Berlin'e duvar mı dayanır?

İşkence gibi geçen maçta, panzerlerin paletleri altında adeta pestil olduk

Ne yazık ki utanç verici olan sadece tabeladaki skor değil, ortaya koyduğumuz şahsiyetsiz futboldu. 90 dakikanın her saniyesini işkence gibi yaşadığımız maçta, Alman panzerlerinin paletleri altında adeta pestil olduk...
Dünyanın 'kendi sahasında deplasman oynayan' tek milli takımı Almanya, bir kez daha evinde Türk futbolseverlerin kuşatmasındaydı. 82'inci vilayetimiz Berlin'de maç öncesi neredeyse Alman Milli Marşı, Türk Milli Marşı'ndan önce söylenecekti!..
Her şeyden önce, medeni duruşları ve özgüvenleri için Almanları kutlamak gerek. Ne bilet kotası uyguladılar ne de Türk taraftarın seyirci üstünlüğünü ele geçirmesini engelleyecek, onların özgürlüklerini kısıtlayacak herhangi bir davranışta bulundular. Mesut Özil, Türk Milli Takımı'nı değil de Almanya fornasını tercih ettiği için Türk seyirciler tarafından ıslıklanıp, yuhalandı. Ama Almanya yerine Türk Milli Takımı'nı seçen Nuri Şahin'i ıslıklayan Alman seyirci yoktu!.. Sanırım iki ülkenin ortaya koyduğu futbol arasındaki

kalite farkı, öncelikle bu anlayıştan kaynaklanıyordu... Guus Hiddink, Almanya'da yetişen 5 oyuncuyu ilk 11'e koymakla ekstra bir 'motivasyon' oluşturacağını düşünmüştü. Ama motivasyondan fazlası gerekiyordu. Zira takım, sadece 'topu eveleyip, gevelemek için' sahaya dizilmiş gibiydi. Gole gidecek, netice alacak santraforu bırakın, kanat oyuncumuz bile yoktu. Gol girişiminde bulunmak bir yana, 'gol atmayı düşlemek bile' sanki bizimkiler için bir 'düşünce suçu' idi... İlk dakikalarda topu kontrolümüzde tutmak için sürekli yan pas yapınca, Almanlar'a tam saha pres imkanı tanıdık. Direncimiz düşüp de korku dağları sarınca top kayıplarımız arttı. Almanlar 15'inci dakikadan sonra istedikleri gibi at koşturmaya başladılar. Aurelio'nun 22. dakikada sakatlanıp çıkmasıyla ile orta sahada kontrolü tamamen rakibe kaptırdık. Bu dakikalarda Arda'nın eksikliğini iyice hissettik. Zira karşılarında herhangi bir tehdit görmeyen Lahm ve Müller sağ kanadımızı delik deşik ettiler. Sabri'nin bu kulvardaki çabası iyi niyetten ileri gitmeyince bu kanattan yiyeceğimiz golü beklemeye koyulduk.

Eşleşmelerde zayıf kaldık
İlk atağımızı izlemek için ise 39. dakikaya kadar beklememiz gerekti. Hamit'in uzattığı topta Halil biraz daha çabuk ve dikkatli olsa 'aile yapımı' golü Alman filelerine yuvarlamamız işten bile olmayacaktı.
İki takım arasında ilk yarıdaki en büyük fark, Almanlar'ın stoperi Mertesacker'di. Bizde Servet ile Ömer Erdoğan, Klose ile Müller'i kontrol etmekte güçlük çekerken, Mertesacker tek başına tüm ataklarımızı durdurmakla yetinmiyor, bir de gelip, kalemizde gol arıyordu. İlk yarıda bizi en çok zorlayan; Ömer Erdoğan-Klose ve Sabri- Müller eşleşmelerinde zayıf kalmamızdı. Nitekim gol de sağ kanadımızda açılan bu gedikten geldi.
Buradan ortalanan topta Müller'in kafası önce Volkan'ın eline değdi sonra üst direğe, ardından yan direğe çarpıp Klose'nin kafasına düşüverdi.
Klose, bir santraforun en büyük meziyetinin 'gol şansı' olduğunu bu pozisyonda bir kez daha göstermiş oldu: 1-0.

