Web Sürümüne Geç

    O kritik an...

    İyi bir takım kurmak için bir sürü fedakarlık yapıyorsunuz. Lige fırtına gibi bir giriş yapıyor, sezona başlangıç damgasını net biçimde vuruyorsunuz. Sonra, takım sallanmaya başlıyor. Ama olumsuz şartlara rağmen takımınızı UEFA Kupası ilk 16 şansı için Atletico karşısına çıkarıyorsunuz. İlk maçta rakip sahada gollü beraberlik gibi ikili maçlar için çok önemli bir skorla dönüyorsunuz. İşte o kritik an gelip çatıyor. Daha doğrusu o anların ilki. Herkes penaltı ve sonrasındaki kırmızı karta bağlıyor maçın sonucunu ve hikayesini. Oysa bence Atletico maçının kırılma anı "takımın aklı" olarak sahada yer alan ve tüm trafiği ağır baskı altındayken bile gayet iyi yöneten Elano'nun çıkışı oldu. Balans bozuldu, pas trafiği aksadı, rakibe daha mahkum hale gelindi.

    GALATASARAY'IN TRANSFER DOSYASI

    Elano çıkmasaydı

    Orta sahada hem rakibe basan hem de topla yumuşak olmayı becerebilen tek oyuncunuz çıkınca yükün hepsi Arda'nın sırtına bindi. Eh, tamam çocuk süper müper ama sonuçta bir insan. Sonrasında o savrulmuşluğun içinde Caner'in sahne aldığı kritik iki dakika yaşanıyor. Eğer Elano çıkmasaydı, Galatasaray maçı başladığı formatta rahat rahat sürdürür ve bu turu geçebilirdi. İşte bir kritik an, sizin tüm sezon boyu kurguladığınız tüm denklemi bozuyor, hedeflerinizi şaşırtıyor, beklentilerinizi yok ediveriyor. Eğer bu iki kritik anı atlatıp tur geçilseydi, bugün takım kurgusundan başlayıp transfer politikasına kadar sallayan tüm futbol allameleri, kalemlerini bu kez transfer sihirbazı Üstünel ile başlayıp, muazzam hoca Rijkaard ile bitireceklerdi. Futbol böyle bir şey işte, tabela tüm dengeyi böylesine değiştirebiliyor. Futbolun temel mantığı da, o tek kritik anı iyi yönetebilmekten geçiyor. Galatasaray elendiğine göre, o anı yönetemedi. Klasik geyikle bitirelim; "Bu maç (sezon) bitti önümüze bakalım."

    BİZE ULAŞIN