Web Sürümüne Geç

    Fener'e 'Paşa' çayı

    İki takımın da ortak taktiği "Yemişim kontrollü futbolu" olunca, daha 25'inci dakika dolmadan skor 3-2'ye taşındı. Sanki...

    İki takımın da ortak taktiği "Yemişim kontrollü futbolu" olunca, daha 25'inci dakika dolmadan skor 3-2'ye taşındı. Sanki her iki takımın futbolcuları da Mecidiyeköy'den geçerken Ali Sami Yen'i boş bulup, "Hadi gazozuna bi maç çevirelim" demişlerdi. İki takımda da orta sahalar kepenk indirmiş gibiydi.

    Sakatlıktan yeni çıkan Emre ve kafasında binbir tilki dolaştığı için sahada kocaman bir soru işareti gibi dolaşan Alex, yeterince savunma yapmayınca bu alanda bütün yük tek başına Selçuk'un omuzuna binmişti.
    Bunu fark eden kurt hoca Yılmaz Vural, Ersen Martin ve Şahin'i, Bilica ile Lugano'nun arasına sokunca, Kasımpaşa'nın golü "Geliyorum" dedi. Bilica ile Lugano'yu neredeyse kafa kafaya tokuşturan Şahin daha 6. dakikada sarı-lacivertli ağları havalandırdı. 1-0... 14. dakikada ceza sahası içinde rakibine çalım atmak isteyen kaleci Volkan'ın bu fantezisi az daha Ersen Martin'in ayağından ikinci gol olarak tabelaya yazılacaktı. Aradan bir dakika geçmeden Ersen Martin, tepsiyi boş göndermedi ve bu kez penaltıyı eliyle rakibe ikram etti. Atışı kullanan Alex yan ağların içini bulunca skora eşitlik geldi. 1-1...
    Bu dakikadan sonra her iki takım da oyun disiplininden iyice uzaklaştı. Fenerbahçe seyircisinin aylardır Guiza'dan beklediği "aşırtma gol", 21. dakikada Emre'den geldi. Emre öyle bir vurdu ki, kaleci Murat Şahin'e ancak topun arkasından el sallamak kaldı... 1-2... Şahin atıyor, kaleci Murat Şahin yiyordu. Bu maça fon müziği yapılsa, en uygunu "Kaleden kaleye Şahin uçurdum" türküsü olurdu... Maçın ilk dakikalarından itibaren Kasımpaşa'nın
    sol kanadında "Yaprak Dökümü" yaşanacağı belliydi. Zira bu kanatta Halil-Ergün ikilisi aksayıp, duruyordu.

    (Bkz:Yaprak Dökümü dizisinde Ali Rıza Bey'i canlandıran oyuncunun ismi) Nitekim Dia, "Sansar Oğuz" gibi sol kanattan sağ kanada geçip, karşısına Halil-Ergün ikilisini alınca Kasımpaşa'nın soluna inme indi. Dia, bu kanattan arka arkaya taşıdığı üçüncü topta, Niang'a golü attırırken dakikalar 24'ü gösteriyordu. 1-3...

    Ama topu santra noktasına dikenin, gole gittiği bir tuhaf maç yaşanıyordu. Fenerbahçe'nin "göbeği" fazla yağlıydı... Lugano-Bilica ikilisi hata üstüne hata yapıyordu. Golden bir dakika sonra yine Bilica'nın ayağının altından geçen topla başlayan atakta Ersen Martin skoru 2-3'e getirdi. (Bu Bilica'dan filika olmaz. Fenerbahçe Bilica ile ne zaman buz dağlarının arasından geçmeye kalksa, kurtulan olmaz!.. Bunu gören Aykut Kocaman da selameti sakat Yobo'yu ikinci yarı sahaya sürmekte buldu...)

    BU ZEMİNE YAZIK OLACAK
    Bu arada Dia, nedense bulduğu madeni terk edip, yeniden sağ kanada, diri Keller'in karşısına geçince, sarı-lacivertlilerin etkisi azaldı. Ligin en iyi kanat bindirmecisi Gökhan Gönül de karşısındaki bu büyük boşluğu bir türlü kullanmadı.
    Aslında gollerin artmasının, her iki takım oyuncularının da özellikle hücumda düşündüklerini gerçekleştirebilmelerinin en önemli nedeni Ali Sami Yen'in harika zeminiydi. Şu tuhaflığa bakar mısınız: Türkiye'de bir tane iyi zemin var, o da yıkılacak statta!..
    Bu arada herkes maçın en şık hareketinin Emre'nin müthiş golü olduğu fikrinde birleşse de bana göre karşılaşmanın en güzel hareketi; iki yıl önce vefat eden Galatasaray'ın tribün liderlerinden Alpaslan Dikmen'in anısına Fenerbahçe tribünlerinde açılan pankarttı. Emre'nin nefis şandelinden çok daha fazla gözümü okşadı...

