Web Sürümüne Geç

    Sorunları çözemez

    Hıncal Uluç Hıncal Uluç

    *F.Bahçe'nin elenmesi tam bir skandal. Takım içinde pek çok sorun var ve bu sorunların Aykut Kocaman ile çözüleceği konusunda iyimser değilim.

    *Aykut, Alex'i ilk 11'de düşünmüyor ve Alex de bunu biliyor. Alex gibi bir adamın 'huzursuz olması' demek, 'takımın huzursuz' olması demek.

    *G.Saray camiasının Fatih'e gösterdiği sabrı, F.Bahçe camiası Aykut'a göstermez. Ligde alınacak iki kötü sonuçta işi biter. Bu ortamda çalışmak da zor.

    Galatasaray ve Beşiktaş Avrupa Ligi'nde tur atlarken Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nden elendi. Üstelik rakibi de çok güçlü değildi. Fenerbahçe'nin başarısızlığını neye bağlıyorsunuz?
    Fenerbahçe'nin elenmesi, Galatasaray'ın, Tromsö'ye elenmesi gibi bir durum. Tam bir skandal. Mesele sadece Fenerbahçe'de değil üstelik. Türkiye'nin puanları da gidiyor. Eleme maçlarında, kazandığın zaman 1 puan alıyorsun, iki maçtan 2 puanla çıkacaktı Fenerbahçe, 0.5 puanla çıktı. Biz böyle puanları kaybetmeye devam edersek yarın Avrupa kupalarına iki takımımız gidecek. Pek çok Galatasaraylı'nın bayram yaptığını biliyorum ama mesele bu değil. Mesela takım sayısı düşseydi, Galatasaray bu sene Avrupa kupalarına giremeyecekti.

    Geçmişte kazanılan puanlar sayesinde Galatasaray da dahil oldu. Fenerbahçe hem kendisine, hem Türkiye'ye çok yazık etti. Fenerbahçe'de pek çok sorunun olduğu belli, biliniyordu zaten. Bu sorunların Aykut Kocaman ile çözüleceği konusunda da iyimser değilim. Çünkü Aykut Kocaman'ın kendisi henüz Fenerbahçe'de kabullenilmiş değil. Bu bir sorun. Aziz Yıldırım'ın futbola müdahale etmeyi sevdiği biliniyor. Fenerbahçe'nin bugüne kadar başına ne geldiyse bu yüzden geldi. 'Aykut Kocaman' geldi diye Aziz Yıldırım'ın eli ayağı futbol takımından kesilecek mi; onu bilmiyoruz! Fenerbahçe camiasının, Aykut Kocaman'ı teknik direktör olarak kabullenmesi, arkasında durması nasıl olacak? Fatih Terim'in Galatasaray'a geldiği dönemi hatırla. O sene 4. haftada Ali Sami Yen'de oynanan Fenerbahçe derbisini, Galatasaray 4- 0 kaybetti. Ama Fatih Terim, Galatasaray'ın başında kalmaya devam etti ve Galatasaray, UEFA Kupası sahibi oldu. Neden; çünkü Fatih Terim'in arkasında başkan Faruk Süren, yönetim ve Galatasaray camiası vardı. Fenerbahçe'ye 4-0 yenilmesine hoşgörü ile baktılar ve sabırla beklediler.

    BİR BAŞARISI YOK
    Oysa Aykut, Fenerbahçe şampiyon olduğu gün, Ali Şen tarafından Fenerbahçe'den kovulmuş birisi. Ali Şen, Oğuz'u, Aykut'u şampiyon oldukları gün niye attıklarının hiç açıklamadı!.. Ama herkes tahmin ediyordu. Takımdaki bölünme, Sakarya cuntası hikayeleri falan... Aykut'un teknik direktörlüğe başladıktan sonra kendisine ağırlık sağlayacak bir başarısı yok. 'Şu takımı yarattı, şu adamı yarattı' denilebilecek.
    Geçen sene adeta Daum'un kuyusunu kazar pozisyondaydı. Yani Ali Şen'in onları kovduğu dönemdeki durum vardı.

