Web Sürümüne Geç

    Değeri ölçülemez

    Hıncal Uluç Hıncal Uluç
    *100 metre engelli yarışı kazanmak başka şeye benzemez. Komple sporculuğu gerektirir. 'Sprint'in, dayanıklılığın, zekan olacak.

    *Nevin'in yokluklar içinde Avrupa Şampiyonu olmasının bence değeri ölçülemez. Amerika'da olsa şimdi dünya rekoru kırmıştı.

    *Başarısını mukayese edebileceğim tek sportif başarı Naim'in, Seul'deki Olimpiyat Şampiyonluğu. Naim'in yaptığı da bir mucizeydi.


    -Türkiye, Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda 4 madalya alarak tarihi bir başarının altına imza attı. Böyle büyük bir başarı pek de beklenmiyordu. Barcelona'daki başarımızla ilgili siz neler söyleyeceksiniz?
    Nevin Yanıt muhteşemdi. Nevin Yanıt'ı anlatacak kelime bulamıyorum. 100 metre engelliyi kazanmak başka bir şeye benzemeye benzemez. 100 metreyi kazanmaya dahi benzemez. Çünkü 100 metre engelli, komple bir spor dalı.
    1- 'Sprint'in olacak, yarış 100 metre çünkü...
    2- Dayanıklılığın olacak çünkü engel atlama müthiş bir efor gerektirir. Bir uzun mesafe koşucusunun dayanıklılığı lazım.
    3- Müthiş bir matematik zekası lazım; adımlarını iyi ayarlayacaksın. 100 metrede düz koşarken adımlarının birisi 2.5 metre, birisi 50 santim olabilir. Ama 100 metre engelli koşarken adımlarından biri 10 santim kısa oldu mu engele takılır, tepetaklak gidersin ya da zaman kaybedersin... Zeka koşusudur, supleks koşusudur, dayanıklılık koşusudur, sprint koşusudur... Yani aklına gelebilecek her şeyin içinde olduğu bir koşudur. Benim atletizmde en büyük saygı duyduğum yarışlar decathlon, heptathlon'dur.
    Komple sporculuğu gerektirir. Bir de bu engelli koşudur.

    Üstelik Nevin Yanıt'ın Türkiye'deki imkanlarını gayet iyi biliyorum. Sponsoru yoktu, elinden tutanı yoktu, kimseleri yoktu. Rahmetli Cüneyt (Koryürek) ağabey devreye girdi de Vestel bir ara sponsorluk yaptı. Sonra Fenerbahçe destek verdi. Türkiye'de engelli koşu antrenman imkanları yok. Şimdi Nevin Yanıt'ı ben Amerika'da düşünüyorum; dünya rekoru kırmıştı, Olimpiyat Şampiyonu'ydu. Yoklukların içinde Avrupa Şampiyonu olmanın değeri bence ölçülemez.

    Bugüne kadar Türkiye pek çok Olimpiyat Şampiyonluğu kazandı. Pek çok Dünya Şampiyonluğu kazandı. Nevin'in başarısını mukayese edebileceğim tek sportif başarı Naim'in Seul'deki Olimpiyat Şampiyonluğu'dur. Çünkü Naim'in orada yaptığı da bir mucizeydi. Seul'de kaldırdı, bir mucizeyi gerçekleştirdi. 6 kaldırış yaptı, 6'sı da dünya rekoru ve totallerle beraber 9 dünya rekoru vardı o gece...

    EKONOMİK KULLANDI
    Bütün rakipleri yarışmayı bitirdikten sonra dünya rekoru ile başladı kaldırmaya ve 60 kiloydu Naim.
    Böyle bir mucize yarattı. TIME'a kapak oldu sonra; hatırlarsın... "Cep Herkülü" diye...
    Bir odur, bir de budur; değer olarak... Nevin'i bizim baş tacı yapmamız lazım.

