Tuzağa düşmesin

Hıncal Uluç Hıncal Uluç

Türkiye'de 2 yabancı ile başladı iş. Bugün 6+2+2'ye geldik. Yarın 'Kenardakiler de oynasın' diye bastıracaklar... İngiliz Milli Takımı bitti Türk futbolu da bitebilir. Aydınlar'ın bu tuzağa düşmemesi gerekiyor...

_Aydınlar'ın federasyon başkanı seçilmesi halinde yabancı sınırının kalkacağı yönünde haberler var. Kulüplerin de böyle bir beklentisi var. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Proje kağıt üzerinde mantıklı... 6 yabancı oynatma hakkın var, toplamda da 10 oyuncu bulundurma hakkın var. Bu 10 kişiden birilerini göndermek istiyorsun. Cazip birisini de bulmuşsun alacaksın. Adamın sözleşmesi varsa resmen şantaj yapıyor sana... 'Şu kadar verirsen mukavelemi feshederim, yoksa etmem!' Adama, 'Sözleşmeni feshetmezsen, oturursun, mukavelende ne yazıyorsa onu alırsın. Oynamayacağın için prim alamazsın" diyemiyorsun. Böyle olunca gidip onbirinciyi, onikinciyi, onüçüncüyü transfer edemiyorsun. Bu hakkın olmaması o mevcut 10 kişiyi imtiyazlı duruma getiriyor. Bu imtiyazı ortadan kaldırmak için 'Sınır kaldırılsın' diyorlar. Ama kazın ayağı öyle değil. Türkiye iki yabancı ile başladı. '2+1' dediler. Sonra o bir eklendi üç oldu. '3+2' dediler. Sonra o iki eklendi 5 oldu. '5+1' dediler. Sonra o bir eklendi 6 oldu. Yarın '18 adam kenarda otururken ben niye bunların altısını oynatıyorum başkan' diyecekler! 'Chelsea 11 yabancı ile çıkarken' diyecekler. Bunun önünde duramayacak Mehmet Ali Aydınlar. Mehmet Ali Aydınlar'ın bu tezgâha gelmemesi lazım.

TERİM İSKELET OLUŞTURDU
6+4 makul
bir rakam. 6 yabancı ile oynama izni var. Bana sorarsan 6 yabancı çok. Hadi bakayım '4+ sonsuz' desin. Diyebiliyor mu göreyim! Chelsea'de 11 yabancı var, Arsenal'de 11 yabancı var, ama İngiltere'de milli takım yok. Bitti İngiltere milli takımı... Peki, o İngiliz takımları Şampiyonlar Ligi'nde ne yapıyorlar? Çünkü takımı yapan yerel iskelet... 2000 yılında en az 10 tane yazımı çıkarırım. Galatasaray, Şampiyonlar Ligi düzeyinde, Avrupa'nın en iyi takımları ile karşılaştı. Süper Kupa'yı alana kadar iki İspanyol (Mallorca, Real Madrid), iki İtalyan (Milan, Bologna), iki İngiliz (Leeds United, Arsenal), iki Alman (Hertha Berlin, Borussia Dortmund) takımını geçti. Daha büyük lig var mı Avrupa'da? Her seferinde maç öncesinde diyordum ki "Favori Galatasaray.
Çünkü Galatasaray takım, karşıda paralı askerler var, karma! Karmaya takım oynadın mı takım daima avantajlıdır." Galatasaray niye takım? Çünkü altyapıdan kaynaklanmış bir iskelet kurdu Fatih Terim. Yani, Türk kulüplerinin de lehine yerli oyuncunun fazla olması, milli takımın da lehine. Ama bu durumda olunca yerli oyuncu pahalı... 'Gidip Brezilya'dan bir süprüntüyü 200 bin dolara alıp getirmek varken Altay'ın genç oyuncusuna 3.5 milyon euro'yu niye vereyim' diyor? Altay o genç oyuncuyu 3.5 milyon euro'ya satamazsa ne ile yaşayacak? O altyapıyı nasıl geçindirecek? Sen kendin altyapı yapmıyorsun. Anadolu'dan aldığın adamlara da 'Pahalı' diyorsun almıyorsun. Anadolu takımlarının altyapı yapmasını da engelliyorsun. Bu Türk futbolunu bitirir. Mehmet Ali Aydınlar'ın bu tuzağa düşmemesi lazım.