    Futbol şubesinden sorumlu olmasına rağmen Daum'un yanında değil, tam da arkasında, sırtındaydı.
    Bu bakımdan Galatasaray camiasının Fatih'e gösterdiği hoşgörüyü ve sabrı, Fener camiası Aykut Kocaman'a göstermez. Ligde alınacak iki kötü sonuç bu işi bitirir. Bunu Aykut da biliyor. Bu kadar dengesiz bir ortamda işe başlamak da zor. Mesela Aykut'un, Alex'i ilk 11'de düşünmemesini gayet mantıklı buluyorum. Alex oynadığı zaman takımı 10 kişi bırakan bir kişi.

    Oynamıyor, koşmuyor açıkçası. Ama Türkiye'de hiçbir büyük takım futbol oynamıyor. Bu yüzden 'ya tutturursa' diyebileceğin bir adam Alex! Bir frikik atıyor, bir şut atıyor, bir asist yapıyor. 88 dakika oynamıyor ama iki dakika içinde yaptığı hareket maçın skorunu değiştiriyor. Daum bu yüzden onu oynatıyordu. 'Takım nasıl olsa oynamıyor, Alex ya vurursa' diye oyunda tutuyordu. Piyangodan çıkarsa çıksın. Nitekim çıkıyordu da... Geçen sene Fenerbahçe'yi o beşer dakikalık, üçer dakikalık oyunlarla Alex taşıdı.
    Aykut Kocaman, Fenerbahçe'yi geçen sezonki hüviyetinden çıkarıp oynatmak istiyor.

    Oynatmak istediğin zaman da 11 adamla sahaya çıkman lazım, on buçuk adamla değil. Onun için de kafasındaki 11'de koşmayan Alex yok. Aykut'un kafasında olmadığını Alex de biliyor. Geçen sene takımın süper starı Alex de bunu bildiği için, kenarda kalmaya, genç Semih durumuna düşmeye, son 10 dakikada işler iyi gitmiyorsa 'Gel takımı kurtar' denilmesine razı değil. Huzursuz. Alex gibi bir adamın huzursuz olması 'takımın huzursuz olması' demek.

    Nereden bakarsan bak, içeriden de dışarıdan da Fenerbahçe'de hakim manzara huzursuzluk.
    Başkan da huzursuz, teknik direktör de huzursuz, kaptan da huzursuz. Bunlar bir takımın üç temel direği. Üçünde de huzursuzluk var, üçünden de kaynaklanan huzursuzluk var. O zaman durum nasıl düzelecek?

    AKLIM ALMIYOR
    Fenerbahçe ne olursa olsun lige iyi başlayacak. Geçen sene gibi 5-6 hafta puan vermeden giderse durum iyiye gidebilir. Ama sallandığı, bu Avrupa kupalarındaki rezillik devam ettiği takdirde darmadağın olur.

    -Keita, Mehmet Topal, Uğur, Emre Güngör gibi oyuncularını gönderen Galatasaray, Elano'yu da gözden çıkardı. Pino, Cana gibi isimler alındı. Galatasaray'ın transfer politikası ve lig öncesi durumu ile ilgili neler düşünüyorsunuz?
    Galatasaray'da iki gidene çok üzüldüm. Birisi Uğur Uçar... Bana sorarsan Türkiye'nin gelecekteki en iyi sağ beklerinden bir tanesi. Galatasaray'ın sağ bek ihtiyacı da meydandayken Uğur Uçar'ı sakatlıktan döndükten sonra doğrudürüst şans vermeden göndermek çok büyük hata. Uğur Uçar sakatlanmasa şimdi Milli Takım'ın değişmez sağ bekiydi. Hem hücum hem de bek olarak muhteşem bir adam. Rijkaard geçen sene onu devamlı oynatmayarak bitirdi. Gerçi Rijkaard herkesi bitirdi.

