Web Sürümüne Geç

    Dream Team!

    Turgay Demir Turgay Demir
    Atv'nin canlı yayınladığı Villarreal-Beşiktaş maçı öncesi Genel Yayın Yönetmenimiz Zeki Uzundurukan'ın "Abi maç bizde, yorum sende!" demesiyle hazırlıklara başladık. Maç günü gelip çatınca da atv Genel Yayın Yönetmeni Oskay Alptürk (ekip şefi), uluslararası ilişkilerin bir numaralı ismi Selçuk Manav, teknik ekipten Ümit Koygun, inanılmaz keyifli bir insan, harika bir yol arkadaşı olan usta spiker Fikret Engin kardeşimle birlikte düştük yollara.
    Önce dört saati havada, beş saati karada yorucu bir yolculuk, ardından üç-dört saatlik canlı yayın hazırlıkları, maç ve sonrası derken hep birlikte yorgun düştük.
    Ertesi gün önümüzde 450 kilometrelik Madrid yolu var. Kahvaltıdan sonra Villarreal'den çıktık yola, istikamet Madrid...
    Arabada muhabbet tamam ama kimse kimseye çaktırmasa da kafalarda hep reyting hesabı var... Maç ilk üçe kesin girer ona şüphe yok ama acaba daha iyisi olur mu?
    Oskay Alptürk ve Selçuk Manav başta tüm ekip çok daha iyisini bekliyor...
    Dream Team'de (rüya takım) özgüven full haliyle... Derken Selçuk Manav'ın telefonu tatlı tatlı çalmaz mı, beklenen müjde cepten geldi: Hem AB'de, hem totalde birinciyiz!
    Budur işte... İyi televizyon, iyi ekip, iyi takım ve doğal olarak zirve.
    Kaçınılmaz olarak o andan itibaren tüm kahveler Oskay beye patladı. Eee ekip şefi olmak kolay mı!? Velhasıl kelam yorgunluk falan anında uçup gitti.
    Fikret Engin'in, Oskay bey ve Selçuk Manav'ın "sularına sulanması" dışında bir arıza çıkmadı yolculuk boyunca.
    Naapsın çocuk... 8-10 şişe bana yeter diyerek "yetersiz!" sayıda su alınca başlıyor etrafına sulanmaya.. "Oskay bey suyunuzun yarısını alabilir miyim!"
    Al kardeşim yine mi bitti suyun!?
    Selçuk Manav BMW'nin direksiyonundaki Oskay beye "Valencia-Madrid arası çöl gibidir, ağaç göremezsiniz" dedikçe Fikret çöldeki Bedevi misali yanıp tutuşuyor! "Selçuk bey şu suyunuzun diyorum yarısını alsam nasıl olur!?"
    Ha tabii alabilirsin Fikretçiğim... Yine mi susadın!?. Al tabii, al al.. No problem.
    Ben de içecektim ama neyse!!!
    Al suyu, ver suyu derken Madrid havaalanının yolunu bulduk sonunda. Bilen bilir zordur Barajas Havaalanı. Görürsün de bir türlü içeri girecek yolu bulamazsın. Kimseye de sormaya kalkma. Hele hele oradaki benzin istasyonuna ulaşmak neredeyse imkansızdır.
    Navigasyon falan hak getire. Tek kelime İngilizce bilmez İspanyol ahalisi. Bilse de konuşmaz. Bön bön bakar. Bön bön bakınca da sana bir faydası olmuyor tabii.
    Her neyse reyting moraliyle Fikret'in su problemi dahil hepsini çözdük evvel Allah.
    Memleketimin gururu THY uçağına kapağı atınca da değmeyin keyfimize.
    Uyumlu bir ekip, iyi bir maç ve atv kalitesi bir araya gelince reyting yarışındaki rakiplerle birlikte sorunlar da uçup gitti özetle.
    Darısı bundan sonraki maçların başına.

