Web Sürümüne Geç

    Tarihi gaflar!

    Turgay Demir Turgay Demir
    Lord Kevin (İskoç fizikçi): Radyonun geleceği yok!

    ***
    Charles H. Duell (Amerikan Patent Dairesi Başkanı 1899): Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek her şey icat edildi.

    ***
    H. G. Wells (Yazar 1901): Denizaltıların savaşta ne ise yarayabileceğini anlayamadım. En fazlasından mürettebatın boğularak ölmesine sebep olabilir.

    ***
    Henry Ford'un kredi talebi üzerine otomotiv sektörünün geleceği konusunda ekspertiz veren bir banka müdürü (1903): Atlar her zaman kullanılacaktır.
    Otomobil ise ancak geçici bir moda olabilir.

    ***
    Mareşal Ferdinand Foch (I.Dünya Savası'nda Fransız Orduları Başkomutanı 1911): Uçaklar hoş oyuncaklar. Ama askeri bir değerleri yok.

    ***
    Harry M. Warner, film endüstrisi yöneticisi. O sıralarda yeni icat edilen sesli film hakkında (1927): Artistlerin konuşmalarını kim duymak ister ki?

    ***
    Daryik F. Zanuck (Twenty Century Fox'un başkanı 1944): Televizyon en geç altı ay içinde piyasadan silinecektir.
    İnsanlar her akşam böyle bir kutuya bakmak istemez.

    ***
    Popular Mechanics Dergisi (1949):
    Bilgisayarlar gelecekte belki sadece 1.5 ton ağırlığında olacaklar.

    ***
    Decca Record Plak Firması'nın bir yöneticisi (Beatles hakkında -1962):
    Soundlarını beğenmedim, ayrıca gitar gruplarının modası geçti.

    ***
    Kenneth Olsen, Digital Equipment Corp.'un (Bir bilgisayar firması başkanı -1977): İnsanların evlerinde bilgisayar bulundurmaları için herhangi bir neden göremiyorum.

    ***
    Ertuğrul Günay Kültür ve Turizm Bakanı- 2012- Uzay Çağı): Gökkafes ve Swissotel yapılmış, artık onlara dokunamayız ama İnönü'nün yerine yeni bir stada izin vermem. Çünkü Saray kayıyor!

    ***
    Ve bir sosyal medya sözü: İnsanın İÇ Acılarının toplamı, burnunun dikine eşittir!!!

    İstanbul'a ateş etmek!
    1946'da oraya stat yapılmış olmasaydı, bugün sarayın dibinde kimbilir hangi plazalar yükselecekti. Yarın orayı park yaparsanız Türk futbolunun tarihini yıkmakla kalmaz, binlerce aç gözlünün iştahını da kabartırsınız. Bugünkü güçlü iktidar döneminde korunabilse dahi, başka bir zaman diliminde birileri o parkı alır ve yerine ya otel ya da rezidans diker. İnönü'yle oynamak, İstanbul'a ateş etmektir!

    El insaf
    Beşiktaş bu güzel ülkenin tarihi ve turizmi için daha önce bir stadını feda etmişti. Bugünkü değeriyle milyar dolarlık olan Şeref Stadı'nı terk edip oraya turizme katkı sağlayacak bir otel inşası için fedakarlık yapmıştı.
    Şimdi Beşiktaş'tan yeni bir fedakarlık istemek ne kadar doğrudur, elini vicdanına koyup Sayın Bakan kendi karar versin. Hele hele Gökkafes ve Swissotel tüm heybetiyle orada dururken.

    Yıkarak değil yaparak

    İnönü'yü yıkıp bulunduğu araziyi altınla kaplasanız dünyaya vereceğiniz mesaj sıfıra yakındır. Herhangi bir dünyalının görmek için geleceği bir şey yapmak istiyorsanız onun adı yeni stattır. Fi tarihinden kalma yasalarla önüne engel çıkarılmadan, saray havasında bir stat yapmak tüm dünyanın ilgisini çekebileceği gibi iki yılda bir Şampiyonlar Ligi, Süper Kupa ya da Avrupa Ligi finali oynatmanız da büyük ihtimaldir.
    Kıtaların buluştuğu yerde final oynamayı kim istemez ki? Tanıtımsa böyle olur, yıkarak değil yaparak.

    Zorlaştırmayınız

    Sayın Bakan Ertuğrul Günay da Dolmabahçe Sarayı'na hiçbir zarar vermeden oraya yeni bir stat yapılabileceğini biliyordur sanırım. Elin Japonu denizin ortasına ada yapıyor, Dubai'de Palmiye Adası inşa ediliyor... Hal böyleyken biz bir inşaat yaparken sarayın kaymasını önleyemeyeceksek, ne diye yaşıyoruz ki? Yüce Allah Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: Zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız!
    Halka hizmet Hak'ka hizmetse Sayın Bakan bunu da düşünmeli.

    Ya futbol tarihi...

    Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay tarihe saygı anlamında İnönü'nün yerini almak istiyor. Bu pencereden bakalım bir de olaya.
    Çok değil 15-16 yıl öncesine kadar üç büyükler tüm maçlarını İnönü'de oynuyordu, Milli Takım da öyle. Peki İnönü'de yatan Türk futbol tarihi ne olacak? O kimsenin umurunda değil mi? Sanmıyorum. Bu ülkenin sporu seven ve zamanında futbol oynamış bir Başbakan'ı varken İnönü'ye kimse
    dokunamaz. Bakan bey bile.

    Krallığın adı yok!

    Hazır bugün tarih ve spor konularına dalmışken yıllardır savunduğum bir düşünceyi bir kez daha gündeme getirmek istiyorum. Bir ülke değerli sporcularını hatırlamalı ve hatırlatmalıdır.
    Bunun çeşitli yolları var ama en kestirmesi adlarına düzenlenen organizasyonlardır.
    Bu bakışla yıllardır resmi bir yarış dahi kabul etmediğimiz gol krallığı mücadelesini hatırlamak ve hatırlatmak istiyorum.
    Bence bu yarışın bir adı olmalı. Belki Metin Oktay, belki Lefter, belki de bir başka isim.
    Orası tartışılır ama köklerimizden kopmadan geleceği yaşamak istiyorsak sporun gücünü anlamalı ve doğru kullanmalıyız. En azından ben böyle düşünüyorum. Ya siz!?



    BİZE ULAŞIN