    -Birçok derbide Nevin müthiş bir çıkış yaptı ama son 30 metre sıkıntı yaşadı sanki. Rakipleri aradaki farkı kapattı.Yarışın son bölümde sıkıntı mı yaşıyor?
    100 metre yarışının başlamasıyla bitmesi anlık. Neticede 13 saniyede oluyor bunların hepsi. Ama o 100 metre engellinin son 20 metresi, maraton koşusunun son 5 kilometresi kadar ağırdır. 400 metre koşusunun, son 100 metresi kadar ağırdır. Şimdi buraları baştan hızlı gidersen, 'Açayım arayı da yarışı kazanayım' diye 400 metrenin son 100 metresi bitmez. Maratonun son 2 kilometresi bitmez.

    Kilometrelerce geriden gelip seni geçerler. 100 metre engellinin de son iki engeli, hatta son bir engelinde yarış kaybeden dünya çapında çok atlet gördüm. Onun için 100 metre engelli taktik koşusu aynı zamanda... Baştan hızlı çıktın, önde gideyim değil, oradaki beşinci, altıncı, yedinci engellerde hafif kendini dinlemeye alacaksın ki son engel ve son engelden sonraki düzlükte yeni 'sprint'e gücün kalsın. Belki bunu düşündü. Önde olduğunu hissetti, 'Enerjimi ekonomik kullanayım' dedi, ilk engelleri rahat geçti ki ölüm engeli ve ondan sonraki son düzlükte takılmasın.

    -Müthiş bir sevinci vardı. Uzun süre inanamadı, yerdeki Türk bayrağını alıp almama konusunda tereddüt yaşadı.Tabii onunla birlikte biz de aynı heyecanı ve mutluluğu yaşadık. Olmaz mı!.. Büyük bir başarı... -Uzun süre ihmal edildi. Kendi çabalarıyla tutunmaya çalıştı. Şimdi Fenerbahçe kol kanat germiş durumda...Bu birincilikle beraber Nevin'e bir takım kapıların daha da rahat açılacağını söyleyebiliriz herhalde!..
    Kazanmadan kimsenin yüzüne bakmıyoruz. İki sene evvel Lolo Jones'u geçti bu kız... Bir Grand Prix'de... Orada ne olacağını gösteriyordu. 12.74 koştu. 12.74 dünya çapında bir derece... Mersin'den, antrenman yapacağı bir pist olmayan bir yerden geldi. Lastikleri üst üste koyup, onların üzerinden atlıyormuş kızcağız. Böyle birinin 12.74 koşması, 12.76 koşan Lolo Jones'u geçmesi, dünya çapında bir olaydı.
    Kimse farkına varmadı. Ondan sonra şöhret kazanacağı yarışlarda sakatlıklar ve imkansızlıklarla boğuştu.

    UZUN MESAFECİ YOK
    Lolo Jones'un arkasında bir hastaneyi dolduracak kadar bir ekip var. Nevin Yanıt'ın hangi tıp ekibiyle yarıştığını bilmiyoruz ki o Lolo Jones bile sakatlığı yüzünden Olimpiyatlar'da yarışamadı. Onun için şansı da yoktu. Önemli yarışlarda sakatlıklar yüzünden ya yarışamadı ya istediği sonucu alamadı. Avrupa Şampiyonası, Nevin için her şeyin oturduğu ilk yarıştır ve orada da şampiyon çıktı.
    Ayrıca Nevin'in başarısı, Alemitu Bekele'nin şampiyonluğuna benzemez. Avrupa'da zaten artık uzun mesafeci yok. Romanya ve Sovyet ekolü çöktükten sonra bütün uzun mesafeciler Afrika'dan çıkıyor.
    Afrikalıların olmadığı şampiyonadan, şampiyon çıkmak mesele değil. Ama 100 engelli de durum böyle değil. 100 engellide bir Amerika kanadı var geri kalan tüm 100 engelciler Avrupalı... Bunların arasında şampiyon çıkmak büyük başarı...

    SÜREYYA'NIN YERİNE GEÇTİ
    *Atletizm camiasında Elvan'ı seven yok. Çünkü kaprisli ve şımarık. Bunu açık açık söylüyorum
    *Süreyya'dan çok çekti ama şimdi Süreyya o... ENKA'nın Elvan'a çekidüzen vermesi gerekiyor

    Atletizm Federasyonu açısından bakarsak 4 madalya ile sona eren şampiyonayı bir başarı olarak görebilir miyiz?