    * * *
    GUTİ ÇOK FARKLI!
    Tek Pas müdavimleri bilir geçen sezon Beşiktaş'ın rakip kaleye ikinci bindirmeyi yapamamasını, kendi savunmasından dönen topları rakibe hediye etmesini bol bol eleştirmiştim. Guti gelene kadar bu anlamda yeni Beşiktaş eskisinden farklı değildi... Ancak artık böyle bir sorun yok. Villarreal maçı gösterdi ki Guti o bölgedeki tüm dertlere derman olacaktır. Savunmadan dönen topu alıyor, saklıyor ve bir bakmışsınız Quaresma'nın, Nihat'ın ya da Ekrem'in koşu yoluna bırakıvermiş.
    Yol yorgunluğu, ilk maç heyecanı, tribün protestosu falan hiçbir şey umurunda değildi.
    İşini yaptı, hem de iyi yaptı.
    Beşiktaş ve Türk futbolunun en önemli transferi daha ilk maçında klasını konuşturdu. Beşiktaş'ı izlemek artık çok daha büyük bir keyif.
    Hemen belirtelim, tüm sorunlar çözülmüş değil. Nihat biraz daha hareketli, Bobo da çok daha kontrollü olmalı. Aksi halde işleri zor. Nihat'ın bölgesinde rekabet çok ateşli olacak bu belli ama Bobo'nun Nobre dışında alternatifi yok. O nedenle iyi bir golcü arayışını sürdürmeli Kartal. Sürdürüyor da zaten.
    Hilbert'i arkasındaki Erhan Güven'in etkisizliği bozuyor sanıyorduk, öyle değilmiş.
    Arkasında Ekrem oynadı yine tık yok. Hilbert ya bir an önce toparlanır, ya da kulübenin gediklisi olur.
    Villarreal maçında Beşiktaş'ın bir büyük kazanımızı daha vardı, o da kaleci Cenk. Mükemmel oynadı.
    Çıkılması gereken topa çıktı, çıkmaması gerekeni yerinde bekledi. Müdahaleleri zamanındaydı, refleksleri ise harika. Bu çocukta iş var. Fırsat bulup oynadıkça çok daha iyi olacaktır.
    Özetle Buca maçı öncesi Beşiktaş iyi durumda. Lig yol aldıkça daha da iyi olacak gibi görünüyor.
    Hadi bakalım hayırlısı olsun. Şaka maka lig başlıyor. Hepimize tüm sonuçlarının kamu vicdanında aklanacağı, keyifli bir lig diliyorum.

    * * *
    'DÖRT BÜYÜKLER KOŞULARI'
    Geçen cumartesi TJK'nın Karacabey yetiştirme çiftliklerindeydik...
    İnanılmaz güzel bir gün yaşadık...
    Muhteşem safkanları yakından gördük, sevdik... At yarışlarını bir araç kabul edip at sevgisini tüm topluma yaymak için büyük bir gayret sarfeden başkan Behçet Homurlu inanılmaz bir tempo ile çalışıyor. Üniversitelerde düzenlenen paneller, bayi kalitesinin arttırılması, "At severleri safkanlarla buluşturma organizasyonları" aklımıza gelen bazı yenilikler.
    Başkanın durmaya niyeti yok. "Neden dört büyükler adına koşular düzenlemiyorsunuz?" diye sorduğumda "Pazartesi'nden itibaren düğmeye basıyorum" cevabını vermesi başkanın ne kadar pragmatik olduğunun da bir göstergesi.
    Yakın zamanda Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor koşuları başlayacak ve hipodromlardaki heyecan bir kat daha yükselecek haberiniz olsun.
    Bu arada başkan Homurlu yenilikçi fikirler konusunda en çok bizim Tempocu'nun ustaları Ferdi Akıncı ile Atahan Zilcioğlu'ndan faydalandığını söyledi. Bu da bizim için ayrı bir gurur meselesi oldu. İki kardeşimi de yürekten kutluyorum.

    KOCAMAN YALAKALAR!
    Fenerbahçe son 20 yıldaki en kötü futbolunu oynuyor... Şampiyonlar Ligi'ne daha ön elemelerde veda ediyor. Büyük para ve prestij kaybediyor... Bırakın hepsini bir yana takım içinde huzuru bozuluyor. Kim yapıyor tüm bunları? Aykut Kocaman. Biraz Allah'tan korkan, kuldan utanan, bu şartlarda Aykut Kocaman'ı eleştirir. Arkadaşı, eşi, dostu değil babası olsa "Ey Aykut Kocaman neden ikinci yarıya Semih'le başlamadın? Gökhan Ünal sahada dolaşırken Dia'yı neden çıkardın? Gökhan Gönül sakat ise kadroda işe ne, sakat değilse neden yedek?" diye sorardı ama yalakalar bunu bile yapmadılar. Hocayı eleştirmek şöyle dursun, eleştirenleri eleştiriyorlar. Yuh diyorum başka da bir şey demiyorum...





    BİZE ULAŞIN