    ASİSTE ASİST YAPAN ADAM
    İkinci yarıda Caner ve Yobo takviyesi Fenerbahçe'yi biraz olsun kendine getirdi. Dakikalar 64'ü gösterirken, "Alex zekası" bir kez daha sahne aldı.
    Serbest vuruşta topu o kadar çabuk ve öldürücü bir biçimde Dia'nın önüne yuvarladı ki, bu futbolcunun Niang'a golü attırmaktan başka çaresi (!) kalmadı. 2-4... 90. dakikada rakipten kapıp, Niang'ın tam da sağ kaşının üzerine ortaladığı topla gelen beşinci gol ise günlerdir Alex üzerinden güç gösterisi yapmaya kalkanlara "kapak" olacak cinstendi. Hele 90 artı 2'de ceza sahası içinde verdiği krampon resitali sonunda hesabı yarım düzineye tamamladığı bir gol vardı ki, o kapağa bir de mühür vurdu.

    ALEX'İ KİMSE İNKAR EDEMEZ
    Hazır yeri gelmişken, burada Alex için iki kelam etmek şart oldu:
    Alex, tartışmasız Fenerbahçe'ye gelen en faydalı yabancı futbolcudur. İstatistiklerin de belgelediği bu gerçeği kimse inkar edemez. Maçın her anında tabelayı değiştirme yetisi bulunan böyle bir futbolcudan verim alamamak, kulüpteki idari ve teknik kapasite ile ilgilidir.
    Eğer onun kafasının içini rahatlatamıyor, sadece futbolu düşünmesini sağlayamıyor, futbol oynama iştahını köreltiyorsanız, yönetici olarak hatayı başka kimsede aramamanız gerekir. Umarım Alex'in Fenerbahçe için ne ifade ettiğini, bu futbolcuyu küstürüp, takımdan kopardıktan sonra anlamazsınız!..

    DİA, NİANG'I GOL KRALI YAPAR
    Kasımpaşa maçı aynı zamanda Dia'nın "rüşdünü ispat ettiği" maç olarak da kayıtlara geçti.
    Uzun zamandır etkili bir kanat oyuncusu arayan Fenerbahçe, nihayet ilacını bulmuş gibi.
    Her iki kanadı da aynı etkinlikle kullanabilen Dia, bu sezon Alex ile beraber Niang'ı gol krallığına taşıyabilir. Fenerbahçe'de en büyük problem ise defansın göbeğinde ve önünde yaşanıyor. Sarı-lacivertlilerin ligin en fazla gol yiyen ekiplerinden biri olması, bu büyük zaafı bütün gerçekliği ile gözle önüne seriyor.
    Orta sahanın ilk toplara müdahalede yetersiz kalması ve isteksiz davranması, defansın göbeğini oyup, güçsüz bırakıyor. Aykut'un bu "Kocaman" deliği, en kısa sürede yamaması gerekiyor.

    MESAJLAR İYİ OKUNMALI
    Yılmaz Vural'ın talebeleri ise geçen yıl olduğu gibi bu yıl da futbolu çirkinleştirmeden oynayıp, izleyenlere keyif veriyorlar. Fenerbahçe karşısına sarı kart cezalıları nedeniyle eksik çıkan ve sadece iki yabancısından yararlanabilen Kasımpaşa, şu anda puan cetvelindeki yerini hak etmiyor. İkinci yarıda Volkan'ın kurtardıkları ve direkten dönen top olmasa, bugün manşetler başka şeyleri yazıyor olabilirdi. Ama sarı-lacivertliler yetenekli ayakları sayesinde Ali Sami Yen'den "paşa çayı" içip döndüler. Yine de Fenerbahçe unutmamalı ki, bu sezon hiçbir takım "paşa paşa" mağlubiyeti kabul etme niyetinde değil!..
    Tabeladaki yarım düzine gole rağmen, futbolun ana diliyle verdiği mesajlar iyi okunmalı.

    BİZE ULAŞIN