Web Sürümüne Geç

    Koşamazsak düşeriz!

    Turgay Demir Turgay Demir
    Konu Ay-Yıldızlı Milli Takım bile olsa goy goy yapmayı sevmem, inandığım gerçek neyse o minval üzere yazarım, çizerim… Bugünkü İzlanda maçıyla ilgili düşüncelerim de aynı şekilde samimi ve gerçekçi olacak… Herşeyden önce şunu söylemeliyim ki İzlanda, Çek Cumhuriyeti'nden çok daha dinamik bir takım. Klasik 4-4-2'yle ilk maçta bizi sahadan silmişlerdi.
    O gün sahaya çıkan kadromuzda Selçuk İnan, Arda Turan, Olcan Adın gibi oyunu tek taraflı oynayan üçlümüz sahadaydı.
    Emre Belözoğlu ve Topal büyük gayret gösterseler de Arda, Selçuk ve Olcan topsuz oyunda hiç görünmedikleri için orta alan çökmüştü… İzlanda Bödvarsson'la perdeyi açmış, Sigthorsson ve Sigurdsson ise fişi çekmişlerdi. Elbette o maçta üçlü savunmayı denememiz rakibin ekmeğine yağ sürmüştü ama asıl problemimiz oyunun boyunu uzatmak ve orta alanda kaybolmaktı.

    Kaybolmayalım
    İşte bu nedenle, bugünkü maç öncesi bize düşen bunları hatırlatmak ve aynı hataların yapılmaması için uyarmaktır.
    Arda, Oğuzhan, Selçuk, Ozan, Hakan Çalhanoğlu gibi beşli hep birlikte sahada olursa yine orta alanda kayboluruz, yine oyunun boyu uzar ve yine rakip kanatlardan bizi fena halde yıpratır.
    Gönlümüz 2016'da olmayı istiyor, bunu yapacak gücümüz de var ama aklın yolunu takip etmeliyiz. Aklın yolu da, koşan bir orta saha ile rakibi karşılamaktır. Çünkü bu maçta koşmazsak ayakta kalamaz, düşeriz. Benden söylemesi.

    Rıdvan hoca haklı
    Rıdvan Dilmen, "Bugünkü aklımla Oğuzhan'ın yerinde olsam kesinlikle Barça ve Real'i hedeflerdim…" diyor… Hoca yerden göğe kadar haklı. Oğuzhan BÜYÜK hedefler peşinde koşmalı. Arda'nın başardığını, Ozi de başarabilir.

    ŞAMPİYONLUKLARA SAYGI
    F.bahçe ve Beşiktaş, 1923 yılında resmen kurulan ve aynı yıl FİFA'nın 26. Üyesi sıfatıyla dünya futboluyla birleşen Türkiye'de sayılmayan şampiyonluklarının peşine düşmek zorundalar.
    Fenerbahçe bu konuda bir gayret gösteriyor ama Beşiktaş'tan tık yok, olmalı… TFF, ilk "Ulusal Şampiyonasını"
    1924'de düzenledi adı da şöyleydi; Türkiye Futbol Şampiyonası.

    Amatör değiller
    TFF ayrıca 1936-1950 yılları arasında, "Milli Küme" adı altında ulusal şampiyonalar düzenledi.
    Bu şampiyonaya İstanbul, İzmir, Ankara illerinde düzenlenen bölgesel turnuvalarda başarılı olan takımlar katıldı ve lig usulüyle oynandı.
    Türkiye Futbol Şampiyonası'nda, Fenerbahçe 3, Beşiktaş 2 şampiyonluk kazanırken Galatasaray bu şampiyonada hiç şampiyonluk kazanamadı.
    Milli Küme liglerinde Fenerbahçe 6, Beşiktaş 3 şampiyonluk elde ederken Galatasaray 1 kez şampiyonluk kazandı.
    Özetle 1924-1950 arasında oynatılan, 2 ulusal şampiyonada, Fenerbahçe'nin 9, Beşiktaş'ın 5, Galatasaray'ın ise 1 şampiyonluğu var.
    Bugüne kadar bu şampiyonluklar YOK sayıldı.
    YOK sayanlar kah, o yıllarda futbol amatördü (Sanki dünyanın diğer ülkelerinde o yıllarda profesyonellik varmış gibi) dediler, kah, "Bazı seneler iki turnuva aynı anda yapıldı bir yılda iki şampiyon mu olur" mazeretleri ürettiler.
    Oysa o yıllarda bizim ligimiz adı geçen liglerdi.
    Bugün Spor Toto Süper Lig ne ise, o yıllarda da Türkiye Şampiyonası ya da Milli Küme aynı şeydi.

    Boş yere mi?
    Bu arada bazıları da "O sezonlarda sadece İstanbul, Ankara, İzmir gibi belli illerin takımları liglerde oynuyordu bu nedenle ulusal lig olarak kabul edilemez" diyerek Lefterler'i, Baba Hakkılar'ı sezonlarımıza adını verdiğimiz Süleyman Seba'ları boş yere oynamış duruma düşürdüler.
    Oysa şu andaki Süper Ligimiz'in ilk 8-9 yılında da sadece İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana takımları oynuyordu.
    Yani… Yanisi şu; Türkiye Futbol Şampiyonası ve Milli Küme ile, bugünkü Süper Lig'in ilk 8-9 yılı arasında profesyonellik dışında hiçbir fark yoktur. Üç lig de, dönemsel olarak ülke genelini temsil yetisine sahiptir ve üçü de dönemine göre ULUSAL liglerimizdir.

    Yarısı yok sayılır
    İşte bu nedenle Beşiktaş ve Fenerbahçe YOK sayılan bu şampiyonlukların peşine düşmeli ve gerçek tablonun F.Bahçe; 28, G.Saray; 21, Beşiktaş; 18, olduğunu kabul ettirmelidir.
    Aksi halde ülke futbol tarihimizin yarısını yok saymaya devam etmiş oluruz ki, bu da kendi kendimizi inkar etmekle eş anlamlıdır.
    BİZE ULAŞIN