Servet canla-başla savaştı
İkinci yarıya biraz daha cesaretle başladık. Zira artık kaybedeceğimiz bir şey kalmamıştı. 52. dakikada Halil ceza sahası içinde aradığı "altın topu" bir anda önünde buluverdi. Ama plasesini, yelpaze gibi açılan kaleci Neuer kornere çeldi. Gelişen rakip ataklarında ise Servet'in canla başla verdiği mücadele örnek alınacak cinstendi. Almanlar karşısında üç büyük zaafımız vardı. Birincisi; Almanlar'ın isimlerinin büyüklüğü karşısında sanki daha maça çıkmadan yenilmiş gibiydik. Ben son yıllarda millilerimizi hiç bu kadar "umutsuz" top oynarken görmedim. Gol atmaya öyle bir inanmıyorlardı ki, eğer atsalardı sevinmeyi bile beceremeyecek gibiydiler...

Bir Ramiz dayımız yoktu
İkincisi; takım Ezel doluydu ama asıl ihtiyaç duyulan Ramiz dayı gibi bir beyindi. İçlerinden birinin çıkıp, "Hooop kardeş, mesele başsız tavuk gibi koşturmak değil, mesele bu yola baş koymak" demesi gerekiyordu, ama kimse Ramiz dayı olamadı... Üçüncüsü; takım olmak için bir arada oynamak şarttı. Ama biz henüz üstüste iki maça aynı kadro ile çıkamamıştık. İlk 11'imizde son oynadığımız maçtan sadece 3 kişi vardı. Futbolcular birbirlerini kampta tavla oynayarak tanıyamaz. Eğer kadro istikrarı sağlayamazsanız, "takım oyunu" hayal olur. Oysa Almanlar hem kadro hem oyun anlayışı açısından makine düzenindeydiler. Muhtemelen çoğu uyurgezerdir ve kampta sabaha karşı uyanıp, birbirleriyle paslaşıyorlardır!..

Ruhlarımız da havalandı
Takımda en çok sırıtanlar; Gökhan-Hamit uyumsuzuğu, Ömer Erdoğan'ın tereddütleri, Nuri'nin amaçsızlığı, Özer'in etkisizliği, Volkan'ın hayati hataları ve Halil'in beceriksizliğiydi. Gökhan'ın o etkili kanat bindirmelerinde bu futbolcuyu doğru zamanda topla buluşturamadık. Nuri'nin yaratıcılığından bir kez olsun faydalanamadık. Tuncay'ın çabukluğunu ve fırsatçılığını konuşturacağı tek pozisyon yaratamadık. Nitekim "mahzun golcü" Mesut Özil plasesiyle fişimizi çekerek, daha fazla işkence çekmemzi önleyip, "ötenazi" uygulayınca, ağlarımızla birlikte ruhumuz da havalandı... 87'inci dakikada Volkan'ın hatasıyla gelen Klose golü ise utanç verici bir anı olarak göz kapaklarımızın içine asılı kalıd. 3-0...

Bu taktik bize uymaz
Hep söyledim, hep söyleyeceğim. Bizim milli takımımıza kontrollü, defans ağırlıklı futbol yakışmıyor. Bu zaten milli karakteristiğimize de uymuyor. Biz riski seven, heyecanlı, yüreğiyle savaşan insanların ülkesiyiz. Onun için bize "mucizelerin takımı" diyorlar. Bu takım riskle oynar, bu takım yürekle oynar, bu takım heyecanla oynar. "Önce bir rakibi durduralım da gerisi Allah kerim" taktiği bize uymaz. Hiddink'in en büyük taktik hatası, Almanya gibi bir "çilingirler ordusu" karşıssında sadece defans yapıp, enine doğru paslaşarak 90 dakikanın sonunu getirme aymazlığına düşmesiydi. Oysa kentin yakın tarihine şöyle bir göz atsa, Berlin'in "duvar örülecek" en son kent olduğunu görecekti!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN