında, her rakibin zorlanacağı iklim koşullarında alınan galibiyetin altındaki imzanın kazanılmaya başlanan takım karakterinin eseri olduğu da yadsınamaz herhalde. Çünkü skor nasıl ve dakika kaç olursa olsun, herkes koşuyor, yardımlaşıyor. Hata yapan, tekme yiyen korkuyla sinmiyor. En önemlisi de ligin ilk yarısındaki gibi 1-0'lık skorun üzerine yatmayı düşünmüyor artık Fenerbahçe. Bütün bunlar da Daum'un öğrencilerinin ekip olmanın en hayati özelliği olan "Takım Karakteri"ne kavuştuklarını müjdeliyor bence. Dolayısıyla Sivas deplasmanındaki bu önemli galibiyetin, takım karakterinin eseri olarak yorumluyorum.

    BİZE ULAŞIN