Web Sürümüne Geç

Laz böreği

Baştan söyleyeyim, futbol kötüydü. Birbirine diş geçiremediler. Korku üzerine kurulmuştu taktik. Tercih alan savunmasıydı. Hücum pres falan sistemde yoktu. Hataya zorlamayı denemediler bile. Arkada oyunu kurma işinde anlaşmış gibiydiler. Rahatsız etmek yasaktı sanki. Ceza sahasının etrafına kadar her şey serbestti. Oraya yanaştığında 1'e 3 durum oluşuyordu. Devre bitti, hiçbir şey üretmediler. Denk kuvvetlerin oyunu mu desem? 'Bal kaymak yerine keçiboynuzu ile idare edin' dediler mi desem. Böylesini hiç hayal etmemiştim. Milyon euro'luk futbolcular en ufak bir güzellik ortaya koyamaz mı? 2-3 kişilik hücumları 7-8 kişiyle savundular. Hepsi o kadar. Bu mudur ligin zirvesi? Bu mudur milyonları peşinden koşturan futbol? İsminden ürktü bizim uşaklar! Enkazıyla oynadılar, fark edemediler. Hagi'nin yaptığı belli: Her alanda 10 kişilik blok oluşturmak...

Kolbastıya doydular
Bu bloğu yıkmalı. Dengesini bozmalı. Arkaya çapraza boş koşular denenmeli. 3-5 metrelik paslarla bu blok açılmaz. Ne yaptığını anlayamadım bizim uşakların. Şu oyun onlara hiç yakışmadı. Ortam müsaitti aslında. Arkada boş uzak tarafta kademesiz duruş vardı. Hiç ama hiç denemediler. İkinci yarı biraz daha gömüldü Hagi bloğu. Sadece beklentimin derecesi yükseldi. O beceriyi gösterecek futbolcu aranıyordu. Şut atacak, yapılan ortaya koşma zahmetinde bulanacak. Jaja bir şeyler kovalıyor, diğerleri tuhaf bir şekilde her an saklanacak bir yer buluyordu. O dakika Umut, bir kere topa değdi, o ana kadar görevini en iyi şekilde yapan bordomavili tribünler bayram yerine döndü. Sonra bir daha ortaya çıktı Umut. Trübünler de kolbastıyla galibiyetin tadını çıkardılar.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN