Web Sürümüne Geç

    Herkes bizi kanlı sanırdı

    Hıncal Uluç Hıncal Uluç
    Galatasaray eski Başkanı Özhan Canaydın vefat etti. Sizin de yakından tanıdığınız bir kişiydi. Canaydın ve yaptıklarıyla ilgili neler söyleyeceksiniz?
    Aslında "Kurtuldu" demek daha doğru olur... Özhan yataklara, hele makinelere bağlı yaşayacak adam değildi. Öyle geçirdiği her dakika ölümdü onun için. Tanıdığım en iyi Galatasaraylılardan biriydi. Bir kusuru vardı bu bakımdan... Okul, kulübün bir adım önündeydi Özhan için... Galatasaray demek lise demekti, sözlüğünde. O zaman Cumhuriyet'te savaş açmıştım, lisecilere... "Dazlaklar" diye zehir zemberek bir yazı yazmıştım. Özhan imza toplatmıştı Cemiyette, 168 tane... Kulüpten ihracım için. Ulvi Yenal, Haysiyet Divanı Başkanıydı. "Bu yazının altına ben de imza atarım" diyerek işleme bile koymamıştı. "Okullu-okulsuz" savaşımız, dostluğumuza zerre halel getirmezdi... Alp'te (Yalman) buluşurduk maç günleri. Birlikte yemek yer, sonra Alp'in arabasına tıkışır, maça giderdik. Bir gün yolda "Yahu Başkan" dedi, Alp'e "Ben bu adama söverek Cemiyet'te oy topluyorum. Sen bizi birlikte maça götürüyorsun. Herkes görüyor" dedi. Kahkahayı bastık. Arabadan indik, kola girdik kalabalığın arasında stada yürürken.

    20 YIL HAZIRLANDI
    Monaco gecesini unutamam... Maçtan bir gece evvel, ünlü Sporting Clup'te bir Galatasaray daveti düzenlemişti Özhan. Ben hayatımda böyle bir gece daha görmedim ve yaşamadım... Galatasaraylı olmaktan en gurur duyduğum geceydi, inanın, Süper Kupayı aldığımız geceden bile önde. En seçme Fransız sosyetesi ve medyası ordaydı. Özhan iki muhteşem açık büfe yapmıştı... Birisi Türk mutfağı... İstanbul'dan özel gelen aşçılar ve yiyeceklerle... Soğukları, sıcakları, tatlıları ile tam Türk. Öteki Fransız... Müthiş bir Fransız... Ve de bitmez tükenmez bolluk. Bir minik servet harcamıştı Özhan, Galatasaray'a nam olsun diye. Ve de harika harcamıştı. Monaco servet, Monaco gösteriş, Monaco züppelik demek. Fransızlarla konuştum sabaha kadar. Ölmüş, bayılmışlardı geceye. Biz Monaco'yu o gece orda yendik. Ertesi gün sahadaki 1-0'lık galibiyet süstü sadece. Özhan oydu işte. Bana "Bir gün bu kulübe başkan olacağım, Hıncal" demişti. 20 yıl sonra oldu. 20 yıl bu hedefe hazırladı kendisini. Seçildiği gün 40 dosya vardı koltuğunun altında... Uzun süren araştırmalarla hazırlanmış, 40 plan ve proje dosyası. "Galatasaray, tarihinin en büyük başkanına kavuşuyor" demiştim içimden.

    KİTAP YAZIYORDU
    İnanılmaz.. Akıl almaz.. En kötüsü oldu. Mahkemelik olacak kadar eleştirdim. Bir gece eve geldiğimde tele sekreterde notunu buldum.. "Karıma vasiyet ettim. Bu gece ölürsem 'Onu Hıncal öldürdü' diye basın toplantısı yapacak" diye bağırıyordu öfkeyle. Ama fikir bazındaki bu müthiş kavgaya rağmen dostluğumuz yürüdü. Bizim evde maç seyretmeyi uğur yapmıştı adeta. Sessiz sedasız gelirdi. Şarap kavından şişesini seçer, Ercan'a peynirleri dilimletir, kadehini yudumlaya yudumlaya maçı izler giderken de "Bu halimize kimse inanmaz. Herkes bizi kanlı sanıyor" derdi. "Sanmıyor Başkan" derdim. "Senin ne centilmen olduğunu herkes biliyor. Benim de fikir kavgamı, özel yaşama karıştırmadığımı." "Senin için bir dosyam var" dedi bugün.. "Yazdığın her yazıyı kestim. Kitap yapacağım. Nasıl saçmaladığını herkese göstereceğim." Boynuna sarılıp yanağından öptüm, uğurlarken evimden... "Bastırmadan önce bana yolla. Önsöz yazayım" dedim... Güldü gene... "Seni gidi" der gibi el salladı... Gitti...
    Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
    Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
    BİZE ULAŞIN