    İkincisi; Galatasaray gibi bir takımın en ihtiyacı olan adamdı Dos Santos. Topu ileriye doğru oynayan, çabuk oynayan ve en önemlisi de egoist oynamayan tek adamdı. Onun satış opsiyonunu kullanmamalarını aklım hayalim almadı. Elano'nun gitmesine itirazım yok. Çünkü ya Rijkaard kalacaktı, ya Elano kalacaktı. Rijkaard, Elano'yu sevmediği, istemediği için gözden çıkardı. 'Bu kadar pahalı bir adamı yedek kulübesinde tutmanın alemi yok, hiç olmazsa satalım, para gelir' diye düşünmüş olabilirler.
    Keita'nın gitmesinden memnun oldum. Ben spor ahlakı olmayan adamları sevmem. Hele Kaka olayından sonra... 2002 Dünya Kupası'nda Rivaldo'nun yaptığı pisliği, bu defa bir Galatasaraylı, bir Brezilyalıya yaptı. Galatasaray açısından rövanş alındı ama hiç yakışmadı! Rivaldo'yu lanetledikten sonra Keita'yı alkışlamam mümkün değil. İyi oldu gitmesi...

    * * *

    RİJKAARD IQ TESTİNE GİRSİN
    Ama 'gelenler' diye bir şey yok. Geçen sene Galatasaray'ın Fenerbahçe'nin 10 puan gerisinde kalmasına sebep olan orta sahası duruyor. Rijkaard yine Ayhan, Mustafa Sarp ve Barış ile oynuyor. Bir de "Amacım güzel futbol oynamak" diyor. "Güzel futbol oynamak istiyorum" diyen adamın takımında ön libero dolu. Yani kazma dolu. Habire savunma adamı alıyor Galatasaray! Forvete, orta sahaya bir tane adam almadı, habire savunma adamı alıyor. Ön libero alıyor. Şimdi bir tane daha ön libero istiyormuş. Takımda oyunu kim kuracak, kim oynatacak, onlar ortada yok. Pino gösterişli bir şekilde geldi, 'Sihirbaz' denildi, ondan sonra Fransız basını dalga geçti. Şimdi 'Kronik sakatmış, bir ay oynamayacakmış' deniyor! Yani Galatasaray'ın iyi transfere ihtiyacı var ama iyi transfer yapsan ne olacak? Geçen sezon Rijkaard'a son 10 yılın en iyi kadrosu verildi. Fenerbahçe'nin 10 puan gerisinde kalınca, "Elimdeki malzeme bu" diyerek Haldun Üstünel ve Adnan Polat'ı yerin dibine soktu. Elindeki malzemeden iki takım çıkardı oysa!..


    OYUNCULARI SUÇLADI
    OFK Belgrad için Simovic, "Pendik ayarında bir takım. Bunlara elenirsek rezil oluruz" dedi. Galatasaray'dan 'Biz' diye bahsediyor o da. O takım ile 2-2 berabere kalmış Galatasaray, Rijkaard kendi takımını şöyle eleştiriyor: "Biz 2-0 galipken oyunu ağırlaştıramadık. Tacı hızlı attık, topa hızlı koştuk." Düşünebiliyor musun; İstanbul'da Ali Sami Yen'de üçüncü sınıf bir Avrupa takımı ile oynuyorsun, 'Takım 2-0 galip, 5-0 yapayım' diye oynuyor, Rijkaard takımını suçluyor. Ondan sonra da bu hoca, "Benim amacım güzel futbol" diyor! "Yürü ya gol atmaya gittik, gedikler verdik bu yüzden 2-2 oldu" diyor! Adam ya alay ediyor. Bizi geri zekalı zannediyor ya da onun bir IQ testine girmesi lazım. Galatasaray'ın yediği iki gol de duran toptan. Yani Rijkaard'ın dediği gibi 'Galatasaray topluca ileriye gittiği için' gol yemedi. İki golden biri frikikten, biri kornerden geldi. 18'in içinde 8 tane Galatasaraylı vardı. Tam tersine Galatasaray geri gelmişken, geriye çakılmışken golleri yedi.

