Web Sürümüne Geç

    Yağ, un, şeker var helva yapan yok!

    Başta TFF olmak üzere bütün federasyonlarımız adeta para içinde yüzüyor. Buna karşılık elde edilen başarılar verilen imkanlarla doğru orantılı değil EURO 2016'daki başarısızlığımız gerektiği gibi sorgulanmadan transfer dedikodularına kurban gitti
    Birkaç yıl öncesine kadar, Türkiye'de spor adına kendisinde söz söyleme yetkisi bulanların ağzından çıkan ilk cümle şuydu:
    "Türkiye'deki hantal ve katı spor yönetimi, dünyanın hiçbir yerinde yok. Bu kadar katı bir merkeziyetçi yönetimle Türk sporu bir yere varamaz. Dünyada sporunu bu şekilde yöneten sadece Kuzey Kore ile Küba kaldı. Çin bile bu yönetim şeklini terk etti..."

    Artık hantal sistem yok
    Şimdilerde bu cümle, neredeyse hiç kimsenin terminolojisinde yer almıyor.
    Çünkü, azıcık insaflı ve sporu takip eden herkes artık biliyor ki, Türk sporu şimdi dünyanın en ileri ülkelerinin uyguladığı bir modelle yönetiliyor; spor teşkilatının üzerindeki o hantal sistemin yerinde de yeller esiyor.
    Her ülke gibi ülkemizde de sporda üst otorite olarak bir Spor Bakanlığı bulunuyor. Ona bağlı birimlerle birlikte özerk spor federasyonlar, dernekler, kulüpler ve Olimpiyat Komitesi sporun paydaşlarını oluşturuyor.
    Her ülkede ufak tefek farklılıklar göstermekle birlikte sporda çağdaş yönetim şekli genel anlamda bu şekilde… Ülkemizde spor yönetiminin ana aktörü olan federasyonlarımız, diğer hiç bir ülkede olmadığı ölçüde olabildiğince, sporun taban birlikleri, kulüplerin seçim sistemleri de alabildiğince özgür... İstedikleri başkanlarla çalışma şansına sahipler…

    Başarıdan uzak
    Daha önceleri başarısızlıklarımızın sebebini ülkedeki otoriter spor yönetimine bağlar, sistemin değişmesi gerektiğinden dem vururduk. Sığındığımız bu bahane artık elimizden alınmıştır.
    Sporda uluslararası anlamda maalesef istediğimiz başarılardan çok uzaklarda olduğumuz hepimizin malumu… 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası'ndaki başarısızlığımız gerektiği gibi sorgulanamadan transfer dedikodularına kurban gitti.

    Birileri hesap vermeli
    Bizler futbolcularla, teknik heyetle uğraşırken asıl hesap vermesi gereken yönetim kadrolarının ekmeğine yağ sürdük.
    Türkiye'deki spor ekonomisinde dönen rakamlar milyarlarca lira ile ifade ediliyor. Başta Futbol Federasyonu olmak üzere bütün federasyonlarımız adeta para içinde yüzüyor.
    Buna karşılık elde edilen başarılar verilen imkanlarla doğru orantılı değil...
    Bütün iyi niyetlere, yere çok sağlam basan düzenlemelere rağmen, çok belli ki bir yerlerde kaçak var.
    Hemen hesap sorulmalı ve birilerinin de hesap vermesi gerekli… Şu transfer şamatasını bi'bitirebilsek tabii!..

    Laf aramızda...
    Olimpiyat yılında birçok etkinlikle sporcularımızı tanıtabilir ve onlara moral aşılayabiliriz. Basketbolcularımız toparlanacak ve Rio vizesini alacaklardır... Devşirme sporcularımız da diğer ülkelerin gündeminde ilk sırada
    2016 Rio Olimpiyatları'na sayılı günler kaldı. Hangi sporcumuz ne vadediyor, kim nerede çalışıyor, performans durumları nedir, madalya umutlarımız kimlerdir?
    Gazete ve televizyonlarda, ilaç niyetine en ufak bir haber yok… Sporcularımız ya gizlilik içinde bir çalışma yürütüyorlar, ya da bu konu kimsenin ilgisini çekmiyor. Yoksa, olimpiyat yılında üstelik şurada bir aydan az bir zaman kalmışken gazete ve televizyonların bu haberlerle dolu olması ve bu günlerde Türkiye'nin bir olimpiyat şenliği içinde Rio'ya yolculuk hazırlığında olması gerekmez miydi? Birçok etkinlikle sporcularımızı tanıtabilir ve bu sayede onlara güven ve moral aşılayabiliriz.
    Laf aramızda, halen gemiyi kaçırmış da değiliz.
    Haydi, ne duruyoruz?

    Soner Sivri'nin büyük başarısı
    Dünyanın en prestijli tenis organizasyonlarından olan Wimbledon'da, 58 yıl aradan sonra ilk defa bir Türk hakemi kulede görev yaptı. Bu görevi kolay kolay başka ülke hakemlerine yaptırmayan kibirli İngilizler için yabancı ülke hakemlerinin görevi, sadece çizgi hakemliği ile sınırlı… Bu yüzden Soner Sivri'nin başarısı Türk sporu açısından çok önemlidir.

    50 sporcudan 16'sı devşirme
    Avrupa Atletizm Şampiyonası Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da bütün hızıyla devam ediyor. Türkiye, ilk madalyalarını devşirirken şampiyonadaki devşirme atletlerimiz de diğer ülkelerin gündeminde ilk sıralarda… Çünkü, şampiyonadaki 50 sporcumuzdan 16 tanesi devşirme...
    Jamaika'dan Azerbaycan'a kadar birçok ülkeden sporcumuz var... İlk madalyamızı da Kenyalı Yasemin Can ile kazandık. Anlayacağınız, dünya da hayretler içinde "Bir milli takımda bu kadar devşirme sporcu olur mu diye?" manşetler atma yarışında…

    Umudumuzu kaybetmedik
    Süper Lig takımlarımızın 2016-2017 sezonu hazırlıkları bütün hızıyla devam ediyor.
    Transfer trafiğinden başımız döndü. Her zamanki gibi kimin eli kimin cebinde belli değil... Bu arada 2016 Rio Olimpiyatları'na bilet alma mücadelesi veren A Milli Erkek Basketbol Takımı, elemelere Kanada yenilgisi ile başladı. Her zaman, her ortamda yendiğimiz Kanada'dan ağır bir mağlubiyet aldık. İkinci maçta ise güle oynaya geçmemiz gereken Senegal karşısında ecel terleri döktük. Şimdi rakip daha da dişli; karşımızdaki takım Fransa… Durum istediğimiz gibi gitmese de henüz umudumuzu da kaybetmiş değiliz. 12 Dev Adam'a güveniyoruz. Toparlanıp, olimpiyat vizesini alacaklardır.
    Etiketler Futbol, Türkiye, TFF, Spor
    BİZE ULAŞIN