ÖZDEMİR'İN BIRAKMASI İLGİNÇ

_Fenerbahçe'de Nihat Özdemir'den sonra bir başka tecrübeli isim Abdullah Kiğılı da gelecek yıl yapılacak kongreden sonra yeni yönetimde yer almayacağını açıkladı. Özdemir ve Kiğılı'nın çekilmesini neye bağlıyorsunuz?
Aslında bu konuda konuşmak istemiyorum. Çünkü ayrılanlar niye ayrıldıklarını gizli ya da açık söylüyorlar. Mesela Uğur Dündar ayrıldığı zaman, 'Niye ayrıldığını' bana çok net anlatmıştı. Ben Aziz Yıldırım'ı eleştiriyordum, "Ağabey yazdıkların az bile" diyordu ve bana neler anlatıyordu; şimdi Aziz Yıldırım'ın bir numaralı adamı... Hürriyet'te onunla çanak sorular sorarak röportajlar yapıyor. Aziz'i göklere çıkaran yazılar yazıyor. Star Haber'i ekran kirliliği yüzünden izlemediğim için orada ne yapıyor; bilemiyorum. Ama Hürriyet'te okuyorum ve inanamıyorum. Üstelik Uğur Dündar, 'Türkiye'nin en güvenilen gazetecisi' olarak bilinir. Benim için de öyledir. Ama artık Uğur için kafamda bir soru işareti var. Aziz Yıldırım için bu kadar dönen bir adam başka konularda ne derece güvenilirdir; bilemiyorum artık!.. Şimdi Nihat Özdemir için bir şey diyeceğiz, Abdullah Kiğılı için bir şey diyeceğiz; yarın onlar da... Ama Aziz Yıldırım listesinden birinin ayrılmasına izin veriyorsa; bana sorarsan, o bir göndermedir! Yalnız şeyi biliyorum; Abdullah Kiğılı'nın federasyon dahil futbol işlerine girmeye hiç niyeti yoktu. 'Aman' dediler; daha doğrusu, Aziz Yıldırım, 'Aman, sana çok ihtiyacım var' dedi Abdullah'a... Bir dönemlik kabul etti. Bunu biliyorum. Yani Abdullah'ın gelmesi, gitmesi baştan yapılmış anlaşmaya uygun olabilir. Nitekim Fenerium'u yola koydu, satış rekorları kırdırdı, bırakıyor olabilir. Ama Nihat Özdemir'in ayrılması fevkalade ilginç...

FENERBAHÇE FARK ATMIŞ
_
Fenerbahçe yönetimden tek ses gelirken, Galatasaray yönetimlerinde ise çok seslilik hakim... Yıldırım tek adam olmakla suçlanırken, öteki tarafta ise bir karmaşa hakim... İki ezeli rakip arasında bir karşılaştırma yaparsanız hangisi daha iyi yönetiliyor?
Sonuçlara baktığın zaman Fenerbahçe, Galatasaray'a fark atmış. -Yıldırım'ın yönetim şekli daha etkili oluyor o zaman... Galatasaray da öyle... Başkanlık geleneğini başından beri uygulayan bir kulüp Galatasaray... Galatasaray'da herkes istediğini söyler ama başkanın dediği yapılır. Kural budur. Onun için Galatasaray bu hale geldi. Fenerbahçe'de fark şu; Aziz Yıldırım istediklerini söylettirmiyor.

YILDIRIM, ENES'İ İHBAR ETTİ
_Utah Jazz tarafından 3. sıradan draft edilen Enes Kanter, NBA'deki 6. Türk oyuncu oldu. Enes ile ayrıca Fransa'dan sonra NBA'ye en çok oyuncu veren ülke olduk.
Fenerbahçe yani Aziz Yıldırım ihbar etmeseydi Enes'i, birinci sıradan seçilebilirdi... Kentucky, basketbol olarak Amerika'nın en iyi üniversitelerinden bir tanesi... Kentucky'li 5 oyuncu birinci sıradan draft edildi. Enes de onların arasında olsaydı Enes de birinci sıradan draft edilecekti. İki sene oynamadığı, oturduğu halde 3. sıradan draft edildi ki bu Türk basketbolu için bir rekor. Aziz Yıldırım'ın kişisel kaprisinin sonucudur üçüncü sıradan draft edilmesi...

