Web Sürümüne Geç

    Bizimkiler

    Hepimiz pür dikkat bir yandan hem Dünya Kupası'nı, hem de oyuncularımızı izliyoruz. Şu bizimkilerin performanslarına bir bakalım.
    Elano: Yine formasını terletmeden maçı iki hareketle bitirme anlayışında. Belli ki Dunga ona sadece orta saha ile forvet arasında top geçirme görevi vermiş ve mutlu. Etrafında oynayan muhteşem oyunculara bakınca bu görev yeterli sayılabilir. Galatasaray'da bu asla yetmez, oyunun yükünü de çekmesi gerekli.
    Elano o adam değil, bakmayın Dünya Kupası övgülerine, Süper Lig performansında bir değişim olmayacak. Bence, hazır bir piyasası oluşmuşken satılması en doğru yol.
    Neill: Lucas iddialı bir takımın oyuncusu olsaydı kesinlikle çok yüksek bir değeri oluşurdu.
    Bugüne kadar hak ettiği kariyeri elde edemediğini düşünüyorum. Yine akıllı, yine hırslı, yine bilinçli.

    ADAPTE OLAMIYOR
    Keita:
    Savruk, kopuk, tek başına oynuyor gibi.
    Aslında müthiş bir yetenek ama geçen yıl Galatasaray'da onunla ilgili düşündüklerimi bu kez Fildişi takımında da yaşadı.
    Takım kombinasyonuna bir türlü adapte olamıyor gibi. Her topu istiyor, hep yüksek kalite işler yapmaya şartlanıyor ama istedikleri olmayınca oyuna küsüyor ve düşüyor.
    Üstelik Kaka'ya gördürdüğü kırmızı kart kişisel hanesine "kocaman bir ayıp" olarak eklendi.
    Tek başına maç alabilecek yeteneklerdeyken Galatasaray geçen sezonun başı hariç ondan istediğini tam alamadı. Ama kadroda kalmasında yarar var. Umarım bu sene daha bir konsantrasyonla ligin tozunu yeniden atabilir.
    Dos Santos: İşte en kararsız olduğum adam.
    Meksika'da ona serbestlik tanımışlar. Kesinlikle tek bir bölgeye hapsolacak adam değil. Galatasaray takımındaki oyuncu kalitesi ve yapısı ona bu imkanı tanımaz gibi.
    Arda, Keita ve Baros varken Dos Santos sadece bir bölge adamı olabilir. Süper Ligin kapalı defansları dezavantajı, uyum sorununu atlatmış patlama yapabilecek genç oyuncu olması avantajı. Yani aşağı tükürsen bıyık, yukarı tükürsen sakal durumu.

    BİZE ULAŞIN