Web Sürümüne Geç

    Perşembe pazarı

    Dünyada bulaşıp kurtulamayacağınız iki hastalık vardır. Birincisi siyaset, ikincisi de futbol kulüplerini yönetmek. Yıllardır kulüplerin başında oturdukları koltuklardan kalkmasını bilmeyenleri hayretle seyrediyorum.
    Yedikleri küfürler bir yana, koy onların yanına bir o kadar da hakareti, bunlar bile onları yolundan geri çeviremiyor. Ne evi ne barkı ne işi ne de ailesini ihmal etmek onların umurunda değil.
    Soruyorsunuz "Neden bırakmıyorsun?" diye.
    Cevap basit: "Kulübüm için canım feda olsun."
    Şu günlerde bu tip yöneticilerin toplandığı yer, Galatasaray. Bir aydan beri seçime gidecek Galatasaray'da doğru dürüst bir liste bile tespit edilemedi.
    Her şey çıkarlara dayanan anlayış içinde sürüp gidiyor.
    Birisi başkanlığa adaylığını koyuyor, sonra vazgeçiyor.
    Peki kardeşim, "Neden girdin, neden bırakıyorsun?" diye soruyorsun Özgörkey'in cevabı çok basit: "Gerekli ilgiyi göremedim."

    Aysal'ın listesini deldiler

    Başkanlıktan ayrılan Polat, Göçek'te Alp Yalman'la oturmuş "Sen mi gireceksin ben mi gireyim?" tartışması yapıyor. Neden kongre tarihi tespit ettin sayın Polat, devam etseydin ya.
    Gelelim Ünal Aysal'a. Adamı para babası ilan ettiler. "300-500 milyon dolar onun için önemli para değil" dediler. Ama Aysal'ın "Ben kulübe nakit para vermeyeceğim" demesi bomba gibi patladı.
    Ünal beyin listesi İnan Kıraç ve Faruk Süren'in isteği ile hazırlandı. Anlayacağınız "Listeyi ben yaparım" diyen Aysal'ın listesi delindi.
    Açıkça bir şey söyleyeyim. Ben Aysal'la bir defa konuştum. Çok iyi bir iş adamı. Böyle curcunalar ona göre değil. İnşallah yanılırım. Hislerim onun adaylıktan çekileceği şeklinde.
    Bu arada Faruk Süren'in Galatasaray'da birleşen şirketlerin başına geçmek için verdiği mücadeleyi sakın kulak arkası etmeyin.
    Galatasaray'ın son adayı Helvacı için bir şey yazmak içimden gelmiyor.
    BİZE ULAŞIN