JOKOVİC'İN MAÇINI SEYRETMEM
_
Wimbledon devam ediyor ve genelde favoriler yoluna devam ediyor. Sporcuların ortaya koyduğu mücadeleyi nasıl buldunuz?
Yani, gördüğüm en kötüWimbledon'lardan bir tanesi. Mesela Jokovic-Baghdatis maçı izledik. Yani 10 dakika, 11 dakika neredeyse süren game'ler vardı. O çeviriyor, o çeviriyor!.. İki tane çizginin arkasındaki adam... Sonra birisi fileye takıyor ya da dışarıya atıyor; oyun öyle bitiyor. Sayı alınmıyor yani sayı veriliyor. Verilmezse oynuyorlar. Hafta sonu özellikle kardeşimle Ankara'daydık ve evden hiç çıkmadık, bütün yaptığımız iş Wimbledon seyretmek. Bırak maçı 'Hıncal ağabey hatırladığın bir iki pozisyon var mı?' desen onlar bile yok yani. Tenis bitmiş bana sorarsan. Yani, bizim ülkemizin tenis yazarları bayılıyorlar bu çizgi arkası tenisi seyretmeye ve 'Çok büyük tenisçiler bunlar, harikalar' diyorlar! O Jokovic'i yere göğe koyamadılar!.. Ben Jokovic'in maçını seyretmem. Bundan sonra seyretmem. Servis de atamadığı zaman adamın silahı yok ya. Ununu elemiş eleğini asmış. Baghdatis ile uğraştı durdu. Yazık olmuş tenise.

* * *
SÜREYYA'NIN YOLUNDA
Atletin antrenmanı yarıştır. Nevin Yanıt yanlış yolda. Koştuğu dereceler de kötü, hali tavrı da kötü

_Avrupa Takımlar Atletizm Şampiyonası 1. Lig yarışlarını ilk sırada tamamlayan Türkiye, Süper Lig'e yükseldi. Bu güzel bir gelişmeydi ancak 100 metre engellide Nevin Yanıt'ın performansı pek parlak değildi.
Söylemek istemiyorum ama Nevin Yanıt ve hocası, Süreyya ile kocasının yolundalar.
Aynen Süreyya'ya uygulanan taktiği uyguladılar.
Yarıştan kaçırdılar, kaçırdılar Nevin'i...
Atletin antrenmanı yarıştır. 'Efendim, bizim hedefimiz olimpiyatlar.' Görürüz...
Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur.
Çok kötü yolda... Koştuğu dereceler de kötü, hali tavrı da kötü... Yarıştaki haline baktım ben.
Bu Nevin Yanıt mı; inanamadım!..

MAHMUTİ BİRİNCİ SINIF DEĞİL
_Galatasaray Cafe Crown ile başarılı bir sezon geçiren ve CEO olması düşünülen Oktay Mahmuti'nin başantrenör olarak göreve devam etmesi kararlaştırıldı.
Bence yapılan uyarlama doğruydu. Oktay Mahmuti, basketbol şubesinin başında olacak, takımı da Jure Zdovc çalıştıracaktı. Ancak Çek antrenörü, Ruslar kapmışlar.
Yani Galatasaray yanlıştan döndü değil, adam Rusya'ya gitmiş.
Bence Oktay Mahmuti, birinci sınıf bir koç değil.
Ben Oktay Mahmuti'nin bu sene 'başarılı olduğunu' kabul edenlerden değilim.
Mesela final serisinde Galatasaray kendi sahasındaki iki maçı kaybetti.
Bu iki maçı da koç hatalarından verdi.

GERÇEKLER YAZILMIYOR
Fenerbahçe, Galatasaray'dan iyi takım. Bunu inkar eden yok. Çünkü Fenerbahçe, Ülker'in A takımı... Galatasaray, Ülker'in B takımı...
Ama bu demek değil ki 'B takımı, A takımını yenemez.' Yenebilir.
Bu yenme fırsatını eline de geçirdi. Ama kendi sahasında, kendi seyircisi önündeki iki maçı koç hataları ile kaybetti Galatasaray.
Ama Türkiye'de özellikle basketbolun doğru dürüst yazarı kalmadı. Yazanlar da, bir takım hesaplar içinde yazıyorlar. Kimse gerçekleri açık seçik ya görmüyor, ya da söyleyemiyor.
Ben Galatasaray yöneticisi olsam, takımın başında koç olarak Oktay Mahmuti'yi bir gün bile tutmam.
Ama organizasyonun başında olabilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN