Neyse ki düşmüyor!

2010-11 sezonu, Galatasaray, için utanılacak bir sezon olarak kapanacak. Milyonlarca "Euro" ve "Doları" sorumsuzca harcayıp, bir takım bile kuramayanların hala iktidar peşinde koşmaları, bence Galatasaray tarihine geçecek önemli bir olaydır.
Şaka değil... Galatasaray'ın 31 maçta 56 puan kaybettiği Süper Lig'in son "Derbi" maçında sahaya kendilerini protesto etmek için "Siyah forma" ile çıkmaları bence doğru bir hareket olurdu. Umarım Galatasaraylılar yeni bir yönetimle yeni sezon da güçlü bir kadro kurarlar.
Koskoca bir 45 dakika, yani maçın yarısı bitti, futbol adına ortada hiç bir şey yoktu. Beşiktaş uzun bir süre sağlı sollu kanat akınları ile Galatasaray kalesini zorladı. Ama gol olabilecek, "Ahlarla vahlarla" kaçan bir pozisyon asla yoktu.

Yöneticisi oy peşinde...
Galatasaray gol şansını daha ziyade ortadan dikine toplarla arıyordu.
Kanatlardan Arda, Culio ve Kazım'ın top kesmeleri ise hep sonuçsuz kaldı. İlk 45 dakikada Galatasaray'da doğru dürüst pas, şut ve de oyunu etkileyecek bir hareket görmedim.
Ayrıca bu devredeki Kazım'ın tez elden ve tek gidişlik uçak bileti ile gönderilmesinde yarar var.
İkinci yarıda Galatasaray'da Serkan çıktı yerine Aydın girdi. Ama oyunda baskı kuran Beşiktaş'tı. Özellikle Quaresma ve Bobo Galatasaray defansını terletiyordu. İki topu direkten dönen Bobo şansız bir günün de idi.
Ama şanslı olanlar peş peşe attıkları gollerle Aurelio ve Simao idi.
Servet'in çizgiden çıkarttığı topa Beşiktaşlılar haklı olarak üzüldü.
Uzatmayalım... Yöneticisinin oy peşinde koştuğu, futbolcusunun ise hiçbir şeye aldırmadığı bir takımdan herhalde galibiyet beklemiyordunuz.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN