Web Sürümüne Geç

    Önce insanız!

    Turgay Demir Turgay Demir
    Sabah'ta çalıştığı günlerdi. Reha abiye "Bir zamanlar, yani Show haberde reytingleri alt üst ettiğin günlerde sana çok beddua ettim!" deyince şaşırmıştı... "Neden?" diye sordu...
    Reyting uğruna, insanların hayatlarındaki bir hatayı lastik gibi uzatıp, yaralarının üzerlerine basıyordun, bu hiç insani bir yaklaşım değildi bana göre dedim ve ekledim: Şimdi yazar olarak çok daha farklı, duygusal ve insan yüreklisin.
    Reha abi acı acı gülmüştü...
    Bu tür sözleri yakın çevresinde birçok kişiden duyduğunu söylemişti.
    Aylar sonra Gülşen olayında bazıları açıkta mal bulmuş gibi üzerine saldırınca belki de benim sözlerimi hatırlayıp, "Hayatımdaki bir acıyı lastik gibi uzatmayın" diye isyan etmişti.
    Sanırım o gün değişti Reha abi.
    Yoksa, şu son yayında Ahmet Çakar ve Erman Toroğlu ile olan tartışmasını saatlerce uzatır, sineğin yağını çıkarır, bu ülkedeki birçok kavga izleme meraklısını da reyting ağına düşürürdü.
    Yapmadı... Yapamadı...
    Daha doğrusu yeni Reha, eskisine izin vermedi. Biz de eleştirdik, anlamaya çalışmadan.
    Önce gazeteci olan eski Reha vardı karşımızda, biz öyle sanıyorduk. Oysa o ölmüştü!.. Önce insan olan yeni Reha'ydı bu.
    İnsanı insana kırdıran, yüreklere sevgi yerine nefret eken reyting esaretinin bile bir yere kadar olması gerektiğini yüreğiyle anladı. Teslim olmadı reyting denen tek dişi kalmış canavara.
    Sonra 'Son Kale'ye katılmama kararını yine insanı duygularla gözden geçirdi. Tek kuruş almadan katılmaya karar verdi. "Bana vereceğiniz parayı engelli insanlarımıza tekerlekli sandalye almak için kullanın" diye de hayırsever bir tavır koydu. 'Önce insanım, sonra gazeteci' demekti bu.
    Önce insanlık güzel be Reha abi.
    Di mi!?
    Not: Bir fenomenin bu tavrının bazı şeylerin değişmesi için ilk adım olduğunu düşünüyorum, çok önemsiyorum ve Kartal yürekli Reha abiyi yürekten kutluyorum.

    Şükrü Saracoğlu kapanacak mı?
    O STATTA hakemlerin huzur ve güvenleri tehlikede. Çünkü koridorlarında kamera yok... "Başkası için oynamayın şerefsizler!" diye bağıran teknik adamları mı ararsınız, kulübeye saldıran taraftarları mı?
    Daha önce Saracoğlu'nda hakemlerin kafaları yarıldı. Gerets ve Tigana'nın da öyle. Hepsi bir şekilde geçiştirildi, bakalım bu son olaylar da geçiştirilecek mi?
    Bekleyip görelim.

    Lugano'ya dikkat
    HER duran topta rakibin üzerine balıklama atla...
    Yakasını, paçasını tut, rakip karşılık verdiği anda da kendini yere bırak... Formanı üzerinden çıkar... Her türlü provakasyonu yap...
    Düne kadar Lugano'nun kısa özeti buydu, artık bir de acımasızlık var işin içinde...
    Gaddarlık var!
    Yerde yatan rakibinin tendonlarına bastı.
    Hem de bilerek yaptı bunu. 'Yuh' diyorum sana ve söyleyecek başka söz de bulamıyorum, gaddar Lugano.

    Mosturoğlu haklı
    ŞEKİP Mosturoğlu, Hüseyin Göçek için "Hayatımda bu kadar kötü hakem görmedim" demiş.
    Haklı! Katılıyorum! Hakem Niang'ın penaltısını vermedi, yerde yatan savunmasız rakibinin bileğine basan, her pozisyonda kendini yere atan Lugano'yu sahada tuttu. Gaziantepli Murat Ceylan'ı durduk yere oyundan attı. Daha ne yapsın! Mosturoğlu haklı. Ben de hayatımda bu kadar kötü hakem görmedim!


    Yürekli mücadeleyi alkışlıyorum
    F.BAHÇE'NİN eleştirilecek bunca yanı var, peki takdir edilecek bir tarafı yok mu? Olmaz mı? G.Antep karşısında mükemmel bir mücadele örneği sergilediler.
    Hiç oyundan düşmediler. Böyle maçlarda motivasyonu korumak, sinirlerine hakim olmak hiç kolay değildir. F.Bahçeli futbolcuların 90 dakikalık tempoları, direnişleri her türlü takdire değer. Benim eleştirdiğim noktalar ise bu mücadeleyi ikinci planda bırakan, yürekli futbola gölge düşüren konular.
    Yoksa böyle kora kor oynayanları alkışlamak boynumuzun borcudur.
    Tıpkı Lugano'yu eleştirmeyi nasıl bir görev biliyorsak bunu da görev bilir ve o görevi yerine getirmekten de gocunmayız.

    Ünal Aysan 10'da 10
    HÜRRİYET böyle manşet atmış. Yılların gazetecisi Mehmet Aslan'ın yönettiği Hürriyet! Bizim şarkıcı arkadaşın eline kalmaması için kavga verdiğimiz sayfaların manşeti bu kadar taraflı. Şimdi sormak lazım sevgili Aslan'a, peki gazetecilik kaçta kaç! Sıfıra sıfır mı?

    Rehavet tehlikesi
    GAZİANTEP bu ülkenin en iyi takımlarından biri. Aslanlar gibi mücadele ediyorlar. Beşiktaş 3-0'a güvenirse son yılların en büyük hüsranını yaşayabilir. Gaziantep her türlü saygıyı hak den bir rakip. Beşiktaş bunu bilerek oynamalı. Yoksa işleri zor. Benden söylemesi.

    Bu nasıl tarafsızlık?
    DÜNE kadar hakem yazmam diyenler bile sonunda renklerini belli ettiler. Hüseyin Göçek'i yerden yere vurdular. Tarafsızlık şapkaları düştü, fanatik kelleri göründü.
    Foyaları meydana çıktı...
    Medyasıyla, yöneticisiyle yükleniyor Fenerbahçe.
    Şampiyonluk istiyor.
    Bu arada hakemi eleştiren "yılların tarafsız kanaat önderleri!" nedense soyunma odası koridorunda hakemlere hakaret eden Aziz Yıldırım hakkında tek satır yazmamışlar.
    Sahaya inmeye çalışan seyircileri, rakip kulübeye küfür eden İsmail Kartal'ı hiç duymamışlar.
    Lugano'nun atılmayışından haberdar değil bu arkadaşlar.
    Sarı-lacivert gözlükleri takıp yazılarını yazmışlar.
    Tarafsız abilerim benim.
    Yerim sizin tarafsızlığınızı ben.

    Schuster imana geldi
    BEŞİKTAŞ'IN Avusturya kampında Mesut Özil'i sorduğumuzda "Onun çok özel bir futbolcu olduğunu düşünmüyorum" diyen Schuster sonuda çark etti: ''Geçmiş Türkler'in dehasına sahip, ülkemde yetişmiş bir futbolcu ve gelecek 10 yılın en büyüklerinden biri olma yolunda ilerliyor.'' Ha şunu bileydin dik kafa!!!


    BİZE ULAŞIN