Web Sürümüne Geç

    Yine Timsah ısırığı

    Fenerbahçe'nin bu yıl ilk kez kendi kalitesinde bir rakip ile mücadele ettiğini düşünürsek beraberliği 'iki puanlık bir kayıp' değil, 'bir puanlık bir kazanç' olarak nitelemekte fayda var

    Yenerbahçe maça öyle bir hızlı ve hırslı başladı ki sanırsınız zirveye tutunmak için galibiyetten başka şansı olmayan taraf Bursaspor değil, Fenerbahçe'ydi. Belli ki Aykut Kocaman maçı baştan koparıp, ikinci yarı dalga dalga gelmesi beklenen Bursaspor'un moral ve fizik direncini çökertmeyi hedefliyordu.
    Ancak Fenerbahçe'nin ilk yarıda nasıl bir dizilişle ve taktikle sahaya çıktığını seyircilerle birlikte sarı-lacivertli futbolcular da anlayamamış gibiydi. Niang solda başladı, bir ara Semih ile beraber çift santrfor oynadı, sonra sağa geçti, ikinci yarının sonunda bir de baktık ki, Aykut hocanın ısrarlı direktifleriyle yine sol çizgide.
    Niang bu yer değiştirmeleri rakip defansın dengesini bozmak amacıyla yapmış olabilir ama rakipten çok, kendi orta sahasını şaşırttı.
    Pas atmak için Niang'ı arayan Özer ve Cristian, Senegalli'yi bir türlü yerinde bulamadılar. Bu da orta sahanın çok pas hatası yapmasına sebep oldu. Niang biletini kaybetmiş sinema seyircisi gibiydi. Yerini bulana kadar antrakt oldu!

    Özer keyif vermedi
    Andre Santos sol çizgide iki hızlı kanat oyuncusu Ali Tandoğan ve Volkan'ın karşısında pek yalnız kaldı. İnsanın bu ikisiyle baş etmesi için değil Andre Santos, Android (yarı insan, yarı robot) olması gerekirdi. Nitekim konuk ekibin tüm tehlikeli atakları bu kanattan geldi. Özer, 10 dakikada bir reklamla bölünen dizi gibi keyif vermedi. Devamlılığı yoktu. Aykut hoca eğer Özer'den Emre yaratmak istiyorsa, yanına yardımcı antrenör olarak sihirbaz Aref'i almak zorunda! Bursaspor'un en başarılı oyuncusu ise sahanın her metrekaresini kullanan İvan Ergiç'ti. Maç boyunca "Korkunç İvan" gibi Fenerbahçe'nin kabusu oldu. İbrahim ise Kanuni"nin hasodabaşı "Pargalı İbrahim" gibiydi. Bursaspor kalesine her yaklaşan, ondan vize almak zorunda kaldı. Mehmet Topuz ise Batalla'yı kovalamaktan, hücuma katkı sağlayamadı. İlk yarının son dakikasında ise bir hakem faciası yaşandı. Kuddusi Müftüoğlu önce ceza sahası içinde Serdar'ın, "Ce-eee" der gibi iki koluyla Semih'e arkadan sarılmasını görmezden geldi. Akabinde 'kontrollü bir şekilde kaleciye kazandırılmak amacıyla verilen geri pası' da atladı. Yani 10 saniye içinde Fenerbahçe'nin bir buçuk penaltısını mundar etti!

    Vitesi hep boşta

    Fenerbahçe, Bursaspor karşısında üç forvetle (Niang, Semih, Alex) oynamasına rağmen, 61'inci dakikaya kadar bir tek önemli gol pozisyonu bulamadı.
    Çünkü, Fenerbahçe'nin şanzımanı Emre, devre dışıydı. Emre olmayınca Fenerbahçe'nin vitesi hep boşta. İstediğin kadar gaza bas, araba yerinden kımıldamıyor...
    70. dakikada Aykut Kocaman, Caner ve Dia'yı oyuna alıp, Fenerbahçe'ye iki kanat taktı. Kanarya azıcık irtifa kazanıp, baskı kurdu. Ancak 86. dakikada bir başka İvan, kaleci İvankov, Alex'in köşeye yönelen kafa vuruşunu direk dibinden çelmeyi başarınca Fenerbahçe'ye liderlik koltuğunu terk etmek düştü.
    Fenerbahçe'nin teknik açıdan bu yıl ilk kez 'kendi kalitesinde' bir rakiple mücadele ettiğini ve koca maç boyunca sadece ikibuçuk pozisyon yakaladığını düşünürsek, beraberliği 'iki puanlık kayıp' değil, 'bir puanlık kazanç' olarak nitelemekte fayda var.
    Maçta gol yoktu ama futbol ve mücadele adına çok şey vardı. Karşılaşma sonrasında en iyi 'yorumu' yapan ise takımını tribünlere çağırıp, alkışlayan Fenerbahçe seyircisiydi.

    Seyircisinin gönlünde

    Fenerbahçe 10 maç sonra ilk kez puan yitirmesine rağmen, seyircisinin gönlünde 3 puanlık mücadele etti. Futbolumuzu güzelleştiren, Fenerbahçe karşısında kapanmasına rağmen oyunu çirkinleştirmeyen Ertuğrul Sağlam ve öğrencileri ise her daim zirveye ortak olabilecek güçte olduklarını bir kez daha kanıtladılar.

    BİZE ULAŞIN