Web Sürümüne Geç

    Yılmaz Hoca bitmiş

    Hıncal Uluç Hıncal Uluç

    Fenerbahçe, Elazığ'ı ilk yarının son 15 dakikası perişan etti. Yılmaz, 'Bu rezilliği gördü, ikinci yarı farklı olacak' derken Elazığ daha da kapandı. Önündeki rezilliği görmeyen hoca olur mu! Marvin ile Gökhan'ın cezası aynı değil. Ama Aydunus ve Halis Özkahya olayından sonra Şükrü Saracoğlu Stadı'nda Gökhan'a kırmızı, Marvin'e sarı kart çıkarmak biraz fazla yürek ister

    Fenerbahçe, Elazığ karşısında 2-0 geriye düştüğü maçtan beraberlikle ayrıldı.
    Son dakikalarda kurduğu baskı dikkat çekiciydi. Karşılaşma ile ilgili neler söyleyeceksiniz?

    Yılmaz Vural hocalığı unutmuş! Maçın özet cümlesi bu... Ben hayatımda bu kadar kötü bir Yılmaz Vural görmedim. Yılmaz hoca bitmiş! Başta hep onun itirazlarının yanındaydım. "Milli takım dâhil bir büyük takımı bana versinler de görsünler" diyordu ve doğru söylüyordu. Köln Spor Akademisi mezunu, futboldan çok iyi anlayan, rakibi çok iyi analiz eden ve kendi takımını da çok iyi motive eden bir hocaydı.
    Hep düşünürdüm; 'Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'ın, Galatasaray'ın başında olsa, milli takıma gelse' diye... Ama şu Yılmaz Vural futbolu da unutmuş, korku dağları bekler hale gelmiş, dünyanın en yüreksiz adamı olmuş!
    Maçtan sonra söylediği cümleye bakar mısın; "Fenerbahçe'den 1 puan aldığımız için şükredelim." Tabii senin gibi bir hoca varken şükretmek lazım! Çünkü sen o puanı almadın, Fenerbahçe tarihinin en çok gol kaçırdığı maçını oynadı. Türkiye Ligi'nde Fenerbahçe'nin bu kadar gol kaçırdığı bir maç hatırlamıyorum. Semihler, Sowlar, Cristianlar...
    Nerelerden ne topları dışarı attılar, dağları taşları dövdüler.

    İVESA ÇOK KÖTÜYDÜ
    Kaleci de bir şey kurtarmıyor, berbat da bir kaleci var karşıda. Ben bu kadar kötü bir İvesa da görmedim. Geleni-gideni yiyen, kalesini durmadan yanlış boşaltan... Muslera'nın kötüsü... Buna rağmen 5 tane, 6 tane gol atabilirdi. Neden? Çünkü Yılmaz Vural korku dağları bekler, takımı kapattıkça kapattı, geri çektikçe çekti. Bomboş, 20 metreden itibaren bütün toplara Fenerbahçe sahip oldu.
    Çünkü o civarda hiçbir Elazığlı oyuncu yok.
    Hocam hadi korkudan futbolu unutmuşsun, oku ya; Karabük'ün Fenerbahçe'yi nasıl yendiğini bütün gazeteler yazdı. 'Fenerbahçe'nin zayıf yeri savunmasıdır, kuvvetli yeri hücumudur. Fenerbahçe'yi yenmek istiyorsan puan almak istiyorsan maçı Fener'in sahasında oynayacaksın.' Bunu bilmeyen yok! Bunu Mardin'deki, dağdaki çobanlar da biliyor artık.
    Ben bu kadar kapanan, bu kadar korkak, bu kadar ödlek b i r Yılmaz Vural görmedim! Birbiri ardına, yağmur gibi Fenerbahçe'nin gol pozisyonları geliyor.
    Yılmaz Vural, tedbir alacağına, herhalde, Allah'a dua ediyor, 'toplar dışarı gitsin' diye; uğur yapıyor kenardan!