    Hayır. Federasyon açısından 'başarı' denmesi için bir organizasyonun yetiştirdiği insanlar olması gerekiyor. Türkiye'de böyle bir organizasyon yok. Türkiye'de yüzlerce, binlerce, onbinlerce insanı koşturamıyoruz. Okullardaki yetenekleri atletizm dünyasına kazandıramıyoruz. Avrupa Şampiyonası'nda, 1500 metrede final koşmak önemli bir şey. Aslı Çakır'ı seyrettim. Kız adım atmayı bilmiyor daha... Uzun mesafe koşucusu adımları yoktu. Badi badi... Dışa doğru atıyor adımları... Demek ki doğru dürüst antrenörü yok bunun!.. Kız sadece Allah vergisi yeteneği ile koşuyor. Allah vergisi ile Avrupa Şampiyonası'nda final koşabiliyorsan, iyi bir hoca ile Aslı, Dünya Şampiyonu olur. Kaseti vardır kendisinde, seyretsin. O son 100 metrede nasıl dengesiz, nasıl paytak paytak koştuğunu görsün. Öğretmemişler kıza...

    -"Hoca" demişken Bekele'nin hocası Ertan Hatipoğlu'nun iddialarını da konuşmak gerekiyor sanırım. "Elvan'ın, Bekele'ye karşı Portekizli atletlerle bir olduğunu" ileri sürdü. Çok tartışıldı. Hak verenler oldu, "Şimdi sırası mı?" diyenler de... Siz ne düşünüyorsunuz?

    DUBLE YAPACAKTI
    Kimse güneşi balçıkla sıvamaya kalkmasın. Elvan, Türkiye'de sevilen bir atlet değil. Hadi Alemitu rakibi. Hadi Alemitu, Elvan'ın duble yapmasını engelledi. Gitsinler Nevin Yanıt ile konuşsunlar. Avrupa 5 bin metre şampiyonluğu çok fazla önemli değil. Ama 10 bini de kazanıp duble yaparsan o bir şey olabilir. Elvan duble yapmayı çok istiyordu, tek rakibinin Alemitu olduğunu çok iyi biliyordu. Bu yüzden de Ertan Hatipoğlu'nun dediği mantıklı! Portekizli ile anlaşıp Alemitu'ya karşı koşması daha mantıklı!
    Ertan bunları söylemeli miydi, söylememeli miydi, o ayrı... Ertan benim sempati duyduğum bir hoca değil.

    Ama Elvan dışlanmanın acısını en iyi bilendir. 2003 Dünya Şampiyonası'nda bütün Türkiye, bakanından, atletizm federasyonunun çaycısına kadar Süreyya Ayhan'ın kölesiyken Elvan'ı dışlamışlardı.
    Elvan'ı 'röportaja götürdü' diye Ertan Hatipoğlu'na ceza vermişlerdi. O zaman Elvan'ın hocasıydı. İkisi de aforoz edildi. Ama şimdi Süreyya'nın yerinde Elvan var. Ertan yine ikinci adamın hocası. O tabii yılların birikimi ile bu ayrımcılığın sona ermesini istiyor.

    Benim için makbul bir hoca değil ama söylediklerinde gerçeklik payı var. Elvan'ın sevilmediği de doğru, 'altın aldı' diye bir takım şeyleri görmezden gelinmesinden, böyle gazetecilikten nefret ediyorum.
    Gerçek gerçektir arkadaş. Güneş balçıkla sıvanmaz. Ama güneş var diye balçığı da görmezden gelemezsin. Balçık da orada duruyor arkadaş... Güneş pırıl pırıl, istiyorsan balçığı kurutacaksın. 'Balçık yok' diyemezsin, balçık var! Türkiye atletizm camiasında Elvan'ı seven yok. Çünkü Elvan kaprisli, çünkü Elvan şımarık. Bunları açık seçik söylüyorum.

    Bütün hocalarını gönderdi. Çünkü hocalarını yönetmek istiyor, hocalarının onu yönetmesini istemiyor.
    Canı nerede antrenman yapmak isterse orada yapıyor, ne zaman antrenman yapmak isterse o zaman yapıyor.

