Web Sürümüne Geç

    Transfer konusu

    Olcay Çakır Olcay Çakır
    Kulüplerimizin düştüğü zor durum ortada...
    Gele gele geldiğimiz nokta "satmadan oyuncu alamayanlar"ın övünç noktası!
    Övünç diyorum, zira kendinde kusur görene henüz denk gelmedim.
    Aslında tam da şu aralar 'sorunların temelinin atıldığı' o aylardan geçiyoruz...
    Transfer aylarından. O nedenle de...
    Bugünlerde konunun tartışılması daha doğru olur diye düşünüyorum.
    Şöyle ki...
    Bu aylarda sürekli "transfer de transfer" deyip, sonra yılın kalan aylarında da "bu yöneticiler de sürekli borçlandırıyor, sürekli bol ve gereksiz adam alıyorlar" diye hayıflanmasın kimse!
    Medya peşin peşin suçlu ilan edilmesin.
    Bu aylarda herkes kendini bir görsün istiyorum.
    Bu aylarda ne demişim, kalan aylarda ne diyorum...
    Önce bir aynaya bakalım istiyorum!

    Özer konusu
    Özer Hurmacı'nın Trabzonsporlu bir ailenin, Trabzonsporlu bir ferdi olarak bebeklik, çocukluk, gençlik dönemi geçirdiğini bilmeyenimiz yok.
    Trabzonspor için ağlamışlığını da...
    Sonra şartlar nasıl oluştuysa Trabzonspor'a değil Ankaraspor'a gidişi söz konusu oluyor.
    Sonra Fenerbahçe macerası... Ve Trabzonspor'a gelişi...
    Almanya'dan ilk gelişinde ve Ankaraspor'da iken de Trabzonspor'a gelemeyişinin hikayesinin her cepheden bin çeşidini dinlemiş biri olarak Özer'i hiç haksız bulmadım.
    Nedenini bilmediğimiz bir kadro dışılık sonrası gelinen aşamada onun TFF'ye alacakları konusunda başvurusu vs vs vs...
    Neyse...
    Bugün Özer Hurmacı hakkında "gitmemek için direniyor" haberleri çıkıyor.
    Ona bu aşamadan sonra bir büyüğü olarak tavsiyem;
    Git ve gittiğin yerde mutlu ol...
    O koşu mesafelerinle (eğer devam edersen) gittiğin takımda da taraftarın sevgilisi olursun.
    Az ama öz kazanır kafan rahat uyursun.
    Bir de; bordo-mavi formalı çocukluk ve gençlik fotoğraflarına sımsıkı sarıl...
    Tıpkı Oğuzhan Özyakup gibi...
    Her şeyine laf edebilirler ama sevdana kimseyi laf ettirme.
    Ben sana inandım...

    Yumlugiller konusu
    Mustafa Yumlu sembol isim olduğu için bu tanımlamayı uygun buldum.
    Bu tanımlamanın içindeki oyuncuları biliyorsunuz.
    Bir grup taraftar tarafından istenmeyen, lakin başkan, hoca, yönetim tarafından yani sorumlu pozisyondaki herkes tarafından kalmaları yönünde ortak karar alınan bir grup oyuncunun ortak adı oldu Yumlugiller.
    Hatırlayanlar olacaktır, hatırlayıp çaktırmayanlar da... "Gidin" dedim bu oyunculara... Kiraya gidenlere de "Kalın orada" dedim. Görüşüm değişmedi, olacakları tahmin ediyorum çünkü.
    Bir önceki köşe yazımda Yumlu konusunu açma sebebim ısrarla anlaşılmak istenmedi!
    Özeti şu derdimin; Yumlugiller başlığı altında birkaç oyuncu var, taraftarın bir kesimi tarafından müsebbib ilan edilmiş.
    Rüzgar öyle sert esiyor ki, videoları yapılıyor, sözüm ona haklı gerekçeler belgeleniyor.
    İspat yok, delil yok, suçlanıyor(lar).
    Kul hakkına giriş, gırla!
    Diyorum ki, yönetimin ve teknik adamın ve dahi camianın sezona başlamadan halletmesi gereken bir sorun var şu an.
    Yani bir tespit. Yani bir "başımıza geleceklerin en barizi" ne tedbir talebi.
    Diyorum ki, gelin bu sorunla sezona başlamayalım.
    Enerjinizi alır, dikkatinizi dağıtır ileride bu iş.
    Tarafları birbirine yaklaştırın ya da rest çekin!
    BİZE ULAŞIN