    NEREDEN BULUYORLAR?
    İlk yarının son 15 dakikası Fenerbahçe perişan etti Elazığ'ı... Soyunma odasına gitti, rezilliği de gördü, 'Çocuklar sakın böyle oynamayın.
    Çıkın adam gibi oynayın, öbür tarafta oynayın' diyecek diye bekliyoruz, ikinci yarı çıktı daha da kapanarak...
    Fenerbahçe bu maçı 'Farklı alamadı' diye ağlamalı. '93'te beraberlik golünü attım' diye sevinmek değil. Bütün Fenerbahçe'nin, tribünleri dâhil ağlaması lazım.
    7-2 falan kazanacakları maçı berabere bitirdikleri için... Hiçbir rakip hoca Fenerbahçe'ye böyle bir maç armağan etmez.
    Bu maç ligin son maçı olsa ve böyle bir görüntü ile Fenerbahçe kazanıp şampiyon olsaydı, Yılmaz hocanın şike yapmadığını bana kimse anlatamazdı. Çünkü benim bildiğim Yılmaz'ın böyle bir futbol oynatmasına imkân yok. Ancak para almışsa böyle oynatır! Önündeki rezilliği görmeyen bir hoca olur mu? 'Murat' diye bir adam soktu aman yarabbim!
    Futbolu bilmeyen birisi... En kritik dakikalarda aldığı bütün topları Fener'e veren... O girdiği andan itibaren bütün Fener hücumları Murat ile başladı.
    Çok mu aramış onu oyuna sokuyor?
    İnanamadım ya!.. Onun için Fenerbahçe hediye maçı alamadı.
    Marvin çok iyiydi. Kırmızı kart görmesi Elazığ'ın gücünü büyük oranda atıldı.
    Çok iyi bir oyuncu... Böyle futbolcuları nereden buluyorlar anlamıyorum!
    Antalya'ya 4 gol atan Björn Vleminckx. Dokunduğu gol oluyor. Kurban mı kesti maçlarda ne yaptı bilmiyorum. Otuz tane Elmander edecek bir adam. Marvin de öyle; fevkalade müthiş...
    Gökhan ve Marvin arasındaki sürtüşmenin ardından hakemin iki oyuncuya da kırmızı kart çıkarması doğru muydu?
    Hakem orada çok eyyamcılık yaptı. Gökhan yattığı yerden adama tekme attı, Marvin de cevap verir gibi yaptı ama vurmadı, vurur gibi yaptı. Birinci hareket; Gökhan'ın tekmesi Marvin'in de ona mukabele eder gibi yapması...
    İkinci hareket; Gökhan, Marvin'in gırtlağına sarılınca o da öfkeyle Gökhan'ın gırtlağına sarıldı.
    Bu iki ceza aynı olur mu ya! Ama Fırat Aydınus ve Halis Özkahya olayından sonra Saracoğlu Stadı'nda Gökhan'a kırmızı, Marvin'e sarı çıkartmak için biraz fazla yürek ister.
    Gökhan'a kırmızı kart göstermesi bile...
    Gökhan'a göstermek zorunda, yapacak bir şey yok. Kısa bir an değil... Dirsek vurursun, yumruk atarsın. Hayır, gırtlağını sıktı uzun uzun... Bu bütün görüntülerinde varken Gökhan'a kırmızı kart göstermeye mecbur...
    Orada durumu nasıl kurtaracak? Rakibe de kırmızı göstererek... Bir oradan bir buradan...
    Mehmet Topuz'a yapacağı hiçbir şey yok.
    Üstelik maç da bitmek üzere, 30 saniye, 40 saniye kalmış. Onun dışında bütün yorumları Gökhan'ın pozisyonu dâhil, Fenerbahçe lehine bir hakem vardı.
    Aziz Yıldırım, Aykut Kocaman'ın her maçın ardından verdikleri demeçler, medya, Özkahya ile Aydınus'un başına gelenler böyle bir hakem profili yarattı.
    Bunu kabulleneceksiniz artık, özellikle de Şükrü Saracoğlu'ndaki maçlarda...
    Bundan sonra böyle gidecek.

    HERKESi YOK EDiYOR
    Kurumsallaşmaya harcanacak parayı gereksiz bulan Yüksek Divan Kurulu Başkanı Günay ile Yıldırım arasında bir tartışma yaşanırken, Yıldırım'ın oturduğu yerden konuşması ve üslubu eleştiri topladı.
    O Divan Başkanı ki Aziz'in en büyük destekçisi... Adamın öyle tahammülü yok ki eleştiriye!..
    Sözünden çıkmaz divan başkanına tepki gösterdi.
    Yıldırım'ın kurumsallaşma yolunda attığı adımların desteklenmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?
    Hep söylüyorum futboldan çıkar, futb o l a k a - rışmayın bir Aziz Yıldırım yarat ve de konuşmayan, gazeteleri, televizyonları reklam unsuru olarak kullanmaya meraklı ve tutkulu Aziz Yıldırım'ı bir kenara at Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi başkanı kalır. Gerek Fenerbahçe'nin diğer şubelerinde gerek... Ama Hallâc-ı Mansûr'u aratıyor! En-el Hak; 'Ben varım başkası yok!'

    DOĞRU HAREKET
    Mehmet Ali Aydınlar gibi bir Fenerbahçeliyi yok etti! Herkesi yok ediyor. 'Ben' diyor; 'Ben, ben...' kafasındaki laf da bu! 'Ben' demek 'Fenerbahçe' demek; 14. Lui!
    Başbakan diyor ki; "Kişilerle kurumları ayırmak lazım." Aziz Yıldırım diyor ki; "Ayıramazsınız! Ben Fenerbahçeyim." Yavaş ol başkan!.. 'Ben Fenerbahçeyim' lafını kimse etmedi şimdiye kadar...
    Kimse edemez de...
    Yavaş ol, kendine gel!..
    Bugüne kadar başkanlık sistemiyle yönetilen Fenerbahçe ve Galatasaray'da artık geniş yetkileri bulunan CEO'lar iş başında...
    Bu sonuç verir?

    Kurumsallaşma 'doğru hareket.' Tartışmaya bile gerek yok.
    Öteki taraftan da kulüpler hala dernekler yasası ile yönetiliyor!
    İşte o sorunu çözmeye çalışıyorlar ama işlerine gelmiyor. Çünkü yeni yasa yöneticilere sorumluluk veriyor.

    AYDIN'I SOKARKEN NE DÜŞÜNÜYORDU?
    Galatasaray'ın forvet hattında bir formsuzluk hissediliyor. Umut düşüş halinde, Elmander bir türlü toparlanamadı. Burak da son maçlarda etkisizdi. Bu düşüşü neye bağlıyorsunuz?

    Elmander'in iyileşmesi Galatasaray'ı bitirmiştir. Elmander iyileştiği zaman Fatih Terim, Umut'un o takımda yerinin olmadığını anlattı. Umut'a da anlattı bütün Türkiye'ye de anlattı ve Umut bitti. Harika çalışan Umut-Burak ikilisini yok etti.
    Umut varken niye harika oynuyordu Burak; çünkü Umut boşa yaptığı çapraz koşularla, Burak'a o istediği önüne atılan top pozisyonlarını hazırlıyordu. Elmander'in böyle bir şeyi yok. Ama Fatih Terim, Elmander'in iyi futbolcu olduğunu zannediyor. Elmander futbolcu değil, Melo futbolcu değil, Emre Çolak hiç futbolcu değil.
    Emre Çolak bugün PTT 1. Ligi'nde bir takıma gitsin ilk 11'e girerse ben gazetecilik yapmayı bırakırım! Gittiği gibi kalır. Tarihin en büyük palavrası! 'Bunu ille yaratacağım' diye kafaya koymuş! Bütün kafasındaki takım Emre Çolak'a 11'de yer bulabilmek için...
    Birinci devre sağ kanattan Sabri çıkıyor, soldan Riera çıkamıyor. Sabri'den çok daha iyi bir açık oyuncusu... Gerek şutları, gerek kesmeleri, gerek adam eksiltmeleri ve çalımlarıyla harika bir hücum oyuncusu olduğu halde çıkamıyor. Neden? 'Geri dönemeyeceğim' diye korkuyor. Savunma adamı olarak kendisine güvenemiyor onun için yerini terk etmiyor.
    Galatasaray sağdan geliyor soldan gelemiyor.
    Çünkü önündeki Emre Çolak'ın da on para eder bir futbol oynadığı yok sol kanat yok. Tek kanat ile oynuyor Galatasaray.