    Adam diyor ki "Biz 2-0'ın üstüne yatacağımıza, topluca ileriye gittik, goller yedik!" Ya maçı seyretmiyor, ya rüya görüyor, ya bizi aptal zannediyor. Hâlâ Türk medyasında bir takım arkadaşlar bu Rijkaard'ın 'futboldan anladığını', 'iyi bir antrenör olduğunu' iddia ediyorlar ve "Sabredilmeli" diyorlar. Yahu işte bir sene bitti. Geçen sene 'sabret' anladık. Daha kaç sene sabredeceğim adama ben!.. Fener'e Ali Sami Yen'de 4-0 yenilen Fatih Terim'e sabrettik adam o sene Galatasaray'ı şampiyon yaptı. Rijkaard geçen sene Fener'in 10 puan gerisinde kaldı. Daha ne sabredeceğim adama ben!.. Bütün kadroyu dağıttı. Herkes gitti. Olacak şey değil. Hakikaten olacak şey değil.

    * * *

    Hani hatasını anlamıştı!
    Rijkaard ayrıca "Kendisinin güzel futbola önem verdiğini ancak Türkiye'de sadece skora bakıldığını" söyledi. Dünyanın her yerinde böyle değil midir?
    Dedikleri birbirini tutmuyor. Ama Türkiye'de bunun üstüne giden medya da yok. Geçen sezon bittiğinde Rijkaard, "Ben bir hata yaptım. Geçen sene Galatasaray 'Güzel futbol oynasın' diye uğraştım. Oysa yanlıştı bu. Netice alacak futbol oynatmam gerekiyordu. Bu sene ona göre takım yapacağız, ona göre oynayacağız" dedi. Adnan Polat, "Sözleşmesi devam edecek. Başımızın tacıdır" derken Rijkaard'ı nasıl savundu: "Hatalarını gördü, hatalarını açıkladı. Kendi öz eleştirisini yaptı. Biz de ona hak veriyoruz." Böyle bitti geçen sene...

    Bu sene başlarken ne diye başladı: "Ben Galatasaray'a güzel futbol oynatacağım." Ya o dediğin yalan, ya bu dediğin yalan... Peki "Hatasını anladı" diyen Adnan Polat ne yapıyor şimdi? Bu nasıl büyük bir antrenördür? Düşün ki ben bir gazetenin genel yayın müdürüyüm. Stajyer bir çocuğu işe gönderiyorum ve ondan Yaşar Kemal'in Cumhuriyet'te yaptığı röportajı bekliyorum. Olur mu; o Yaşar Kemal... O zaman ben, bu çocuğu ona göre işe göndereceğim. Yöneticilik bu. Elindeki kadroya göre mümkün olan en iyi gazeteyi çıkaracaksın. Hayalindeki gazeteyi değil. O kadro ile neyi çıkarabiliyorsan, onun en iyisini.

    ÖZÜR DİLEYECEĞİM
    Şimdi adam diyor ki benim kafamdaki futbol 4-3-3. Ama elindeki kadro 4-3-3 oynamaya uygun değil. Yine de 4-3-3 oynuyor. İyi hoca, elindeki kadroya göre taktiği düşünür. Kafanda taktik var ama elinde onu oynayacak oyuncu yok. Ne olacak? O zaman sen nasıl iyi hoca olursun! Orta 2'den bir tane öğrenci getir 'Şunlara 4-3-3 oynat' de böyle oynatır. Senin Rijkaard olarak farkın ne? Bu kadro ile oynanabilecek taktik ne ise onu bulmak. Bir yandan da yönetime 'Bak ben bu taktikle oynuyorum ama bu mevcut kadronun taktiği; benim kafamdaki futbolu istiyorsanız, bana şunu, şunu alın" dersin. Adamın bir dediği bir dediğini tutmuyor. Ne dediği yaptığını tutuyor, ne de yaptığı dediğini tutuyor. Darmadağın birisi. İler tutar tarafı yok. Samimi olarak söylüyorum. 'Hoca olarak şunu iyi yaptı' desin birisi bana. Bütün bu Rijkaard'çıların hepsine soruyorum. Köşelerinde yazmaya utanıyorlarsa; yazamazlar çünkü yok; bana telefon açsınlar, 'Hıncal abi abartıyorsun. Bak şunu iyi yaptı' desinler. Ben de haftaya özür dileyerek, 'Arkadaşım Mehmet telefon etti. Rijkaard şunu iyi yaptı' dedi. Doğru söylüyor' demezsem namerdim.
    Röportaj: Bülent CAN

    Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
    Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
    BİZE ULAŞIN