    Bir gün Rus hocası bana geldi, "Hıncal bey, Allah rızası için bakanla falan konuşun, Elvan'a bir ev bulup alsınlar. 'Ev bakacağım' diyerek sürekli dolaşıyor. Teklif edilen evleri beğenmiyor ve bu nedenle antrenman yapamıyoruz. Mahalle mahalle ev bakıyor" dedi. Bu hocayı gönderdi, çünkü adam çalışmak istiyor. Elvan çalışmak istemiyor. Kaçıncı hocası bu Elvan'ın!.. ENKA kulübünün, Elvan'a çeki düzen vermesi gerekiyor. Evlan'ın gittiği iyi yol değil. Süreyya'dan çok çekti, şimdi Süreyya o...

    SCHUSTER İÇİN ERKEN
    -Beşiktaş, Quaresma ve Guti'li kadrosu, oynadığı futbol ve aldığı sonuçlar ile lige hazır görünüyor.
    Beşiktaş'ın geleceğini nasıl görüyorsunuz?
    Aslında şu sıralarda Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe'ye antrenör olarak gelmek insanın kariyerinin en büyük talihlerinden biri. Geçen sene çünkü üçü de Bektaşi'nin şarap testisi gibiydi. Daha kötüsü olmaz. Kim gelse Beşiktaş'ı da Fener'i de Galatasaray'ı da daha ileriye götürmüş birisi olacak, 'Vay bak, Hıncal geldi, düzeltti' denilecek. Fark etmez, hangisine giderse...

    Yani Bursasporlular alınmasınlar, geçen sene Bursaspor şampiyon olmadı. Güzel bir şey, Bursa'yı alkışladık ama Bursa'ya şampiyonluk ikram edildi. Dengeli futbol oynayan Kayseri olsaydı Türkiye'de, Kayseri şampiyon olurdu, Trabzon olsaydı, Trabzon şampiyon olurdu. Bursa en dengeli futbolu oynadığı için ikramdan Bursa yararlandı.

    RİJKAARD DERS OLDU
    Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş çırpındılar 'Şampiyon olmak istemiyoruz' diye. Fener son maçın son dakikasına kadar çırpındı. 39 şut attığı maçtan gol çıkaramadı. Schuster dengeli bir isim ama Rijkaard'ın yarattığı hayal kırıklığından sonra soru işaretiyle bakıyorum. Ben çünkü Rijkaard geldiği zaman bir Galatasaraylı olarak kendimdeki coşkuyu biliyorum. Ama en büyük hayal kırıklığını da ben yaşadım. Onun için dereyi görmeden paçayı sıvamama konusunda kendi kendime söz verdim. Oturup beklemek lazım.

    Beşiktaş'ın başlangıcı güzel. Ama sabırlı olmak lazım. Bu başlangıcın ardından bir Hagi, Popescu, Taffarel ve Fatih Terimli Galatasaray gelişimi de olabilir; bir Rijkaard felaketi de olabilir. Bilemiyoruz. Ama şu andaki açılış iyi...

    YETENEKLER KAYBOLUYOR
    -Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda bayanlarda sevinirken, erkeklerde üzüldük. Erkek atletler niye bu kadar geri kaldı?
    '100 metre engelli de Avrupa Şampiyonu olabiliyorsan, Türkiye bütün branşlarda, dünya çapında atletler yetiştirebilir' demektir. Hani nerede? Bir tane erkek atlet yok. Nevin Yanıt'ın dışındakilerin hepsi devşirme... Olimpiyatlarda yarışan Melis Mey dahil. O zaman Türkiye'de atletizmin alt yapısı olduğundan, federasyonun çalıştığından nasıl söz edebiliriz!..

    Bu ülkede müthiş yetenekler var ama bu yeteneklerin bazıları kendi çabalarıyla ortaya çıkıyorlar.
    Geri kalan bir sürü yetenek kaybolup gidiyor. Türkiye'de kimbilir kaç tane Nevin Yanıt var, haberimiz yok.
    Röportaj: Bülent CAN



    BİZE ULAŞIN