    TRİBÜNLER BEKLİYOR
    Yapılması gereken şey bas bas bağırıyor.
    Emre Çolak'ı çıkaracaksın, Riera'yı ileri süreceksin, Hakan Balta'yı sol beke koyacaksın.
    Bunu bir iki ay evvel de söyledim ben... Hayır!
    Emre Çolak'a dokunmamak için Riera'yı da Hakan Balta'yı da ziyan ediyor. Ama Galatasaray'ı ziyan ediyor. O değişikliği yapmıyor ama değişiklik yapması lazım. Tribünler de bekliyor değişikliği... Hamit'i çıkarıp Aydın'ı alıyor! İnanamadım!..
    Tekrar tekrar soruyorum ben bunu kendime; Fatih hoca da kendine sorsun, bir de kamuoyuna açıklasın: Aydın'ı sokarken ne umut ediyordu, Yekta'yı sokarken ne umut ediyordu?
    Rahmetli Coşkun Özarı'nın bana anlattığı bir şey vardır; "İyi oynarken takımın hocaya ihtiyacı yoktur. Oyun sıkıntıya düştüğü anda futbolcu yana bakmaya başlar. Şimdi hocamız bir şey yapacak ve bizi kurtaracak."
    Hoca bu ümidi veriyorsa o takım hakem bitiş düdüğünü çalana kadar yenilgiyi kabul etmez. Şimdi o takım kenara bakıyor Aydın giriyor, o takım kenara bakıyor Yekta giriyor!
    Melo'yu çıkarıp Yekta'yı sokmanın anlamını kimseye anlatamazsın. Melo kötü futbolcu ama hırslı; her an kafa vurabilir, her an şut atabilir, her an bir şey yapabilir. Yekta her an ne yapabilir? 'Kasımpaşa'daydı da Kasımpaşa'yı iyi tanıyordu.' Baştan koy ilk 11'e!..
    Yekta ile başla, anlayayım onun mantığı var.
    Sonra da Yekta çıkıp Melo girerken 'Ooo...
    Şimdi bak Melo giriyor.' Aydın'ın çıkıp Hamit'in girmesi gibi... Yani bu işler tersine olsa anlamlı olacak. Ama ölüsünde dahi umut olan adamları çıkarıp iki umutsuz adam sokuyor; Aydın ile Yekta!
    Umut oyuna girdiğinde moralman pek de iyi görünmüyordu. Yedek kalmak olumsuz etkilemiş gibi...
    Umut bitmiş. Kaç kere söyledim; "Umut bitiyor.
    Çıkarken Umut'un suratına baktınız mı?' diye... Umut'u öldürmüş. 'İşte Umut, Umut' diyorsunuz buyurun der gibi yani!..
    Fatih hocamın işi zor. Ama iki taraflı zor.
    1- Bu yönetim yüzünden zor. Ünal Aysal ve liseci kafası yüzünden zor.
    2- Kendi seçtiği köle düzenindeki yardımcıları yüzünden zor.

    FARK ATABİLİRDİ
    Orada Fatih Terim'e kafa tutacak, Fatih Terim gittiği zaman da Fatih Terim'in yerini Galatasaray'da alabilecek birisinin oturması lazım. Şimdi kulübeye bak, orada bir Galatasaray'ın gelecekteki hocasını görebiliyor musun? Her söylenene 'Eyvallah' diyen adamdan Galatasaray'a hoca mı olur!

    Kasımpaşa'yı nasıl buldunuz? Büyük yatırımlar yaptılar ve bunun da karşılığını almaya başladılar.

    Kasımpaşa, Galatasaray'a fark atabilirdi.
    O maç beşlik olurdu. Ama bu Kasımpaşa'nın olağanüstü güzel oyunundan değil, 'Galatasaray'ın kötü oyunundan' dahi demiyorum, sahada olmamasından kaynaklandı.
    Olmayan bir rakibe karşı maçı güç bela 2-1 kazanıyorsan, bu Kasımpaşa'nın çok iyi oynadığı anlamına gelmez.


    Röportaj: Bülent CAN

    Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
    Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
    BİZE ULAŞIN